İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Ameliyat

Damar Yaralanması Onarımı (Vasküler Travma)

Kesici ya da delici yaralanmada zedelenen damarın onarılması. Kanamanın durdurulması ve dolaşımın yeniden sağlanması önceliklidir.

Bir atardamarın kesilmesi, yırtılması ya da ezilmesi iki yönlü bir tehlike oluşturur: dışarı akan kan yaşamı tehdit eder, akım kesildiği için de kol ya da bacak kansız kalır. Damar yaralanması onarımı, kanamanın durdurulması ve akımın yeniden kurulması amacıyla yapılan acil bir girişimdir. Sonucu belirleyen en önemli etken, yaralanmadan girişime kadar geçen süredir.

Damar Yaralanması Onarımı Nedir ve Kesilen ya da Yırtılan Damar Neden Acilen Onarılır?

Onarım, damarın bütünlüğünün yeniden sağlanmasıdır. Yaralanmanın biçimine göre basit bir dikişten, araya damar parçası konmasına kadar değişen yöntemler kullanılır.

İki Ayrı Tehlike

Birinci tehlike kanamadır. Büyük bir atardamar kesildiğinde dakikalar içinde çok miktarda kan kaybedilir; tansiyon düşer, organlar yeterince beslenemez ve tablo yaşamı tehdit eder. İkinci tehlike, damarın beslediği bölgenin kansız kalmasıdır. Kas ve sinir dokusu kansızlığa duyarlıdır; sinirler ilk saatlerde etkilenir, kaslar bir süre daha dayanır ancak sonra parçalanmaya başlar. Parçalanan kasın içeriği kana karıştığında böbrekler etkilenir ve kalp ritmi bozulabilir. Bu nedenle girişim yalnız uzvu değil, kişiyi de korumak için yapılır.

Süre Neden Belirleyicidir?

Kansız kalan dokuda zarar zamanla artar ve belirli bir noktadan sonra geri dönüşsüz hale gelir. İlk saatler içinde yapılan bir onarımda uzvun kurtarılma olasılığı en yüksektir; süre uzadıkça hem uzuv kaybı hem böbrek ve kalp üzerindeki yük artar. Bu nedenle damar yaralanması kuşkusunda görüntüleme için uzun süre beklenmez ve kişi hızla ameliyathaneye alınır. Yan dolaşımın gelişmiş olduğu bölgelerde bu süre biraz uzayabilir; ancak kural, gecikmemektir.

Yaralanma Biçimleri

  • Kesici ve delici alet yaralanmaları: Damar duvarında sınırlı bir kesi oluşur; çevre doku genellikle korunmuştur.
  • Ateşli silah yaralanmaları: Merminin geçtiği yol boyunca çevre dokular da etkilenir; damar duvarı görünenden daha geniş bir alanda zedelenmiş olabilir.
  • Künt yaralanmalar: Trafik kazası, yüksekten düşme ve ezilmelerde damar dıştan sağlam görünse de iç katmanı yırtılmış ve içinde pıhtı oluşmuş olabilir.
  • Kırık ve çıkıklara eşlik eden yaralanmalar: Kemik uçları damarı zedeleyebilir; diz ve dirsek çevresindeki yaralanmalarda bu sıktır.
  • Tıbbi girişimlere bağlı yaralanmalar: Damardan yapılan işlemler sonrasında delinme, yalancı genişleme ya da tıkanma gelişebilir.

Bu Ameliyat Hangi Yaralanmalarda Yapılır, Kararı Ne Belirler?

Karar, muayene bulgularına göre verilir; bulgular iki gruba ayrılır.

Kesin Bulgular

  • Fışkırır tarzda, atımlı kanama
  • Yaralanma düzeyinin altında nabzın alınamaması
  • Büyüyen ve atım hissi veren bir şişlik
  • Yara üzerinde sürekli bir uğultu duyulması
  • Uzvun soğuk, solgun ve hissiz olması

Bu bulgulardan biri varsa tanı konmuş sayılır ve kişi görüntüleme beklenmeden ameliyathaneye alınır.

Kuşkulu Bulgular

Nabzın alınabildiği ancak zayıf olduğu, yaralanma bölgesinde durmuş bir kanama öyküsünün bulunduğu, komşu bir sinirde bulgu olduğu ya da yaralanmanın büyük bir damarın seyri üzerinde olduğu durumlarda tanı kesin değildir. Bu kişilerde iki koldan ya da iki bacaktan basınç ölçümleri karşılaştırılır; belirgin fark varsa görüntüleme yapılır. Bu grupta tomografi anjiyografi hızlı ve yol gösterici bir incelemedir. Bulgular normalse kişi belirli bir süre yakın gözlem altında tutulur, çünkü bazı yaralanmalar saatler sonra belirti verir.

Önceliklerin Belirlenmesi

Damar yaralanması çoğu kez tek başına değildir; kafa, göğüs, karın ve kemik yaralanmaları eşlik edebilir. Bu durumda öncelik, yaşamı doğrudan tehdit eden soruna verilir: karın içi ya da göğüs içi kanama varsa önce o durdurulur. Uzvu ilgilendiren damar yaralanması bu sırada geçici bir boruyla akım sağlanarak bekletilebilir. Bu düzenleme, hem yaşamın kurtarılmasını hem uzvun korunmasını olanaklı kılar ve ekipler arasında önceden konuşulur.

Damar Yaralanmasında Ameliyathaneye Alınmadan Önce Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Hazırlık dakikalarla ölçülür ve hızla yürütülür.

İlk Müdahale

  • Doğrudan bası: Kanayan noktaya temiz bir örtüyle elle ve kesintisiz bası uygulanır; bu, kanamayı durdurmanın ilk ve temel yoludur.
  • Turnike: Bası yeterli olmuyor ve kanama yaşamı tehdit ediyorsa, yaralanmanın üzerine uygulanır; uygulama saati mutlaka kaydedilir.
  • Körlemesine klemp konmaması: Kanayan bölgeye görmeden alet sokulması komşu sinir ve damarları zedeler.
  • Damar yolu: Yaralı olmayan taraftan geniş damar yolları açılır ve sıvı verilir.
  • Kan hazırlığı: Kan grubu belirlenir, kan ve pıhtılaşma ürünleri hazırlanır.
  • Isının korunması: Kişinin üşümesi pıhtılaşmayı bozar; örtülerek sıcak tutulur.
  • Tetanos ve antibiyotik: Açık yaralanmalarda uygulanır.

Hızlı Değerlendirme

Tüm nabızlar karşılaştırılır, uzvun ısısı, rengi, hissi ve hareketi kaydedilir; bu ilk kayıt, sonraki değerlendirmelerin temeli olur. Kemik kırığı ve çıkık varsa değerlendirilir; çıkık yerine oturtulduğunda nabzın geri gelip gelmediği kontrol edilir. Kan tetkiklerinde kan sayımı, pıhtılaşma değerleri, böbrek işlevleri ve kas yıkım göstergeleri ölçülür. Zaman elverdiğinde tomografi anjiyografi çekilir; kesin bulgular varsa bu aşama atlanır.

Ameliyathane Hazırlığı

Yaralı uzuv ve köprü için damar alınabilecek karşı bacak birlikte hazırlanır ve örtülür. Görüntüleme olanağının bulunması, işlem sırasında damar haritası çıkarılmasını sağlar. Kan ve pıhtılaşma ürünleri hazır bulundurulur; kişinin kendi kanını toplayıp süzerek geri veren düzenekler kullanılabilir. Ortopedi ve plastik cerrahi gibi ilgili ekipler gerekiyorsa çağrılır.

Yaralanan Damar Ameliyatta Nasıl Onarılır?

İşlem genel anestezi altında yapılır. İlk adım her zaman kanamanın denetim altına alınmasıdır.

Onarımın Aşamaları

  • Denetim sağlanması: Yaralanma bölgesine girilmeden önce, damarın sağlam olan üst ve alt bölümleri ayrı kesilerle ortaya konur ve askıya alınır; böylece kanama denetim altına alınır.
  • Yaralanma bölgesinin açılması: Bölge açılır, biriken kan boşaltılır ve zedelenme sınırları belirlenir.
  • Pıhtının temizlenmesi: Damarın yukarı ve aşağı bölümlerine balonlu kateter gönderilerek biriken pıhtılar çıkarılır; geri akım denetlenir.
  • Kan sulandırıcı verilmesi: Bölgesel ya da genel olarak uygulanır.
  • Zedelenmiş dokunun çıkarılması: Damarın hastalıklı ve ezilmiş uçları, sağlam dokuya ulaşılana kadar kesilerek temizlenir.
  • Onarım: Yaralanmanın biçimine göre dikiş, yama ya da araya damar parçası konması uygulanır.
  • Akımın denetlenmesi: Klempler açılır, nabızlar kontrol edilir, doppler ile akım dinlenir ve gerekirse görüntüleme yapılır.
  • Yumuşak doku örtülmesi: Onarılan damarın üzeri canlı kas ya da doku ile örtülür; açıkta kalan bir damar kurur ve yırtılabilir.
  • Kapanış: Yara temizlenir; kirli yaralanmalarda cilt kapatılmaz ve açık bırakılır.

Hangi Onarım Yöntemi Seçilir?

Damar duvarında küçük ve düzgün bir kesi varsa doğrudan dikişle kapatılır; ancak bu dikiş damarı daraltacaksa bir yama kullanılır. Damar tümüyle kesilmiş ve iki uç gerginlik olmadan birleştirilebiliyorsa uç uca dikilir; uçlar eğik kesilerek geniş bir birleşme hattı oluşturulur. Aradaki kayıp uzunsa, iki uç arasına bir damar parçası konur; bu parça için tercihen yaralı olmayan bacaktan alınan bir toplardamar kullanılır. Kirli ve iltihap olasılığı yüksek yaralanmalarda yapay damar kullanılmaz; bu durumda kişinin kendi toplardamarı tercih edilir.

Geçici Akım Borusu

Kemik kırığı ya da eşlik eden başka bir yaralanma nedeniyle damar onarımı hemen tamamlanamayacaksa, damarın iki ucu arasına geçici bir plastik boru yerleştirilir. Bu boru akımı sürdürür ve kansız kalınan süreyi kısaltır; bu sırada kemik tespit edilir ya da diğer yaralanmalar giderilir. Kemik boyu sabitlendikten sonra boru çıkarılır ve kalıcı onarım yapılır. Bu düzenleme, sıra sorununu çözen önemli bir yöntemdir ve uzvun kurtarılma şansını artırır.

Eşlik Eden Yapıların Onarımı

Yaralanan toplardamar, özellikle büyük toplardamarlar, olanak varsa onarılır; onarılmadığında dönüş bozulur, uzuv şişer ve bu şişlik atardamar onarımını da tehlikeye atar. Sinir yaralanmaları temiz kesilerde aynı seansta onarılabilir; ezilme ve kirli yaralanmalarda uçlar işaretlenerek daha sonraki bir işleme bırakılır. Kas ve tendon onarımları, damar akımı sağlandıktan sonra yapılır. Kemik tespiti, damar onarımının korunması açısından öncelikli olabilir.

Damar Onarımından Sonra İyileşme ve Takip Nasıl Olur?

Ameliyat sonrası dönem, onarımın korunması ve kansızlığın sonuçlarının yönetilmesi üzerine kuruludur.

İlk Saatler ve Günler

Nabızlar, uzvun ısısı, rengi, his ve hareketi sık aralıklarla değerlendirilir; bu muayene, onarımın açık olup olmadığını gösteren en hızlı yöntemdir. Baldırın ya da önkolun gerginliği elle kontrol edilir; sertleşme ve beklenenden şiddetli ağrı bölme basıncı sendromunu düşündürür. İdrar rengi ve miktarı izlenir; koyu, çay renginde idrar kas yıkımını gösterir ve bol sıvı verilir. Kan tetkiklerinde böbrek değerleri, kan tuzları ve kas yıkım göstergeleri düzenli ölçülür; kalp ritmi izlenir.

Kas Bölmelerinin Açılması

Uzun süre kansız kalan kaslar, akım geri döndüğünde hızla şişer. Sert zarlarla çevrili bölmelerin içinde bulundukları için bu şişme bölme içi basıncı yükseltir ve dolaşımı yeniden keser. Bu nedenle kansız kalma süresi uzun olan kişilerde bölmeler, damar onarımıyla aynı seansta önlem olarak açılır. Sonradan gelişen olgularda ise beklenmeden açılır. Kesiler hemen kapatılmaz; şişlik azaldıkça kademeli olarak daraltılır ve gerektiğinde deri nakliyle kapatılır.

İlaçlar ve Yara Bakımı

Kan sulandırıcı tedavi, onarımın durumuna ve kanama olasılığına göre düzenlenir; çoğu kişide pıhtı oluşumunu azaltan bir ilaç başlatılır. Açık yaralanmalarda antibiyotik tedavisi sürdürülür ve yara düzenli olarak değerlendirilir. Kirli yaralarda ölü dokular gerektiğinde yinelenen işlemlerle temizlenir. Onarılan damarın üzerinin canlı dokuyla örtülü kalması sağlanır; örtü yetersizse kas ya da doku aktarımı gündeme gelir.

İzlem

Onarımın açıklığı, taburculuk öncesinde ve sonrasında doppler ultrasonla değerlendirilir; ilk inceleme sonraki karşılaştırmaların temel kaydı olur. Onarım bölgesinde zamanla darlık gelişebilir; bu, dikiş hattındaki doku kalınlaşmasına bağlıdır ve erken saptandığında girişimle düzeltilebilir. Yalancı genişleme ve iki damar arasında bağlantı oluşması da izlenen durumlardır. Sinir yaralanması bulunanlarda güç ve his düzenli olarak muayene edilir; fizik tedavi programı planlanır. Kontroller ilk dönemde daha sık yapılır.

Rehabilitasyon ve İşe Dönüş

Damar onarımı tamamlandıktan sonra, uzvun işlevinin geri kazanılması için bir program yürütülür. Eklem hareketleri erken dönemde korunur; hareketsizlik tutukluk ve kas erimesine yol açar. Sinir yaralanması bulunanlarda his ve güç düzenli değerlendirilir, gerektiğinde destek cihazları kullanılır. Kas bölmeleri açılmış kişilerde yara bakımı ile egzersiz birlikte yürütülür. İşe dönüş, işin niteliğine, yaranın iyileşmesine ve uzvun işlevine göre belirlenir; bedensel güç gerektiren işlerde süre uzar. Kaza ya da şiddet olayı sonrası gelişen yaralanmalarda ruhsal etkilenme sık görülür ve gerektiğinde destek alınması önerilir.

Acil Başvuru Gerektiren Belirtiler

  • Uzuvda yeniden soğuma, solma, şiddetli ağrı, uyuşma ve güç kaybı
  • Yara bölgesinde büyüyen, gergin ve atım hissi veren şişlik
  • Kanamanın yeniden başlaması
  • Kas bölgesinde artan gerginlik, sertleşme ve beklenenden şiddetli ağrı
  • İdrarın koyu, çay renginde olması ve miktarının azalması
  • Yara yerinden akıntı gelmesi, yayılan kızarıklık ve ateş
  • Uzuvda hızla artan şişlik

Damar yaralanması onarımı, zamanında yapıldığında hem yaşamı hem uzvu kurtaran bir girişimdir. Sonucu belirleyen etkenler, ilk müdahalede doğru davranılması, gecikmeden ameliyathaneye alınması, eşlik eden yaralanmalarda önceliklerin doğru belirlenmesi ve sonrasındaki izlemin sürdürülmesidir.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Kanama durdurulurken ilk olarak ne yapılır?
İlk yapılması gereken, kanayan noktaya temiz bir örtüyle doğrudan ve kesintisiz elle bası uygulamaktır; bu, kanamayı durdurmanın ilk ve temel yoludur. Bası gevşetilip yeniden uygulanmamalı, aralıksız sürdürülmelidir. Uzuv kalp düzeyinin üzerine kaldırılabilir. Bası yeterli olmuyor ve kanama yaşamı tehdit ediyorsa yaralanmanın üzerine turnike uygulanır ve uygulama saati mutlaka kaydedilir. Kanayan bölgeye görmeden alet sokulması ya da körlemesine klemp konması doğru değildir; bu, komşu sinir ve damarları zedeler ve sonraki onarımı güçleştirir. Aynı anda yaralı olmayan taraftan damar yolları açılır ve kan hazırlanır.
Damar uç uca dikilebilir mi?
Evet, damar tümüyle kesilmişse ve iki uç gerginlik olmadan bir araya getirilebiliyorsa uç uca dikilebilir. Bunun için önce her iki uçtaki zedelenmiş doku, sağlam dokuya ulaşılana kadar kesilerek temizlenir. Ardından damarın üst ve alt bölümleri çevre dokudan serbestleştirilerek uçların birbirine yaklaşması sağlanır. Uçlar eğik kesilir; böylece birleşme hattı geniş olur ve zamanla daralma olasılığı azalır. Dikiş, damarın içini büzmeyecek biçimde konur. Gerginlik varsa uç uca dikiş yapılmaz; gerginlik altındaki bir dikiş hattı zamanla açılır ya da daralır. Bu durumda araya bir damar parçası konur.
Araya damar parçası konulması ne anlama gelir?
Araya damar parçası konması, damardaki kaybın uzun olduğu ve iki ucun gerginlik olmadan birleştirilemediği durumlarda uygulanır. Bu parça için tercihen kişinin kendi toplardamarı kullanılır; genellikle yaralı olmayan bacaktan alınan yüzeyel toplardamar tercih edilir. Kendi damarı, iç yüzeyi canlı olduğu için pıhtılaşmayı en az uyarır ve iltihaba dayanıklıdır; bu, kirli yaralanmalarda belirleyicidir. Alınan damar ters çevrilerek yerleştirilir, çünkü içindeki kapakçıklar akımı engellememelidir. Kendi damarı uygun değilse ve yara temizse yapay damar kullanılabilir. Parçanın iki ucu, damarın sağlam bölümlerine ayrı ayrı dikilir.
Yaralanan toplardamar da onarılır mı?
Olanak varsa onarılır, özellikle büyük toplardamarlarda. Toplardamar onarılmadığında uzuvdan kan dönüşü bozulur; uzuv belirgin biçimde şişer, dokular arasındaki basınç artar ve bu durum yeni onarılan atardamarın akımını da tehlikeye atar. Bu nedenle diz üstü, kasık ve koltuk altı düzeyindeki toplardamar yaralanmalarında onarım tercih edilir. Onarım, atardamardaki gibi dikiş, yama ya da araya damar parçası konmasıyla yapılır. Kişinin genel durumu kötüyse ve zaman kısıtlıysa, toplardamar bağlanarak kapatılabilir; bu durumda uzuv yükseğe kaldırılır, bası çorabı kullanılır ve şişlik yakından izlenir. Küçük toplardamarlarda bağlama genellikle sorun oluşturmaz.
Kemik kırığıyla birlikte olan damar yaralanmasında sıra nasıl belirlenir?
Sıra, dolaşımın ne kadar süredir kesik olduğuna göre belirlenir. Kemik tespit edilmeden damar onarılırsa, kırık uçları hizalanırken onarım hattı gerilebilir ya da yırtılabilir; bu nedenle ideal sıra önce kemik tespiti, sonra damar onarımıdır. Ancak dolaşım uzun süredir kesikse kemik tespitini beklemek doku kaybına yol açar. Bu ikilemin çözümü, damarın iki ucu arasına geçici bir plastik boru yerleştirmektir; bu boru akımı sürdürürken kemik tespit edilir, ardından boru çıkarılarak kalıcı onarım yapılır. Böylece her iki gereksinim karşılanır. Karar, damar ve ortopedi ekiplerinin ameliyat öncesinde birlikte planlamasıyla verilir.
Sinir ve kas yaralanması aynı ameliyatta onarılır mı?
Duruma göre değişir. Temiz kesici alet yaralanmalarında, sinir uçları düzgün kesilmişse ve yara kirli değilse sinir onarımı aynı seansta yapılabilir; bu yaklaşım tercih edilir. Kas ve tendon onarımları da damar akımı sağlandıktan sonra aynı seansta tamamlanabilir. Buna karşılık ateşli silah yaralanmalarında ve ezilme tipi yaralanmalarda sinir uçlarının zedelenme sınırı ilk anda belirlenemez; bu durumda uçlar dikişle işaretlenerek yerinde bırakılır ve onarım, doku sınırları belirginleştikten sonra ikinci bir işleme bırakılır. Kirli yaralarda da ikinci aşama tercih edilir. Öncelik her zaman kanamanın durdurulması ve akımın sağlanmasıdır.
Dolaşımın ne kadar süredir kesik olduğu neden önemlidir?
Çünkü kansız kalan dokuda zarar zamanla artar ve belirli bir noktadan sonra geri dönüşsüz hale gelir. Sinir dokusu en duyarlı yapıdır ve ilk saatlerde etkilenir; kaslar bir süre daha dayanır ancak sonra parçalanmaya başlar. Parçalanan kasın içeriği dolaşıma karıştığında böbrekler etkilenir ve kandaki potasyum yükselerek kalp ritmini bozabilir. Bu nedenle süre, yalnız uzvun kurtarılmasını değil kişinin genel durumunu da belirler. Ayrıca kansız kalma süresi uzadıkça, akım geri verildiğinde kaslarda şişme daha belirgin olur ve kas bölmelerinin açılması gerekliliği artar. Yan dolaşımın iyi geliştiği bölgelerde bu süre biraz uzayabilir.
Kas bölmelerinin açılması ne zaman gerekir?
Kas bölmelerinin açılması, bölme içindeki basıncın yükseldiği ya da yükselmesinin beklendiği durumlarda yapılır. Kansız kalma süresi uzun olan kişilerde, damar onarımıyla aynı seansta önlem olarak uygulanır; çünkü akım geri verildiğinde şişme hızla başlar ve beklemek doku kaybına yol açar. Sonradan gelişen olgularda ise bulgular ortaya çıktığında beklenmeden açılır. Bu bulgular, beklenenden şiddetli ağrı, gergin ve sert kas bölgesi, parmakları pasif olarak gerdiğinde keskin biçimde artan ağrı ve ilerleyen uyuşmadır; nabzın alınıyor olması tabloyu dışlamaz. Ayrıca toplardamar onarılmamış, kanama fazla olmuş ve tansiyon uzun süre düşük seyretmiş kişilerde olasılık artar.
Ateşli silah ve delici alet yaralanmalarında yaklaşım farklı mıdır?
Evet, yaklaşım farklıdır. Kesici ve delici alet yaralanmalarında damar duvarındaki zedelenme sınırlıdır ve çevre doku genellikle korunmuştur; onarım daha basittir ve uçlar temizlendikten sonra çoğu kez uç uca dikilebilir. Ateşli silah yaralanmalarında ise merminin geçtiği yol boyunca çevre dokular da etkilenir; damar duvarı, dıştan sağlam görünse bile daha geniş bir alanda zedelenmiştir. Bu nedenle uçlar daha geniş temizlenir ve araya damar parçası konması daha sık gerekir. Yara kirli kabul edildiği için yapay damar kullanılmaz, kişinin kendi toplardamarı tercih edilir; antibiyotik tedavisi ve ölü dokuların yinelenen temizliği plana eklenir. Cilt hemen kapatılmaz.
İğneli bir işlem sonrası oluşan damar yaralanması nasıl onarılır?
Tıbbi girişimler sonrasında en sık görülen sorun, damar duvarındaki delikten sızan kanın çevre dokuda bir kese oluşturmasıdır; buna yalancı genişleme denir. Küçük ve akımı sınırlı olanlar, ultrason eşliğinde dışarıdan uzun süreli bası uygulanarak ya da kesenin içine pıhtılaştırıcı bir madde verilerek kapatılabilir. Büyük, hızla büyüyen, cildi zorlayan ya da sinire bası yapan keselerde cerrahi onarım yapılır: bölge açılır, biriken kan boşaltılır ve damardaki delik dikişle kapatılır. Bir başka durum, atardamar ile toplardamar arasında bağlantı oluşmasıdır; bu bağlantı kendiliğinden kapanmazsa kapatılır. Girişim sonrası tıkanmalarda ise pıhtı çıkarılır ve gerekirse yama konur.
Onarılan damarın açık kaldığı ameliyattan sonra hangi muayeneyle anlaşılır?
Onarımın açık olup olmadığı en hızlı biçimde muayeneyle anlaşılır. Yaralanma düzeyinin altındaki nabızlar elle kontrol edilir; uzvun ısısı, rengi ve kılcal dolum süresi karşı tarafla karşılaştırılır. His ve hareket değerlendirilir. Bu değerlendirme ameliyattan hemen sonra yapılır ve ilk saatlerde sık aralıklarla yinelenir; ilk kayıt, sonraki muayenelerin karşılaştırma temeli olur. Nabız alınamıyorsa ya da zayıfsa el dopplerıyla akım dinlenir. Kuşku sürerse doppler ultrason yapılır; gerektiğinde tomografi anjiyografi ya da damar içinden görüntüleme istenir. Nabzın kaybolması beklenmeden değerlendirilir, çünkü erken girişimle onarım kurtarılabilir.
Yaralanan bölgede enfeksiyon gelişirse ne yapılır?
Yara bölgesinde iltihap gelişmesi, özellikle kirli ve ateşli silah yaralanmalarında görülebilir ve ciddiye alınır; çünkü iltihap onarım hattını zayıflatarak ani ve şiddetli bir kanamaya yol açabilir. Tedavide birkaç adım birlikte yürütülür: kültür alınır, uygun antibiyotik başlatılır, ölü ve iltihaplı dokular cerrahi olarak temizlenir ve bu temizlik gerektiğinde yinelenir. Yapay damar kullanılmışsa çıkarılması gerekebilir; bu durumda akım, iltihaplı alanın dışından geçen temiz bir yoldan yeniden kurulur. Onarılan damarın üzeri canlı kas ya da doku ile örtülür; örtü yetersizse kas aktarımı yapılır. Bölge yakından izlenir ve ani kanama açısından uyanık olunur.
Onarılan damar sonradan daralabilir mi?
Evet, daralabilir. Onarım hattında zamanla doku kalınlaşması gelişebilir; bu, dikiş çevresindeki iyileşme sürecinin bir parçasıdır ve damarın içini daraltabilir. Araya damar parçası konmuşsa, parçanın iki ucundaki birleşme noktaları en sık daralan bölgelerdir. Daralma çoğu kez yavaş gelişir ve önce yürürken ortaya çıkan ağrı, çabuk yorulma ya da uzuvda soğukluk gibi bulgular verir; bazı kişilerde hiçbir yakınma olmadan izlem incelemesinde saptanır. Bu nedenle onarım sonrası doppler izlemi yapılır. Erken saptanan bir darlık balonla açılarak onarım korunabilir; ileri durumlarda yeni bir köprü gerekebilir. Sigaranın bırakılması bu süreci yavaşlatır.
Ameliyattan sonra uzuvdaki güç kaybı düzelir mi?
Güç kaybının düzelmesi, kaynağına ve süresine bağlıdır. Kaynak kansızlığa bağlı geçici bir etkilenmeyse, akım geri verildikten sonra haftalar içinde belirgin düzelme olur. Sinir doğrudan kesilmiş ve onarılmışsa iyileşme çok daha yavaştır; sinir lifleri yavaş ilerler ve kasların yeniden çalışması aylar alır. Uzun süre kansız kalmış ve kas dokusu parçalanmış bölgelerde ise kayıp kalıcı olabilir. Kas bölmeleri açılmak zorunda kalınan kişilerde iyileşme daha uzun sürer. Bu dönemde fizik tedavi belirleyicidir: eklem hareketleri korunur, kas gücü çalıştırılır ve düşük ayak gibi sorunlar için destek cihazları kullanılır. İyileşme kontrollerde değerlendirilir.
Takipte hangi görüntüleme yapılır?
İzlemde en sık kullanılan yöntem renkli doppler ultrasondur; ışın içermez, yinelenebilir ve onarım hattındaki akımı, darlıkları ve yalancı genişlemeleri gösterir. İlk inceleme taburculuk öncesinde ya da kısa süre sonra yapılır ve sonraki karşılaştırmaların temel kaydı olur. Ardından belirli aralıklarla yinelenir; ilk yıl daha sık, sonrasında bulgular kararlıysa daha seyrek yapılır. Ayak bileği kol basınç indeksi ölçümü, bacak onarımlarında sayısal bir izlem sağlar. Kuşkulu durumlarda ya da girişim planlanacaksa tomografi anjiyografi istenir. Sinir yaralanması bulunanlarda ayrıca sinir ileti çalışmaları yinelenir. Yeni bir yakınmada kontrol zamanı beklenmez.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease