İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Pıhtılaşma Testleri

Antifosfolipid Antikorları (Anti-Kardiyolipin, Beta-2 Glikoprotein)

Pıhtılaşmayı artıran bağışıklık kaynaklı antikorların araştırılması. Sonucun kalıcı olduğunun belirli bir süre sonra doğrulanması gerekir.

Antifosfolipid antikorları, bağışıklık sisteminin hücre zarındaki yağ yapılarına ve bunlara bağlanan proteinlere karşı ürettiği antikorlardır. Bu antikorlar pıhtılaşma dengesini bozar ve hem toplardamarlarda hem atardamarlarda pıhtı oluşumunu kolaylaştırır; ayrıca tekrarlayan gebelik kayıplarına yol açabilir. Araştırma üç ayrı testle yapılır ve sonuçların belirli bir süre sonra yinelenerek doğrulanması gerekir.

Antifosfolipid Antikorları Nedir, Pıhtılaşma Eğilimini Nasıl Artırır?

Bu antikorlar, bağışıklık sisteminin kendi dokularına yönelmesiyle ortaya çıkar.

Hedefleri

Hücre zarlarının yapısında yağ molekülleri bulunur. Pıhtılaşma tepkimeleri, bu yağ yüzeyler üzerinde gerçekleşir; pıhtılaşma proteinleri buraya tutunarak çalışır. Antifosfolipid antikorları, bu yağ yapılara ve onlara bağlanan taşıyıcı proteinlere karşı gelişir. En sık hedef alınan yapı, kanda dolaşan ve bu yağ yüzeylere bağlanan bir proteindir; bir diğeri ise hücre zarında bulunan bir yağ molekülüdür.

Pıhtılaşmayı Bozma Yolları

  • Pıhtılaşmayı frenleyen doğal koruyucuların çalışmasını engellerler.
  • Damar iç yüzeyini uyararak pıhtılaşmayı kolaylaştırırlar.
  • Pıhtı hücrelerini etkinleştirirler.
  • Pıhtının çözülmesini güçleştirirler.
  • Bağışıklık sisteminin iltihabi yollarını uyarırlar.
  • Eş dokusundaki damarların gelişimini bozabilirler.

Tek Başına ve Eşlik Ederek Görülmesi

Bu antikorlar iki biçimde görülür. Bir grupta başka bir hastalık bulunmaz; tablo yalnız bu antikorların yarattığı sorunlardan oluşur. İkinci grupta ise bir bağ dokusu hastalığına eşlik ederler; en sık birlikte görüldükleri hastalık, bağışıklık sisteminin kendi dokularına yöneldiği yaygın bir romatolojik hastalıktır. İkinci grupta tedavi, hem pıhtılaşmaya hem altta yatan hastalığa yöneliktir. Bu nedenle antikor pozitifliği saptandığında eklem ağrıları, ciltte döküntü, güneşe duyarlılık, ağızda yaralar, saç dökülmesi ve böbrek bulguları sorgulanır ve gerekirse romatoloji değerlendirmesi planlanır.

Laboratuvardaki Çelişkili Görünüm

Bu antikorların en şaşırtıcı yanı, laboratuvar ortamında pıhtılaşmayı geciktirmeleridir. Pıhtılaşma testlerinde kullanılan yağ yüzeylere bağlanarak tepkimeyi engellerler; bu nedenle süre uzar ve kanama eğilimi varmış gibi görünür. Oysa vücut içinde tam tersi olur ve pıhtı oluşumu artar. Bu çelişki, tanının atlanmasına ya da yanlış yorumlanmasına yol açabilir. Ayrıntılar aPTT sayfasındadır.

Hangi Durumlarda Antifosfolipid Antikorları Araştırılır?

Araştırma, pıhtı ve gebelik sorunlarının belirli biçimlerinde yapılır.

Pıhtı ile İlgili Durumlar

  • Genç yaşta ortaya çıkan pıhtı olayı
  • Belirgin bir tetikleyici olmadan gelişen pıhtı
  • Tekrarlayan pıhtı olayları
  • Olağandışı yerlerde gelişen pıhtı
  • Atardamar ve toplardamar pıhtısının birlikte görülmesi
  • Genç yaşta inme ya da kalp krizi
  • Kan sulandırıcı kullanırken yeni pıhtı gelişmesi

Gebelikle İlgili Durumlar

  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları
  • Gebeliğin ileri döneminde bebek kaybı
  • Gebelik zehirlenmesinin erken ve ağır biçimde ortaya çıkması
  • Bebeğin rahim içinde yeterince büyüyememesi
  • Eş dokusunun erken ayrılması
  • Tüp bebek denemelerinin yinelenen biçimde sonuçsuz kalması

Diğer Bulgular

Bazı laboratuvar ve muayene bulguları da araştırmayı gerektirir: pıhtılaşma süresinin açıklanamayan biçimde uzaması, pıhtı hücrelerinin sayıca azalması, ciltte ağ biçiminde mor renk değişikliği, tekrarlayan cilt yaraları ve kalp kapaklarında açıklanamayan kalınlaşma. Ayrıca bağ dokusu hastalığı bulunan kişilerde bu antikorlar sık görülür ve araştırılır. Ayrıntılar trombofili paneli sayfasındadır.

Test Öncesinde Hazırlık Gerekir mi?

Özel bir hazırlık gerekmez; ancak bazı bilgilerin bildirilmesi zorunludur.

Hazırlık Kuralları

  • Aç kalmak gerekmez.
  • Günün herhangi bir saatinde kan verilebilir.
  • İlaçlarınızı kendi başınıza kesmeyin.
  • Kullandığınız tüm kan sulandırıcıları bildirin.
  • Yakın zamanda geçirdiğiniz enfeksiyonu söyleyin.
  • Aşı olduysanız belirtin.
  • Gebeyseniz ya da yakın zamanda doğum yaptıysanız bildirin.
  • Yakın zamanda pıhtı olayı geçirdiyseniz tarihini söyleyin.

Kan Sulandırıcıların Etkisi

Bu araştırmanın pıhtılaşma temelli bölümü, kan sulandırıcı ilaçlardan belirgin biçimde etkilenir. Damardan verilen pıhtı önleyici, K vitamini karşıtı ilaçlar ve yeni kuşak ağızdan alınan pıhtı önleyiciler bu testte yanlış pozitif ya da yanlış negatif sonuca yol açabilir. Antikor düzeylerini doğrudan ölçen testler ise ilaçlardan etkilenmez. Bu nedenle ilaç kullanımı, hangi testlerin ne zaman yapılacağını belirler.

Kan Alma İşlemi

Kan, kolun iç yüzündeki bir toplardamardan alınır. Pıhtılaşma temelli test için özel tüp kullanılır ve tüpün üzerindeki çizgiye kadar doldurulması gerekir; eksik dolan tüp yanlış sonuca yol açar. Antikor düzeyi ölçümleri için ayrı bir tüp alınır. Turnike uzun süre bağlı tutulmaz ve yumruk yaptırılmaz. Damarın zorlanması tüp içinde küçük pıhtılar oluşmasına neden olur ve pıhtılaşma temelli testi bozar. Örnek bekletilmeden laboratuvara gönderilir; dış merkeze gönderilecekse hemen ayrılıp dondurulur. Serum takılı olan koldan örnek alınmaz; verilen sıvı kanı sulandırır.

Enfeksiyon ve Aşı

Enfeksiyonlar sırasında ve sonrasında bu antikorlar geçici olarak pozitif bulunabilir. Aynı durum bazı aşılardan ve ilaçlardan sonra da görülür. Bu geçici pozitiflikler genellikle düşük düzeydedir ve pıhtı eğilimi yaratmaz; haftalar ya da aylar içinde kendiliğinden kaybolur. Bu nedenle yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyon varsa test ertelenir ya da sonuç bu bilgiyle birlikte yorumlanır.

Testler Nasıl Çalışılır ve Sonuç Ne Kadar Sürede Çıkar?

Üç ayrı test birlikte istenir; iki farklı yöntem kullanılır.

Üç Test

  • Pıhtılaşma temelli test: antikorların pıhtılaşma tepkimesini engelleyip engellemediğine bakılır.
  • Hücre zarındaki yağ moleküle karşı antikorların düzeyi ölçülür.
  • Taşıyıcı proteine karşı antikorların düzeyi ölçülür.
  • Son iki testte iki ayrı antikor sınıfı ayrı ayrı bakılır.
  • Üçü birlikte istenir; biri negatif olsa bile diğerleri pozitif olabilir.

Pıhtılaşma Temelli Testin Aşamaları

Bu test tek bir ölçüm değil, birkaç aşamalı bir incelemedir. Önce pıhtılaşma süresinin uzayıp uzamadığına bakılır. Uzuyorsa, örnek normal bir örnekle karıştırılır ve süre yeniden ölçülür; süre düzelmiyorsa engelleyici bir madde bulunduğu anlaşılır. Son aşamada, ortama yağ molekülü eklenir; süre bu kez kısalıyorsa engelleyicinin bu antikorlar olduğu doğrulanır. Bu aşamaların tümü tamamlanmadan sonuç kesinleşmez.

Kaç Testin Pozitif Olduğunun Önemi

Sonuç değerlendirilirken yalnız pozitiflik değil, kaç testin pozitif olduğu da önemlidir. Tek bir testin ve özellikle düşük düzeyde pozitif olması, daha zayıf bir eğilime işaret eder ve geçici olma olasılığı yüksektir. İki testin pozitif olması ara bir durumu gösterir. Üç testin de pozitif olduğu tablo, en güçlü eğilimi yaratan gruptur; bu kişilerde yeni pıhtı olayı gelişme olasılığı belirgin biçimde yüksektir. Bu nedenle tedavi daha güçlü planlanır, izlem sıklaştırılır ve bazı ilaç seçenekleri önerilmez. Raporunuzda hangi testlerin pozitif olduğunun ayrı ayrı belirtilmesi bu nedenle gereklidir.

Sonuç Süreleri

Antikor düzeylerini ölçen testler genellikle birkaç gün içinde sonuçlanır. Pıhtılaşma temelli test birden çok aşama gerektirdiği için biraz daha uzun sürebilir. Bu incelemeler her laboratuvarda yapılmadığı için örnek dış bir merkeze gönderilebilir ve süre uzayabilir. En önemlisi, pozitif bulunan sonuçların belirli bir süre sonra yinelenmesi gerektiği için nihai değerlendirme aylar sonra tamamlanır.

Antikorların Pozitif Çıkması, Aynı Testin Bir Süre Sonra Yinelenmesini Neden Gerektirir?

Çünkü geçici pozitiflikler sıktır ve kalıcı olanlardan ayrılmalıdır.

Geçici Pozitiflik Nedenleri

  • Bakteri ve virüs enfeksiyonları
  • Bazı aşılar
  • Bazı ilaçlar
  • Kanser hastalıkları
  • İleri yaş
  • Yakın zamanda geçirilen pıhtı olayı
  • Kan sulandırıcı kullanımı
  • Bazı aşılardan sonraki dönem
  • Böbrek diyalizi gibi yabancı yüzeyle uzun süreli temas

Doğrulamanın Kuralı

Bu antikorların anlamlı kabul edilmesi için, belirli bir süre sonra alınan ikinci bir örnekte de pozitif bulunmaları gerekir. Bu süre, geçici pozitifliklerin kaybolmasına yetecek kadar uzun tutulur. Yalnız ilk ölçüme dayanarak tanı konması, kişiye yaşam boyu sürecek yanlış bir etiket ve gereksiz tedavi getirebilir. Bu nedenle doğrulanmamış bir sonuca göre süresiz kan sulandırıcı başlanmaz.

Kalıtsal Olmaması

Bu antikorlar kalıtsal değildir; kalıtımla geçen bir gen değişikliği söz konusu değildir. Bağışıklık sisteminin sonradan ürettiği maddelerdir ve kişiye özgüdür. Bu, kalıtsal pıhtılaşma eğilimlerinden en önemli farklarından biridir. Bu nedenle aile bireylerinin taranması önerilmez; yakınması ve öyküsü olmayan akrabaların test edilmesi anlamlı bilgi vermez. Buna karşılık bağ dokusu hastalıklarına ailesel bir yatkınlık bulunabilir; ailede bu tür hastalıklar yaygınsa ve belirtisi olan bireyler varsa, onlar kendi bulgularına göre ayrıca değerlendirilir. Bu ayrımın açıklanması, gereksiz test isteminin önüne geçer.

İzlem

Tanı konan kişilerde izlem sürdürülür. Kan sulandırıcı kullanılıyorsa etkisi düzenli olarak ölçülür; bu kişilerde pıhtılaşma testleri antikorlardan etkilenebildiği için ölçüm yöntemi dikkatle seçilir ve gerektiğinde farklı bir yöntem kullanılır. Kan sayımı belirli aralıklarla değerlendirilir; pıhtı hücrelerinin azalması bu tabloda görülebilir. Böbrek işlevleri ve idrar incelemesi yapılır. Bağ dokusu hastalığı bulguları sorgulanır. Ayrıca yeni pıhtı belirtileri açısından uyanık olunması istenir ve bu belirtiler ortaya çıktığında takvim beklenmeden başvurulması gerekir. Bacakta tek taraflı şişlik, ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, konuşma bozukluğu ve tek taraflı güçsüzlük bu belirtilerin başında gelir.

Tanının Bütünü

Tanı yalnız laboratuvar sonucuna dayanmaz. Kalıcı antikor pozitifliğinin yanında, kişide bir pıhtı olayı ya da tanımlanmış gebelik sorunlarından birinin bulunması gerekir. Yalnız antikor pozitifliği bulunan ve hiçbir olay yaşamamış kişide tanı konmaz; bu kişiler taşıyıcı olarak izlenir. Bu ayrım, tedavi kararını doğrudan belirler.

Gebelik Planı

Gebelik planlayan kadınlarda ayrı bir plan yapılır. Gebelik, hem bu antikorların yarattığı tehlikeyi artıran hem de ilaç seçeneklerini kısıtlayan bir dönemdir. K vitamini karşıtı ilaçlar gebelikte kullanılamaz; bu nedenle gebelik öğrenildiğinde ilaç değiştirilir ve cilt altına yapılan pıhtı önleyicilere geçilir. Gebelik boyunca koruyucu tedavi sürdürülür ve gebelik yakından izlenir; bebeğin büyümesi, eş dokusunun kan akımı ve annenin tansiyonu düzenli olarak değerlendirilir. Doğum sonrası dönemde tehlike sürdüğü için tedavi belirli bir süre daha devam ettirilir. Bu plan, kadın hastalıkları uzmanıyla birlikte yapılır.

Koruyucu Önlemler

Tanı konan ya da taşıyıcı olduğu belirlenen kişilere koruyucu önlemler ayrıntılı anlatılır. Sigara mutlaka bırakılır; sigara bu antikorların etkisine eklenerek özellikle atardamar olaylarını kolaylaştırır. Tansiyon, kan yağları ve kan şekeri denetim altına alınır. Fazla kilo azaltılır ve düzenli yürüyüş önerilir. Uzun yolculuklarda sık hareket, bol su ve bası çorabı gerekir. Ameliyat ve uzun süreli hareketsizlik dönemlerinde koruyucu tedavi planlanır. Östrojen içeren ilaçlardan kaçınılır. Pıhtı belirtileri öğretilir ve bu belirtiler ortaya çıktığında hemen başvurulması istenir.

Sonuca Göre Yapılacaklar

Kalıcı pozitiflik ve pıhtı olayı birlikte bulunuyorsa süresiz kan sulandırıcı tedavi planlanır; bu kişilerde K vitamini karşıtı ilaçlar tercih edilir. Yalnız pozitiflik varsa ve olay yoksa sürekli ilaç başlanmaz; risk dönemlerinde koruyucu tedavi verilir ve risk etkenleri azaltılır. Gebelik planlanıyorsa ayrı bir plan yapılır. Ayrıca bağ dokusu hastalıkları açısından değerlendirme yapılır. Her durumda koruyucu önlemler anlatılır.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Testin belirli bir süre sonra yinelenmesi neden isteniyor?
Çünkü bu antikorlar geçici olarak da ortaya çıkabilir ve geçici pozitiflikler kalıcı olanlardan ayrılmalıdır. Bakteri ve virüs enfeksiyonları, bazı aşılar, bazı ilaçlar, kanser hastalıkları ve ileri yaş, bu antikorların kanda geçici olarak belirmesine yol açar. Bu geçici pozitiflikler genellikle düşük düzeydedir ve pıhtı eğilimi yaratmaz; haftalar ya da aylar içinde kendiliğinden kaybolur. Yalnız ilk ölçüme dayanarak tanı konması, size yaşam boyu sürecek yanlış bir etiket ve gereksiz kan sulandırıcı tedavisi getirebilir. Bu nedenle belirli bir süre sonra alınan ikinci bir örnekte de pozitiflik aranır ve tanı ancak doğrulandığında konur.
Enfeksiyon sırasında sonuç geçici olarak pozitif çıkabilir mi?
Evet, enfeksiyon sırasında ve sonrasında sonuç geçici olarak pozitif çıkabilir; bu, sık karşılaşılan bir durumdur. Bağışıklık sistemi enfeksiyonla savaşırken çok sayıda antikor üretir; bunların bir bölümü kendi dokularımızdaki yapılara da bağlanabilir. Bu durum özellikle virüs enfeksiyonlarından sonra görülür. Böyle bir pozitiflik genellikle düşük düzeydedir, tek bir testte saptanır ve pıhtı eğilimi yaratmaz. Enfeksiyon geçtikten sonra haftalar ya da aylar içinde kaybolur. Bu nedenle yakın zamanda geçirdiğiniz enfeksiyonu bildirmeniz gerekir; test ertelenebilir ya da sonuç bu bilgiyle birlikte yorumlanır ve mutlaka yinelenir.
Kan sulandırıcı kullanımı lupus antikoagülan testini etkiler mi?
Evet, belirgin biçimde etkiler ve bu, testin en önemli sınırlarından biridir. Bu test pıhtılaşma tepkimesine dayanır; kan sulandırıcı ilaçlar da aynı tepkimeyi değiştirir. Damardan verilen pıhtı önleyici ve K vitamini karşıtı ilaçlar yanlış pozitif sonuca yol açabilir. Yeni kuşak ağızdan alınan pıhtı önleyiciler ise en sorunlu gruptur; bunlar testi belirgin biçimde bozar ve hem yanlış pozitif hem yanlış negatif sonuç verebilir. Bu nedenle mümkünse test, ilaç kesildikten belirli bir süre sonra yapılır. İlaç kesilemiyorsa, ilaçtan etkilenmeyen antikor düzeyi ölçümlerine ağırlık verilir ve sonuç dikkatle yorumlanır.
Pıhtı öyküm yokken saptanan pozitiflik nasıl ele alınır?
Pıhtı öyküsü olmayan bir kişide saptanan pozitiflik, hastalık tanısı değil taşıyıcılık olarak değerlendirilir. Bu kişilerde sürekli kan sulandırıcı başlanmaz; çünkü ilacın kanama tehlikesi, beklenen yarardan büyük olabilir. Bunun yerine üç şey yapılır. Birincisi, pozitifliğin kalıcı olup olmadığı belirli bir süre sonra yinelenen testle doğrulanır. İkincisi, altta yatan bir bağ dokusu hastalığı olup olmadığı araştırılır. Üçüncüsü, risk etkenleri azaltılır: sigara bırakılır, kilo denetim altına alınır, tansiyon ve kan yağları düzenlenir, östrojen içeren ilaçlardan kaçınılır. Risk dönemlerinde koruyucu tedavi verilir ve pıhtı belirtileri öğretilir.
Tekrarlayan gebelik kaybıyla ilişkisi nedir?
Bu antikorlar, tekrarlayan gebelik kayıplarının gösterilmiş nedenlerinden biridir ve bu ilişki en güçlü kanıtlanmış olanıdır. Bebeğin beslenmesini sağlayan eş dokusundaki damarlarda küçük pıhtılar oluşması, gebeliğin sürdürülmesini engelleyebilir. Ayrıca bu antikorlar eş dokusunun gelişimini doğrudan bozabilir ve iltihabi bir yanıt başlatabilir. Bu nedenle tekrarlayan erken gebelik kayıpları, ileri dönemde bebek kaybı, erken ve ağır gebelik zehirlenmesi ile bebeğin rahim içinde büyüyememesi durumlarında bu antikorlar araştırılır. Tanı konduğunda gebelik boyunca koruyucu tedavi planlanır ve gebelik yakından izlenir; bu yaklaşımla sonuçlar belirgin biçimde iyileşir.
Pozitif sonuç kullanacağım kan sulandırıcının seçimini değiştirir mi?
Evet, değiştirebilir. Bu tanıyı taşıyan ve pıhtı geçirmiş kişilerde, K vitamini karşıtı kan sulandırıcılar genellikle tercih edilir. Yeni kuşak ağızdan alınan pıhtı önleyiciler ise, özellikle üç testin de pozitif olduğu kişilerde ve atardamar pıhtısı geçirenlerde önerilmez; bu gruplarda yapılan çalışmalarda bu ilaçlarla yeni olay gelişiminin daha sık olduğu bildirilmiştir. Gebelikte ise K vitamini karşıtı ilaçlar kullanılamaz; bunun yerine cilt altına yapılan pıhtı önleyiciler tercih edilir. İlaç seçimi; antikor profilinize, pıhtının yerleşimine, gebelik planınıza ve kanama riskinize göre yapılır.
Ameliyat öncesinde ek önlem gerekir mi?
Evet, ameliyat öncesinde ek önlem gerekir ve bu tanıyı taşıdığınızı mutlaka bildirmeniz gerekir. Ameliyat, pıhtı için güçlü bir tetikleyicidir; bu antikorları taşıyan kişilerde tehlike daha da büyüktür. Kan sulandırıcı ilacınız kesilecekse bu süre olabildiğince kısa tutulur ve bu dönemde yerine kısa etkili bir pıhtı önleyici konur. Ameliyat sonrasında ilaca en erken güvenli zamanda yeniden başlanır. Bunun yanında bası çorabı, bacakları ritmik sıkan cihaz, erken ayağa kaldırma ve yeterli sıvı alımı sağlanır. Ayrıca bu kişilerde pıhtılaşma testleri yanıltıcı olabilir; ameliyat ekibinin bunu bilmesi gerekir.
Bu antikorlar atardamar tıkanıklığına da yol açar mı?
Evet, yol açar ve bu, bu antikorları diğer pıhtılaşma eğilimlerinden ayıran önemli bir özelliktir. Kalıtsal pıhtılaşma bozukluklarının çoğu yalnız toplardamar pıhtılarıyla ilişkiliyken, bu antikorlar hem toplardamar hem atardamar tıkanıklıklarına neden olabilir. Genç yaşta ve bilinen risk etkenleri bulunmadan gelişen inme, kalp krizi ve bacak atardamarı tıkanıklığı bu tanıyı akla getirir. Ayrıca gözdeki damarlarda, böbrek damarlarında ve karın içi atardamarlarda da tıkanıklık görülebilir. Bu nedenle genç bir kişide açıklanamayan bir atardamar olayı geliştiğinde, bu antikorların araştırılması önerilir ve tedavi buna göre planlanır.
Farklı antikorların birlikte pozitif olması ne anlatır?
Farklı antikorların birlikte pozitif olması, tehlikenin daha büyük olduğunu gösterir. Araştırmada üç ayrı test kullanılır ve kaçının pozitif olduğu belirleyicidir. Tek bir testin pozitif olması, özellikle düşük düzeydeyse, daha zayıf bir eğilime işaret eder ve geçici olma olasılığı yüksektir. İki testin pozitif olması ara bir durumu gösterir. Üç testin de pozitif olduğu tablo, en güçlü eğilimi yaratan ve yeni pıhtı olayı gelişme olasılığı en yüksek olan gruptur. Bu kişilerde tedavi daha güçlü planlanır, izlem sıklaştırılır ve bazı ilaç seçenekleri önerilmez. Bu nedenle sonucunuzda kaç testin pozitif olduğu önemlidir.
Romatolojik bir hastalık açısından da araştırma gerekir mi?
Evet, gerekir. Bu antikorlar iki biçimde görülür: tek başına, yani başka bir hastalık olmadan; ya da bir bağ dokusu hastalığına eşlik ederek. En sık eşlik ettiği hastalık, bağışıklık sisteminin kendi dokularına yöneldiği yaygın bir romatolojik hastalıktır. Bu nedenle antikor pozitifliği saptandığında, eklem ağrıları, ciltte döküntü, güneşe duyarlılık, ağızda yaralar, saç dökülmesi, ateş ve böbrek bulguları sorgulanır. Kan sayımı, idrar incelemesi, böbrek işlevleri ve romatolojik antikorlar istenir. Bulgular varsa romatoloji değerlendirmesi planlanır; çünkü altta yatan hastalığın tedavisi tabloyu doğrudan etkiler.
Doğum kontrol hapı kullanımım yeniden değerlendirilir mi?
Evet, yeniden değerlendirilir ve genellikle değiştirilmesi önerilir. Östrojen içeren doğum kontrol hapları pıhtılaşma eğilimini artırır; bu antikorları taşıyan bir kadında iki etken birleştiğinde tehlike belirgin biçimde büyür. Bu nedenle bu kişilerde östrojen içeren haplar önerilmez. Bunun yerine yalnız progesteron içeren yöntemler, hormon salgılayan ya da hormon içermeyen rahim içi araçlar ve engelleyici yöntemler değerlendirilir. Aynı dikkat menopoz döneminde kullanılan hormon tedavileri için de geçerlidir. Bu karar kadın hastalıkları uzmanıyla birlikte verilir; gebelik planınız varsa ayrı bir plan yapılır ve ilaçlarınız buna göre düzenlenir.
Sonucumdaki 'zayıf pozitif' ifadesi ne demektir?
Zayıf pozitif ifadesi, antikor düzeyinin normal sınırın üzerinde olmakla birlikte belirgin biçimde yüksek olmadığını gösterir. Bu ayrım önemlidir; çünkü düşük düzeydeki pozitiflikler çoğu kez geçicidir ve enfeksiyon, aşı, ilaç kullanımı ya da ileri yaşa bağlı olabilir. Ayrıca bu düzeydeki pozitifliklerin pıhtı eğilimiyle ilişkisi zayıftır. Buna karşılık orta ve yüksek düzeydeki pozitiflikler daha anlamlı kabul edilir ve tanı için aranan ölçütü karşılar. Zayıf pozitif bir sonuç, belirli bir süre sonra mutlaka yinelenir; yinelenen ölçümde de aynı düzeyde kalıyorsa ve klinik bulgular varsa değerlendirme derinleştirilir.
Test sonucum yıllar içinde değişebilir mi?
Evet, değişebilir. Bu antikorlar kalıtsal bir özellik değildir; bağışıklık sisteminin ürettiği maddelerdir ve düzeyleri zaman içinde dalgalanabilir. Bazı kişilerde pozitiflik yıllarca sürer ve kalıcıdır; bazılarında ise kaybolur. Enfeksiyonlar, aşılar ve bazı ilaçlar geçici artışlara yol açabilir. Altta yatan bir bağ dokusu hastalığı varsa, hastalığın etkin ve sakin dönemlerinde düzeyler değişir. Bu nedenle tanı konmuş kişilerde de belirli aralıklarla ölçüm yinelenebilir. Bununla birlikte tanı bir kez klinik bulgularla birlikte konduğunda, sonradan negatifleşen bir test tedavinin hemen kesilmesini gerektirmez; karar bütüncül verilir.
Sigara ve uzun yolculuk uyarıları benim için farklı mı olur?
Evet, bu uyarılar sizin için daha da önemlidir. Sigara, damar duvarını doğrudan zedeler ve pıhtılaşma eğilimini artırır; bu antikorların etkisine eklendiğinde tehlike belirgin biçimde büyür. Özellikle atardamar olayları açısından sigara en güçlü eklenen etkendir; bu nedenle bırakılması önerilerin başında gelir. Uzun yolculuklarda ise hareketsizlik nedeniyle bacak toplardamarlarında akım yavaşlar. Bu kişilerde yolculuk sırasında sık ayağa kalkmak, oturur durumda ayak bileği hareketleri yapmak, bol su içmek, alkol ve uyku ilacından kaçınmak ve bası çorabı kullanmak önerilir. Çok uzun yolculuklarda koruyucu ilaç düşünülebilir.
Aile bireylerimin taranması önerilir mi?
Hayır, aile bireylerinin taranması önerilmez. Bunun nedeni, bu antikorların kalıtsal olmamasıdır; kalıtımla geçen bir gen değişikliği söz konusu değildir. Bu antikorlar bağışıklık sisteminin sonradan ürettiği maddelerdir ve kişiye özgüdür. Aile bireylerinde bulunma olasılığı, toplumun genelinden belirgin biçimde yüksek değildir. Bu nedenle yakınması ve öyküsü olmayan akrabaların test edilmesi anlamlı bilgi vermez; gereksiz kaygıya yol açar. Buna karşılık ailede bağ dokusu hastalıkları yaygınsa, bu hastalıklar açısından bir yatkınlık bulunabilir; belirtisi olan aile bireyleri ayrıca değerlendirilir. Kalıtsal pıhtılaşma eğilimleri ise farklıdır ve orada aile taraması gündeme gelebilir.

Tetkik sonuçları yalnızca şikâyetiniz, muayene bulgularınız ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirildiğinde anlam taşır.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. NHLBI (NIH) — Blood Cholesterol
  2. MedlinePlus — High Blood Pressure
  3. PubMed — Atherosclerosis prevention
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Atherosclerosis