İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Ameliyat

Kemoterapi İçin Port Kateter Takılması

Uzun süreli ilaç tedavisi için cilt altına kalıcı damar yolu yerleştirilmesi. Kollardaki damarların korunmasını sağlar.

Uzun süren damar yolu tedavilerinde, her seansta yeniden damar aramak hem güçtür hem kol damarlarını yıpratır. Port kateter, bu sorunu ortadan kaldırmak için cilt altına yerleştirilen kalıcı bir damar erişim düzeneğidir. Sistem iki parçadan oluşur: göğüs ön duvarında cilt altına yerleştirilen küçük bir hazne ve bu hazneden çıkıp kalbe yakın büyük bir toplardamara uzanan ince bir boru. İlaçlar, hazne üzerindeki silikon zardan geçirilen özel bir iğneyle verilir.

Port Kateter Takılması Nedir ve İlaç Tedavisi İçin Neden Port Kullanılır?

Portun tümü cilt altındadır; dışarı çıkan hiçbir parça yoktur. Bu, günlük yaşamı kısıtlamaz ve iltihap açısından belirgin bir üstünlük sağlar.

Neden Kol Damarları Yeterli Olmaz?

Kemoterapi ilaçlarının bir bölümü damar duvarını tahriş eder; ince kol damarlarından verildiğinde damar duvarında iltihap ve sertleşme gelişir, damar zamanla kullanılamaz hale gelir. İlaç damar dışına kaçarsa çevre dokuda ciddi hasar oluşabilir. Portun ucu kalbe yakın, kan akımının çok hızlı olduğu büyük bir toplardamarda bulunur; verilen ilaç burada anında seyrelir ve damar duvarına zarar vermez. Ayrıca her seansta damar arama zorunluluğu ortadan kalkar.

Ne İçin Kullanılır?

  • Kemoterapi ilaçlarının verilmesi
  • Kan ve kan ürünlerinin verilmesi
  • Damar yoluyla beslenme desteği
  • Uzun süreli antibiyotik tedavileri
  • Sık kan alınması gereken durumlar
  • Tomografi ve benzeri incelemelerde ilaçlı madde verilmesi

Diğer Kateterlerden Farkı

Kolun iç yüzünden takılan ince kateterler ve boyundan takılan tünelli kateterlerde dışarı çıkan bir bölüm bulunur; bu bölüm sürekli bir giriş kapısı oluşturur, pansuman gerektirir ve duş ile yüzmeyi kısıtlar. Portta ise dışarı çıkan parça yoktur; cilt kapalıdır ve kullanılmadığı dönemlerde yalnız aylık bakım gerekir. Bu nedenle uzun sürecek ve aralıklı verilen tedavilerde port tercih edilir. Ayrıntılar kalıcı kateter takılması sayfasındadır.

Port Kateter Kimlere Takılır ve Kararı Ne Belirler?

Karar, tedavinin süresine, verilecek ilacın özelliğine ve kişinin damar yapısına göre verilir.

Port Önerilen Durumlar

  • Aylar sürecek, aralıklı verilen kemoterapi tedavileri
  • Damar duvarını tahriş eden ilaçların kullanılacağı planlar
  • Kol damarları ince, kırılgan ya da önceki tedavilerle yıpranmış kişiler
  • Her seansta damar bulmakta güçlük çekilen kişiler
  • Sık kan alınması ve kan ürünü verilmesi gereken durumlar
  • Evde sürdürülen uzun süreli damar içi tedaviler
  • Çocuklarda, tekrarlayan iğne girişimlerinin azaltılması

Ertelenmesi Gereken Durumlar

Etkin bir enfeksiyon bulunması, kanda iltihap değerlerinin yüksek olması, ateş varlığı ve takılacak bölgede cilt iltihabı bulunması durumunda işlem ertelenir; yabancı bir yüzey, mikropların yerleşmesine elverişlidir. Kan değerlerinde belirgin düşüklük, özellikle pıhtılaşmada rol alan hücrelerin azalması durumunda değerler düzeltildikten sonra işlem yapılır. Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda düzen önceden belirlenir.

Taraf Seçimi

Port genellikle göğsün sağ üst bölümüne yerleştirilir; bu tarafta kalbe uzanan damar yolu daha düz olduğu için kateter bükülmeden yerleşir. Ancak taraf seçimi kişiye göre değişir: meme ameliyatı geçirilen taraf, ışın tedavisi uygulanan bölge, kalp pili bulunan taraf ve boyun damarı tıkalı olan taraf kullanılmaz. Kişinin baskın elini kullanma durumu, omuz çantası alışkanlığı ve emniyet kemerinin geldiği hat da gözetilir.

Port Takılmadan Önce Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Hazırlık kısadır; ancak iltihaptan korunma ve doğru damarın seçilmesi açısından önemlidir.

Yapılanlar

  • Kan tetkikleri: Kan sayımı, pıhtılaşma değerleri ve iltihap göstergeleri ölçülür.
  • Damar değerlendirmesi: Boyun ve köprücük altı toplardamarları ultrasonla incelenir; daha önce kateter takılmış kişilerde açıklık araştırılır.
  • Cilt değerlendirmesi: İşlem bölgesinde iltihap, yara ve döküntü olup olmadığı incelenir.
  • İlaç düzeni: Kan sulandırıcı ilaçların kesilme zamanı belirlenir.
  • Koruyucu antibiyotik: İşlemden hemen önce verilebilir.
  • Aç kalma: Sakinleştirici kullanılacaksa belirli bir süre aç kalınması istenir.

Kişinin Bilgilendirilmesi

Kişiye portun nereye yerleştirileceği, cilt altında hafif bir kabarıklık oluşacağı, iğnenin nasıl gireceği ve kullanılmadığı dönemlerde düzenli bakım gerektiği anlatılır. Kendisine bir port bilgi kartı verilir; bu kartta portun türü, takılma tarihi ve hangi görüntülemelere uygun olduğu yazar. Kart her sağlık başvurusunda gösterilmelidir.

Port Kateter Cilt Altına Nasıl Yerleştirilir?

İşlem, görüntüleme olanağı bulunan steril bir ortamda ve çoğu kişide bölgesel uyuşturma ile yapılır.

İşlemin Aşamaları

  • Uyuşturma: Boyun ve göğüs ön duvarındaki işlem bölgeleri uyuşturulur; kişiye rahatlaması için hafif bir sakinleştirici verilebilir.
  • Damara giriş: Boyun ya da köprücük kemiği altındaki toplardamara ultrason eşliğinde iğneyle girilir; ultrason, atardamarın ve akciğer zarının zedelenmesini önler.
  • Tel yerleştirilmesi: İnce bir tel damar içinden ilerletilir ve ucunun doğru yerde olduğu görüntülemeyle doğrulanır.
  • Cep açılması: Köprücük kemiğinin birkaç santimetre altında, birkaç santimetrelik bir kesiyle cilt altında haznenin yerleşeceği bir boşluk oluşturulur.
  • Tünelleme: Kateter, cep ile damara giriş noktası arasında cilt altından geçirilir.
  • Kateterin yerleştirilmesi: Kateter tel üzerinden damara sokulur; ucu kalbe yakın büyük toplardamarda konumlandırılır.
  • Bağlantı ve sabitleme: Kateter hazneye bağlanır, hazne cebe yerleştirilir ve alttaki dokuya dikişlerle sabitlenir.
  • Denetim: Hazneye iğne girilerek kan gelip gelmediği kontrol edilir ve sistem yıkanır; kateter ucunun yeri röntgenle doğrulanır.
  • Kapanış: Cep katman katman kapatılır; cilt genellikle içeriden, eriyen dikişle kapatılır.

Kateterin Ucu Neden Belirli Bir Noktada Olmalıdır?

Kateterin ucu, kalbe yakın büyük toplardamarın alt bölümünde bulunmalıdır. Bu noktada kan akımı çok hızlıdır; verilen ilaç anında seyrelir ve damar duvarına zarar vermez. Uç çok yukarıda kalırsa ilaç yeterince seyrelmez, damarda iltihap ve pıhtı gelişebilir. Çok aşağıda, kalbin içinde olursa ritim bozukluğuna ve duvar zedelenmesine yol açabilir. Bu nedenle uç konumu işlem sırasında görüntülemeyle doğrulanır ve işlem sonrasında akciğer filmiyle yeniden değerlendirilir.

Kol İçinden Yerleştirilen Portlar

Bazı kişilerde hazne göğüs yerine kolun iç yüzüne, dirsek üzerindeki bölgeye yerleştirilir. Bu düzenlemede kateter kol toplardamarından ilerletilerek kalbe yakın damara ulaştırılır. Göğüs bölgesine ışın tedavisi uygulanmış, o bölgede ameliyat geçirilmiş, boyun damarları tıkalı ya da göğüste yara bulunan kişilerde bu yol tercih edilir; ayrıca haznenin göğüste görünmesini istemeyen kişilerde de seçenek oluşturur. Hazne daha küçüktür ve iğneler daha incedir. Buna karşılık kol hareketleriyle kateterin yer değiştirme ve kolda pıhtı gelişme olasılığı biraz daha yüksektir; bu nedenle izlem yakın tutulur.

Haznenin Yerleşimi

Hazne, kemik bir zemin üzerine, cilt çok ince olmayacak biçimde yerleştirilir; bu, iğne girişini kolaylaştırır ve haznenin sabit kalmasını sağlar. Çok zayıf kişilerde cilt incelmesini önlemek için biraz daha derine, kilolu kişilerde ise iğnenin ulaşabilmesi için daha yüzeyel konumlandırılır. Hazne alttaki dokuya dikişlerle sabitlenir; böylece dönmesi ve yer değiştirmesi önlenir. Yerleşim, emniyet kemerinin ve çanta askısının geleceği hat gözetilerek seçilir.

Portun takıldığı bölgede oluşan kesi izi zamanla solar ve belirginliği azalır. Kesinin doğal cilt çizgilerine uygun yerleştirilmesi, izin daha az fark edilmesini sağlar. İlk aylarda bölgenin güneşten korunması önerilir; bu, izin koyulaşmasını önler.

Port Takıldıktan Sonra Kullanım, Bakım ve Takip Nasıl Olur?

Doğru kullanım ve düzenli bakım, portun yıllarca hizmet vermesini sağlar.

İlk Günler

İşlemden sonra akciğer filmi çekilerek kateterin konumu doğrulanır ve olası bir hava kaçağı değerlendirilir. Bölgede birkaç gün hassasiyet, şişlik ve morarma olağandır; bu, cebin açılmasına bağlıdır ve zamanla geçer. Bölge kuru tutulur; duş için verilen süre beklenir. Kol hareketleri serbesttir ancak ilk haftalarda o kolla ağır kaldırmaktan ve geniş açılı ani hareketlerden kaçınılır. Port, gerekirse takıldığı gün kullanılabilir; ancak bölgedeki ödem nedeniyle ilk günlerde iğne girişi güç olabilir.

İşlem Sırasında Karşılaşılabilecek Durumlar

Damara girilirken akciğer zarının zedelenmesi seyrektir ve ultrason kullanımıyla belirgin biçimde azalır; geliştiğinde nefes darlığı ve göğüs ağrısı olur, akciğer filmiyle saptanır ve gerekirse ince bir dren konur. Komşu atardamarın delinmesi durumunda bölgeye bası uygulanır. Kateter, köprücük kemiği ile birinci kaburga arasından geçen bir yoldan ilerletilirse zamanla sıkışıp yıpranabilir; bu nedenle giriş noktası bu daralmadan uzak seçilir. Kalbe yakın bölgede kateterin uyarısıyla geçici ritim düzensizliği görülebilir ve tel geri çekildiğinde düzelir. Cep bölgesinde kan birikmesi, kan sulandırıcı kullananlarda daha sıktır.

Kullanım

Porta yalnız özel olarak üretilmiş, uç kısmı eğimli iğnelerle girilir; olağan enjektör iğneleri silikon zarı keser ve haznenin kalıcı olarak sızdırmasına yol açar. İşlem steril koşullarda yapılır: eller yıkanır, bölge antiseptikle temizlenir ve eldiven kullanılır. Hazne parmaklarla sabitlenerek iğne dik olarak batırılır; zar delinip metal tabana değdiğinde durulur. Önce kan gelip gelmediği kontrol edilir, ardından ilaç verilir. İğne giriş noktası her seferinde biraz değiştirilerek aynı noktanın yıpranması önlenir. Girişten önce bölgeye uyuşturucu krem sürülebilir.

Yıkama ve Bakım

Her kullanımdan sonra port, serum fizyolojik ile yıkanır ve ardından kilitleme solüsyonu verilerek kapatılır; bu, kateterin içinde pıhtı oluşmasını önler. Kullanılmadığı dönemlerde de belirli aralıklarla yıkama yapılması gerekir; bu aralık ekip tarafından belirlenir ve kişiye randevu verilir. Yıkamanın aksatılması tıkanmanın en sık nedenidir. İğne uzun süre yerinde bırakılacaksa, belirlenen sürede değiştirilir ve üzerindeki örtü yenilenir. Bölge her kullanımda gözle değerlendirilir.

Günlük Yaşam

Port cilt altında olduğu için duş almak, banyo yapmak ve yüzmek serbesttir; yalnız iğne takılı olduğu dönemlerde bölge ıslatılmaz. Günlük işler, spor ve çoğu etkinlik sürdürülebilir. Omuz çantasının askısının, emniyet kemerinin ve sırt çantası askılarının port üzerine sürekli baskı yapmaması istenir. Port bölgesine darbe gelmesinden kaçınılır; çarpışmalı sporlar önerilmez. Port bilgi kartının her zaman yanda taşınması gerekir.

Port takılı olan kişilerin, acil bir başvuruda ya da başka bir merkeze gittiklerinde port bilgi kartını göstermeleri gerekir. Kart, portun türünü, takılma tarihini ve hangi görüntülemelere uygun olduğunu içerir; bu bilgi hem gereksiz bir damar yolu arayışını önler hem yanlış kullanımın önüne geçer.

İzlem ve Sorunlar

Her kullanımda portun çalışması değerlendirilir: iğneden kan gelip gelmediği, ilacın rahat verilip verilmediği ve bölgede ağrı ya da şişlik olup olmadığı izlenir. İlaç verilirken bölgede yanma, şişlik ve ağrı olması, ilacın damar dışına kaçtığını düşündürür ve işlem hemen durdurulur. Kol ve boyunda şişlik ile yüzde dolgunluk, kateterin bulunduğu damarda pıhtı ya da daralma işareti olabilir ve araştırılır. Tıkanma, yıkama düzeninin aksatılmasıyla ilişkilidir ve pıhtı çözücü ilaçla giderilebilir.

Hangi Belirtilerde Başvurulmalıdır?

  • Port bölgesinde kızarıklık, ısı artışı, ağrı, şişlik ve akıntı
  • Ateş, titreme; özellikle port kullanıldıktan kısa süre sonra başlayan
  • İlaç verilirken bölgede yanma, şişlik ve ağrı
  • Kolda, boyunda ya da yüzde şişlik
  • Port üzerindeki cildin incelmesi, parlaması ya da açılması
  • Porta iğne girildiğinde kan gelmemesi ya da ilacın verilememesi
  • Haznenin yerinden oynadığının ya da döndüğünün fark edilmesi

Port kateter, uzun süren tedavilerde damar yolunu güvenceye alan ve kol damarlarını koruyan bir düzenektir. Kullanım süresini belirleyen etkenler, steril tekniğe uyulması, düzenli yıkamanın aksatılmaması ve sorunların erken bildirilmesidir.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Port göğsün neresine yerleştirilir?
Port genellikle göğsün üst bölümüne, köprücük kemiğinin birkaç santimetre altına yerleştirilir. Bu bölge kemik bir zemin üzerinde bulunduğu için iğne girişi kolaydır ve hazne sabit kalır. Sağ taraf sık tercih edilir, çünkü bu taraftan kalbe uzanan damar yolu daha düz olduğundan kateter bükülmeden yerleşir. Taraf seçimi kişiye göre değişir: meme ameliyatı geçirilen taraf, ışın tedavisi uygulanan bölge, kalp pili bulunan taraf ve boyun damarı tıkalı olan taraf kullanılmaz. Kişinin baskın elini kullanma durumu, omuz çantası alışkanlığı ve emniyet kemerinin geldiği hat da gözetilir. Seçilmiş kişilerde kol içinden yerleştirilen port türleri de kullanılabilir.
Port takılırken hasta uyanık mıdır, ağrı hissedilir mi?
Kişi çoğu işlemde uyanıktır. İşlem bölgeleri uyuşturucu ilaçla uyuşturulur ve kesi ile cep açılması sırasında ağrı hissedilmez; bası ve itme hissi olabilir. Rahatlaması için damar yolundan hafif bir sakinleştirici verilebilir; bu ilaçla kişi uykulu olur ancak solunumu kendi denetimindedir. Uyuşturucu ilaç verilirken kısa süreli bir yanma hissi olur. Çocuklarda, uyum sağlanamayan kişilerde ve kaygısı yoğun olanlarda genel anestezi tercih edilebilir. İşlem sonrasında uyuşturucunun etkisi geçtiğinde bölgede birkaç gün süren hassasiyet olur ve basit ağrı kesicilerle denetlenir.
Port takıldıktan sonra hemen kullanılabilir mi?
Teknik olarak takıldığı gün kullanılabilir; sistem yerleştirildikten sonra denenir ve çalıştığı doğrulanır. Bu, tedaviye hemen başlanması gereken durumlarda bir üstünlüktür. Buna karşılık ilk günlerde cep bölgesinde ödem ve hassasiyet bulunur; bu, iğne girişini güçleştirir ve ağrılı olabilir. Ayrıca taze bir kesi bölgesinden iğne girilmesi iltihap açısından yük oluşturur. Bu nedenle olanak varsa birkaç gün beklenmesi, ödemin çözülmesi ve kesinin kapanması tercih edilir. Karar, tedavinin aciliyetine göre verilir; ilk kullanımda bölge dikkatle değerlendirilir.
Porta iğne girişi nasıl yapılır?
Porta yalnız özel olarak üretilmiş, uç kısmı eğimli iğnelerle girilir; olağan enjektör iğneleri silikon zardan parça koparır ve haznenin kalıcı olarak sızdırmasına yol açar. İşlem steril koşullarda yapılır: eller yıkanır, bölge antiseptikle temizlenir ve eldiven kullanılır. Hazne, serbest elin iki parmağıyla cilt üzerinden sabitlenir; iğne cilde dik olarak batırılır, silikon zar delinip metal tabana değdiğinde durulur. Önce kan gelip gelmediği kontrol edilir, ardından serum fizyolojikle yıkanır ve ilaç verilir. İğne giriş noktası her seferinde biraz değiştirilerek aynı noktanın yıpranması önlenir. Girişten önce bölgeye uyuşturucu krem sürülebilir.
Port cilt altında dışarıdan görünür mü?
Port cilt altında olduğu için dışarı çıkan bir parçası yoktur; ancak hazne bölgesinde hafif bir kabarıklık oluşur ve elle kolayca hissedilir. Bu kabarıklığın belirginliği kişinin vücut yapısına bağlıdır: zayıf kişilerde daha görünür, kilolu kişilerde neredeyse fark edilmez. Giysilerin altında genellikle belli olmaz. Kabarıklığın elle hissedilmesi yararlıdır; iğne girişinde haznenin sınırları bu sayede belirlenir. Zaman içinde cilt bölgeye alışır. Buna karşılık üzerindeki cildin incelmesi, parlaması, renk değiştirmesi ya da açılma eğilimi göstermesi beklenen bir durum değildir ve beklenmeden bildirilmelidir.
Portla duş alınabilir ve yüzülebilir mi?
Evet, port cilt altında olduğu ve dışarı çıkan bir parçası bulunmadığı için duş almak, banyo yapmak ve yüzmek serbesttir. Bu, portun dışarı çıkan bölümü olan kateterlere göre en belirgin üstünlüklerinden biridir. Tek koşul, iğnenin takılı olmadığı dönemde olmasıdır; iğne yerindeyken bölge ıslatılmaz. Ayrıca işlemden sonraki ilk dönemde, kesi tümüyle iyileşene kadar beklenmesi gerekir; bu süre taburculukta söylenir. Havuz ve denize girerken bölgede açık bir yara ya da kızarıklık olmadığından emin olunmalıdır. Sauna ve hamam da kesi iyileştikten sonra kullanılabilir.
Portun düzenli olarak yıkanması neden gerekir?
Portun içinde kalan kan durgun kaldığında pıhtılaşır; oluşan pıhtı kateteri tıkar ve sistem kullanılamaz hale gelir. Bu nedenle her kullanımdan sonra port serum fizyolojikle yıkanır ve ardından kilitleme solüsyonu verilerek kapatılır. Kullanılmadığı dönemlerde de belirli aralıklarla yıkama yapılması gerekir; bu aralık ekip tarafından belirlenir ve kişiye randevu verilir. Yıkamanın aksatılması, tıkanmanın en sık nedenidir. Yıkama sırasında kullanılan teknik de önemlidir: enjektöre basınç uygulanırken son bölümde klemp kapatılarak kanın geri kaçması önlenir. Yıkama ayrıca sistemin çalıştığının düzenli olarak denetlenmesini sağlar.
Port tıkanırsa ne yapılır?
Tıkanma durumunda önce basit nedenler değerlendirilir: iğnenin doğru yerleştirilmediği, kateterin köprücük kemiği ile kaburga arasında sıkıştığı ya da ucunun damar duvarına yaslandığı olabilir. Bu nedenle iğne yeniden takılır, kişinin kolu ve başı hareket ettirilerek denenir, derin nefes aldırılır. Sonuç alınamazsa pıhtı düşünülür ve porta pıhtı çözücü bir ilaç verilerek bir süre bekletilir; ardından çekilerek denenir. Bu yöntem çoğu kişide sonuç verir ve gerekirse yinelenir. Çözülemeyen tıkanmalarda görüntüleme yapılır; kateterin ucunda kılıf biçiminde bir doku, kıvrılma ya da yer değiştirme araştırılır. Gerekirse port değiştirilir. Zorlayarak yıkama yapılmamalıdır.
Port bölgesinde kızarıklık ve ateş olursa ne yapılmalıdır?
Port bölgesinde kızarıklık, ısı artışı, ağrı, şişlik ve akıntı iltihabı düşündürür; ateş eşlik ediyorsa durum daha ciddidir. Bu bulgularda beklenmeden başvurulmalı ve antibiyotiğe kendiliğinden başlanmamalıdır; önce kan kültürü alınması gerekir, çünkü hangi mikrobun etken olduğunun bilinmesi tedaviyi belirler. Özellikle port kullanıldıktan kısa süre sonra başlayan titreme ve yüksek ateş, kan dolaşımı enfeksiyonunu akla getirir ve acildir. Tedavi, iltihabın yerine ve ağırlığına göre planlanır: yalnız cep bölgesiyle sınırlı hafif tablolarda antibiyotik yeterli olabilirken, kan dolaşımına yayılmış ya da cepte iltihap birikmiş durumlarda portun çıkarılması gerekir.
Porttan kan alınabilir mi?
Evet, porttan kan alınabilir ve bu, sık kan alınması gereken kişilerde önemli bir kolaylıktır. İşlem steril koşullarda yapılır: porta özel iğneyle girilir, ilk gelen bir miktar kan atılır ve sonra örnek alınır; bu, kilitleme solüsyonunun sonuçları etkilemesini önler. Kan alındıktan sonra port bol serum fizyolojikle yıkanır ve yeniden kilitlenir; yıkama yapılmazsa kateterin içinde kalan kan pıhtılaşır. Bazı kan testleri, kullanılan solüsyondan etkilenebileceği için koldan alınması tercih edilir; bu, tetkiki isteyen hekim tarafından belirtilir. Porttan kan alınması yalnız bu konuda eğitimli ekip tarafından yapılmalıdır.
Port takılı hastada MR ve tomografi çekilebilir mi?
Evet, hem manyetik rezonans hem tomografi çekilebilir. Portlar genellikle manyetik alandan etkilenmeyen malzemelerden üretilir; yine de her portun kendi bilgi kartında hangi görüntülemelere uygun olduğu belirtilir ve bu kart görüntüleme öncesinde gösterilmelidir. Manyetik rezonansta hazne çevresinde görüntüde küçük bir bozulma olabilir; bu, incelemeyi engellemez. Tomografide ilaçlı madde basınçlı olarak verildiği için, yalnız bu kullanıma uygun olarak üretilmiş portlar kullanılabilir; bu portlar üzerinde özel bir işaret bulunur ve kartında belirtilir. Uygun olmayan bir porttan basınçlı madde verilmesi hazneye ya da katetere zarar verebilir.
Port zamanla yer değiştirir mi?
Hazne, işlem sırasında alttaki dokuya dikişlerle sabitlendiği için yer değiştirmesi seyrektir; çevresinde oluşan yapışıklık dokusu da zamanla onu yerinde tutar. Buna karşılık dikişler yeterli değilse ya da cep gereğinden geniş açılmışsa hazne kayabilir veya dönebilir. Dönen bir haznede silikon zar aşağı bakar hale gelir ve iğne girilemez; bu, ilk fark edilen bulgudur. Kateterin ucu da zamanla yer değiştirebilir; kol ve boyun hareketleri, öksürük ve kilo değişimi buna katkıda bulunur. Ucun yer değiştirmesi akımın bozulmasıyla anlaşılır ve akciğer filmiyle doğrulanır. Böyle durumlarda port yeniden konumlandırılır ya da değiştirilir.
Tedavi bittikten sonra port ne zaman çıkarılır?
Port, tedavi tamamlandıktan sonra hemen çıkarılmaz. Tedavinin bittiği ve yeniden gerekmeyeceği yeterli bir süre boyunca izlenerek doğrulandığında çıkarılması gündeme gelir; bu süre hastalığa ve tedavi planına göre belirlenir ve genellikle aylarla ölçülür. Bu dönemde port yerinde bırakılır ve belirli aralıklarla yıkanarak açık tutulur. Erken çıkarılması, tedaviye yeniden başlanması gerektiğinde yeni bir işlem anlamına gelir. Öte yandan port çıkarılana kadar iltihap ve pıhtı açısından küçük bir yük sürer; bu nedenle bakımın aksatılmaması gerekir. Karar, tedaviyi yürüten hekim tarafından verilir. İltihap gelişmesi durumunda ise port, tedavi sürerken de çıkarılabilir.
Portun çıkarılması nasıl yapılır?
Portun çıkarılması, takılmasından daha kısa süren bir işlemdir. Bölgesel uyuşturma ile yapılır; genellikle eski kesi izinin üzerinden girilir. Hazne çevresinde zamanla oluşan yapışıklık dokusu serbestleştirilir ve hazne ile kateter birlikte dikkatle çekilerek çıkarılır. Kateterin çekilmesi sırasında bütün olarak çıktığı kontrol edilir. Damara giriş noktasına kısa süre bası uygulanır. Cep katman katman kapatılır ve cilt dikilir. İşlem sonrasında bölge birkaç gün kuru tutulur; hafif şişlik ve morarma olağandır. Uzun süredir yerinde duran kateterlerde çevresinde oluşan doku nedeniyle çıkarma güçleşebilir; bu durumda işlem görüntüleme eşliğinde yapılabilir.
Port takılan taraftaki omuz hareketleri kısıtlanır mı?
Kalıcı bir kısıtlama gerekmez; kol ve omuz hareketleri işlem sonrasında serbesttir. Yalnız ilk haftalarda, kesinin iyileşmesi ve haznenin yerinde sabitlenmesi için o kolla ağır kaldırmaktan, geniş açılı ani hareketlerden ve kolu zorlayan işlerden kaçınılması istenir. Bu süre sonunda normal etkinliklere dönülür; yüzme, spor ve günlük işler sürdürülebilir. Uzun dönemde dikkat edilmesi gereken tek nokta, port bölgesine sürekli baskı ya da darbe gelmemesidir: omuz çantası askısının, emniyet kemerinin ve sırt çantası askılarının port üzerine gelmemesi önerilir. Çarpışmalı sporlar, hazneye doğrudan darbe gelebileceği için önerilmez.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease