İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

May-Thurner Sendromu (Sol Bacakta Tekrarlayan Şişlik)

Sol bacak toplardamarının karın içinde bir atardamar tarafından sıkıştırılması. Tek taraflı şişlik ve yinelemiş pıhtıyla kendini gösterir.

Sol bacaktan dönen ana toplardamar, karnın alt bölümünde omurganın önünden geçerken, üzerinden çaprazlayan sağ bacak atardamarının altında kalır. Bu noktada toplardamar, atardamarla omurga arasında sıkışır. Çoğu kişide bu bası bir sorun yaratmaz; ancak bir bölümünde damar duvarında kalıcı değişikliklere, akım bozukluğuna ve pıhtı oluşumuna yol açar. Bu duruma May-Thurner sendromu denir. En belirgin özelliği, yakınmaların sol bacakta yoğunlaşmasıdır.

Sol Bacak Toplardamarının Sıkışması Nedir?

Bu sendrom, anatomik bir çaprazlaşmanın sonucudur. Karın aortu, omurganın önünde ikiye ayrılır; sağ bacağa giden atardamar, sol bacaktan dönen toplardamarın üzerinden çaprazlayarak geçer. Toplardamar, üstte atardamar ile altta omurga arasında kalır.

Bası Neden Sorun Yaratır?

Atardamar her kalp atımında genişler ve toplardamarın üzerine ritmik olarak vurur. Toplardamar duvarı bu sürekli darbeye yanıt olarak içeriden kalınlaşır; damar içinde perde benzeri bantlar ve yapışıklıklar oluşur. Bu yapılar damarın içini daraltır ve akımı bozar. Daralan bölgede akım yavaşlar ve girdap yapar; bu, pıhtı oluşumu için elverişli bir ortam yaratır. Böylece bası, zamanla yapısal bir darlığa dönüşür.

Neden Sol Bacak?

Çaprazlaşma anatomisi nedeniyle sıkışan damar, sol bacaktan dönen damardır. Bu nedenle bacak pıhtıları sol tarafta, sağa göre belirgin biçimde daha sık görülür. Aynı nedenle sol bacakta kalıcı şişlik, varis ve cilt değişiklikleri de daha yaygındır. Bu asimetri, tanıyı düşündüren en önemli ipucudur; iki bacak arasında sürekli bir fark bulunması araştırma gerektirir.

Leğen İçindeki Diğer Damarlar

Leğen içindeki toplardamar basıncı arttığında, bacağa giden yolun yanı sıra bölgedeki diğer damarlar da etkilenir. Kadınlarda yumurtalık ve rahim çevresindeki toplardamarlar genişleyebilir; bu, âdet dönemlerinde artan leğen ağrısı, cinsel ilişki sonrası ağrı, idrar yakınmaları ve kasık ile uyluğun iç yüzünde belirginleşen damarlarla kendini gösterir. Ayrıntılar pelvik konjesyon sendromu sayfasındadır. Erkeklerde testis çevresindeki damarlarda genişleme görülebilir. Makatta hemoroid damarlarının belirginleşmesi de bildirilmiştir. Bu nedenle değerlendirme bacakla sınırlı tutulmaz; leğen içindeki damarlar bütün olarak görüntülenir.

Herkeste Belirti Verir mi?

Hayır. Görüntüleme yapılan kişilerin önemli bir bölümünde bu bası saptanır; ancak çoğunda hiçbir yakınma olmaz. Belirtilerin ortaya çıkması için basının belirli bir düzeyi aşması, damar içinde yapısal değişikliklerin gelişmesi ya da bir tetikleyici etkenin eklenmesi gerekir. Bu nedenle görüntülemede bası görülmesi tek başına tanı koydurmaz; bulgularla birlikte değerlendirilir.

Bu Toplardamar Sıkışması Neden Oluşur, Kimlerde Görülür?

Temel neden anatomiktir; ancak bası derecesi ve sonuçları kişiden kişiye değişir.

Basıyı Artıran Etkenler

  • Anatomik değişkenlik: Atardamarın çaprazlama açısı ve omurganın öne doğru çıkıntısı kişiden kişiye farklıdır.
  • Omurga eğrilikleri: Bel bölgesindeki eğrilikler basıyı artırabilir.
  • Gebelik: Büyüyen rahim bölgeye ek bası yapar ve hormonal etkiler damar duvarını gevşetir.
  • Kilo fazlalığı: Karın içi basıncı artırır.
  • Uzun süreli hareketsizlik: Akımın zaten yavaş olduğu bölgede pıhtı oluşumunu kolaylaştırır.
  • Karın içi kitleler: Ek bası oluşturabilir.

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Belirti veren tablo, en sık genç ve orta yaştaki kadınlarda görülür. Bunun birkaç nedeni vardır: kadınlarda leğen kemiği yapısı bu çaprazlaşmayı daha belirgin hale getirir, gebelikler ek bası ve hormonal etki yaratır, doğum kontrol yöntemleri pıhtılaşma eğilimini bir miktar artırır. Bu nedenle genç bir kadında, belirgin bir neden olmadan sol bacakta gelişen pıhtı bu tanıyı akla getirmelidir. Erkeklerde de görülür; ancak daha seyrektir.

Tetikleyici Durumlar

Zemin hazır olduğunda, pıhtı oluşumunu kolaylaştıran bir etken tabloyu başlatabilir. Uzun süren yolculuklar, ameliyatlar, alçı ve yatak istirahati, gebelik ve doğum sonrası dönem, hormon içeren ilaçlar ve ağır enfeksiyonlar bu etkenlere örnektir. Bu nedenle kişilerin bir bölümünde tanı, böyle bir olayın ardından gelişen pıhtı sonrasında konur.

Toplardamar Sıkışmasının Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler iki biçimde ortaya çıkar: sinsi yerleşen kronik yakınmalar ve ani gelişen pıhtı tablosu.

Sinsi Yerleşen Yakınmalar

  • Sol bacakta kalıcı şişlik: Sağ bacağa göre belirgin fark; gün sonunda artar.
  • Ağırlık ve dolgunluk hissi: Ayakta durmakla ve oturmakla artar.
  • Kasık ve kalça bölgesine yayılan ağrı
  • Yürürken bacakta artan gerginlik ve patlayıcı nitelikte ağrı
  • Sol bacakta belirginleşen varis damarları
  • Kasık ve karın alt bölgesinde görünür damarlar
  • Ciltte kahverengi renk değişikliği ve ileri olgularda yara

Ani Gelişen Tablo

Bir bölüm kişide ilk bulgu, sol bacakta aniden gelişen belirgin şişlik, ağrı ve morarmadır; bu, damarın pıhtıyla tıkandığını gösterir. Pıhtı leğen içindeki damarları kapsadığı için şişlik çok belirgindir ve uyluğun tamamını tutabilir. Bu tabloda beklenmeden başvurulmalıdır. Ayrıntılar derin ven trombozu sayfasındadır.

Tanı Neden Gecikir?

Sol bacaktaki şişlik çoğu kez lenf ödemine, kiloya, ayakta çalışmaya ya da varise bağlanır. Genç bir kişide pıhtı geliştiğinde, araştırma pıhtılaşma eğilimi yaratan hastalıklara yönlendirilir ve damarın mekanik olarak sıkıştığı akla gelmeyebilir. Ayrıca sırtüstü yatarken yapılan bir doppler incelemesinde bu bölge yeterince görüntülenemez ve normal bulunabilir. Bu nedenle sol bacakta kalıcı ve asimetrik yakınmalar bulunan kişilerde bu tanı özellikle düşünülmeli ve leğen içindeki damarlar görüntülenmelidir.

Toplardamar Sıkışması Hangi Tetkiklerle Saptanır?

Değerlendirmenin amacı, basıyı göstermek ve bunun yakınmalardan sorumlu olup olmadığını belirlemektir.

Muayene ve Ölçümler

Muayene ayakta yapılır. İki bacağın çevresi belirli noktalardan ölçülür ve karşılaştırılır; sürekli bir fark bulunması önemlidir. Sol bacakta varis, ciltte renk değişikliği ve sertleşme değerlendirilir. Kasık, karın alt bölgesi ve leğen çevresinde belirginleşmiş damarlar aranır; bunlar, tıkanmış bir damarın yan dolaşımını gösterebilir. Yakınmaların gün içindeki seyri ve bacağın yükseltilmesiyle azalıp azalmadığı sorgulanır.

Görüntüleme

  • Venöz doppler ultrason: İlk basamaktır; bacak damarlarında pıhtı ve kaçak araştırılır. Leğen içindeki bölge, bağırsak gazı nedeniyle her zaman iyi görüntülenemez; bu nedenle normal çıkması tanıyı dışlamaz.
  • BT venografi: Atardamarın toplardamar üzerindeki basısını doğrudan gösterir; darlığın derecesi ölçülebilir.
  • Manyetik rezonans venografi: Işın içermez; genç kişilerde ve yinelenen incelemelerde tercih edilir.
  • Kateterle venografi: Damar içinden yapılır; yan dolaşımın gelişip gelişmediğini ve basıncı gösterir.
  • Damar içi ultrason: Damarın içinden yapılan ölçümlerle daralmanın derecesi en güvenilir biçimde belirlenir; girişim kararında belirleyicidir.

Benzer Tabloya Yol Açan Diğer Durumlar

Leğen içindeki toplardamarda bası yapan başka durumlar da vardır ve ayırt edilmelidir. Karın ve leğen içindeki kitleler, büyümüş lenf bezleri, gebelikte büyüyen rahim, ameliyat sonrası gelişen yapışıklıklar, ışın tedavisine bağlı sertleşme ve karın aortundaki genişlemeler dıştan bası yaratabilir. Bir başka grup, damarın içinde kalıcı daralma bırakan eski pıhtılardır. Bu nedenle görüntülemede yalnız çaprazlaşma bölgesine bakılmaz; damarın tamamı ve çevresindeki yapılar değerlendirilir. Tedavi, nedene göre planlanır; dıştan bası yapan bir kitle varsa önce o ele alınır.

Anlamlı Bası Nasıl Belirlenir?

Görüntülemede bası görülmesi tek başına yeterli değildir; çünkü bu bası yakınması olmayan kişilerde de saptanır. Anlamlı kabul edilmesi için birkaç ölçüt aranır: damar çapında belirli bir orandan fazla daralma, basının ötesinde yan dolaşımın gelişmiş olması, damar içi basınç ölçümlerinde iki taraf arasında fark bulunması ve yakınmaların bu bölgeyle uyumlu olması. Damar içi ultrason, daralmanın gerçek derecesini göstermede diğer yöntemlerden daha duyarlıdır ve karar aşamasında kullanılır.

Sıkışma Sürerse Ne Olur, Ne Zaman Hekime Başvurulmalıdır?

Sıkışma sürdüğünde yakınmalar ilerler ve pıhtı yineleme eğilimi gösterir.

Tedavi Yaklaşımı

Yakınma vermeyen basılar tedavi gerektirmez; bu kişilerde yalnız bilgilendirme ve gerektiğinde koruyucu önlemler yeterlidir. Yakınması olanlarda ilk basamak bası tedavisi, bacağın yükseltilmesi, düzenli yürüyüş ve kilo denetimidir. Pıhtı gelişmişse kan sulandırıcı tedavi başlanır. Bası tedavisine karşın yakınmalar sürüyorsa ve görüntülemede anlamlı bir darlık saptanmışsa, damar içine stent yerleştirilmesi gündeme gelir; bu işlem kasıktan ya da diz arkasından girilerek yapılır ve dönüş yolundaki engeli kaldırır. Ayrıntılar venöz stent sayfasındadır.

Pıhtı Gelişmişse

Leğen içindeki damarları tutan, bacağı belirgin biçimde şişiren ve yeni gelişmiş pıhtılarda, yalnız kan sulandırıcı tedavi yeterli olmayabilir. Bu kişilerde pıhtının kateterle çekilmesi ya da damar içine verilen ilaçla eritilmesi değerlendirilir; ardından altta yatan darlık balonla açılır ve stent yerleştirilir. Bu sıralama önemlidir: darlık giderilmezse pıhtı kısa sürede yineler. Ayrıntılar kateterle pıhtı çekme sayfasındadır.

Stent Yerleştirilmesi Nasıl Yapılır?

İşlem çoğu kişide kasık ya da diz arkasındaki toplardamardan girilerek, görüntüleme eşliğinde yapılır. Önce damar içi ultrasonla darlığın derecesi ölçülür; ardından daralmış bölüm bir balonla genişletilir ve içine kendiliğinden açılan bir stent yerleştirilir. Stent, atardamarın dışarıdan yaptığı basıya karşı damarı açık tutacak biçimde seçilir; bu bölgede kullanılan stentler, atardamar stentlerinden farklı olarak daha esnek ve daha geniş çaplıdır. İşlem sonunda akımın düzeldiği görüntülemeyle doğrulanır. Kişi genellikle kısa sürede ayağa kalkar ve aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir.

Stent Sonrası İzlem

Stent yerleştirilen kişilerde kan sulandırıcı ve pıhtı önleyici tedavi belirli bir süre sürdürülür; süre kişiye göre belirlenir. Bası çorabı kullanımı sürdürülür. İzlemde doppler ultrason ile stentin açıklığı değerlendirilir; ilk yıl kontroller daha sık yapılır. Bacak çevreleri ölçülerek şişliğin gerileyip gerilemediği kaydedilir. Uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren durumlarda ek koruma planlanır. Kilo denetimi ve düzenli yürüyüş sürdürülür.

Günlük Yaşam Önerileri

  • Bası çorabını her gün, sabah kalkmadan önce giymek
  • Dinlenirken bacağı kalp düzeyinin üzerine kaldırmak
  • Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan ve oturmaktan kaçınmak, saat başı kısa yürüyüş yapmak
  • Ayak bileği egzersizleriyle baldır kas pompasını çalıştırmak
  • Kilo denetimi sağlamak
  • Uzun yolculuklarda ara verip yürümek, bol su içmek ve bası çorabı kullanmak
  • Belden ve kasıktan sıkan giysilerden kaçınmak
  • Uzun süre bacak bacak üstüne atarak oturmaktan kaçınmak
  • Kan sulandırıcı kullanılıyorsa saatinde ve düzenli almak

Hangi Belirtilerde Başvurulmalıdır?

  • Sol bacakta aniden gelişen belirgin şişlik, ağrı ve morarma
  • Bacakta sürekli ve karşı tarafa göre belirgin şişlik
  • Yürürken bacakta artan gerginlik ve patlayıcı ağrı
  • Kasık ve karın alt bölgesinde yeni belirginleşen damarlar
  • Ayak bileği çevresinde ciltte renk değişikliği ve sertleşme
  • Bacakta iyileşmeyen bir yara açılması
  • Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı ve çarpıntı
  • Kasık ve leğen bölgesinde giderek artan künt ağrı

Son maddede beklenmeden 112 aranmalıdır. Genç yaşta, belirgin bir neden olmadan sol bacakta pıhtı gelişen her kişide bu tanı araştırılmalı; yalnız pıhtı tedavi edilip altta yatan bası atlanmamalıdır. Tanının konması, hem yinelemenin önlenmesini hem kalıcı bacak yakınmalarının gelişmesinin engellenmesini sağlar; bu nedenle araştırma erken dönemde tamamlanmalıdır.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Sol bacağımdaki şişlik neden sağ bacağıma göre daha fazla?
Bunun nedeni anatomiktir. Karın aortu omurganın önünde ikiye ayrılır; sağ bacağa giden atardamar, sol bacaktan dönen toplardamarın üzerinden çaprazlayarak geçer. Bu noktada toplardamar, üstte atardamar ile altta omurga arasında sıkışır. Atardamar her kalp atımında genişleyerek toplardamarın üzerine vurur; zamanla damar duvarı içeriden kalınlaşır, perde benzeri bantlar oluşur ve damarın içi daralır. Sonuçta sol bacaktan dönen kan engelle karşılaşır ve bacak şişer. Sağ bacakta böyle bir çaprazlaşma olmadığı için şişlik görülmez. Bu asimetri, tanıyı düşündüren en önemli ipucudur ve iki bacak arasında sürekli bir fark bulunması araştırma gerektirir.
Bu toplardamar sıkışması genç kadınlarda neden daha sık görülür?
Bunun birkaç nedeni bir aradadır. Birincisi anatomiktir: kadınlarda leğen kemiği yapısı daha geniş ve öne eğimlidir; bu, atardamarın toplardamar üzerindeki çaprazlaşmasını ve basısını belirginleştirir. İkincisi gebeliktir: büyüyen rahim bölgeye ek bası yapar, kan hacmi artar ve hormonal değişiklikler damar duvarını gevşetir; bu etkiler her gebelikte yinelenir. Üçüncüsü hormon içeren doğum kontrol yöntemleridir; bunlar kanın pıhtılaşma eğilimini bir miktar artırır. Bu üç etken bir araya geldiğinde, zaten sıkışmış olan damarda pıhtı oluşma olasılığı yükselir. Bu nedenle tanı en sık genç ve orta yaştaki kadınlarda konur.
Toplardamar sıkışması olan kişide kasıkta ağrı olur mu?
Evet, olabilir. Sıkışma leğen içindeki damarda bulunduğu için, buradaki basınç artışı ve damar genişlemesi kasık bölgesine yansıyan bir ağrıya yol açabilir. Ağrı çoğu kez künt ve baskı biçimindedir; ayakta durmakla, uzun süre oturmakla ve gün sonunda artar, bacak yükseltildiğinde azalır. Kalçaya ve uyluğun iç yüzüne yayılabilir. Kadınlarda leğen içindeki toplardamarlar da genişleyebileceği için, âdet dönemlerinde ve cinsel ilişki sonrasında artan bir leğen ağrısı eşlik edebilir; bu tablo ayrıca değerlendirilir. Kasık ağrısının çok daha sık görülen başka nedenleri bulunduğu için, bacak şişliği ve damar bulgularıyla birlikte ele alınır.
Genç yaşta pıhtı geçiren kişide bu tanı neden atlanır?
Gecikmenin birkaç nedeni vardır. Birincisi, genç bir kişide pıhtı geliştiğinde araştırmanın çoğu kez pıhtılaşma eğilimi yaratan kalıtsal hastalıklara yönlendirilmesi ve damarın mekanik olarak sıkıştığının akla gelmemesidir. İkincisi, sırtüstü yatarken yapılan doppler incelemesinde leğen içindeki bölgenin bağırsak gazı nedeniyle iyi görüntülenememesi ve incelemenin normal raporlanmasıdır. Üçüncüsü, pıhtı tedavi edildikten sonra yakınmalar bir miktar gerilediğinde araştırmanın sonlandırılmasıdır. Oysa altta yatan bası giderilmezse pıhtı yineler ve kalıcı yakınmalar gelişir. Bu nedenle sol bacakta, belirgin bir neden olmadan gelişen pıhtılarda leğen içindeki damarlar mutlaka görüntülenmelidir.
Toplardamar sıkışması gebelikte belirginleşir mi?
Evet, gebelikte belirginleşir. Büyüyen rahim, leğen içindeki damarlara doğrudan bası yapar ve sol taraftaki çaprazlaşma bölgesindeki sıkışmayı artırır. Aynı dönemde kan hacmi belirgin biçimde artar; dönmesi gereken kan miktarı çoğalırken engel büyür. Hormonal değişiklikler damar duvarını gevşetir ve pıhtılaşma eğilimini artırır. Bu nedenle gebelikte sol bacakta şişlik, ağırlık hissi ve varis belirginleşir; pıhtı oluşma olasılığı da yükselir. Doğumdan sonra bası ortadan kalkar ve yakınmalar bir ölçüde geriler; ancak damar duvarındaki yapısal değişiklikler kalıcı olabilir. Gebelikte bası çorabı kullanımı ve düzenli hareket önerilir.
Sıkışma olan kişide karın cildinde belirgin damarlar görülür mü?
Evet, görülebilir ve bu önemli bir bulgudur. Leğen içindeki ana toplardamar daraldığında ya da tıkandığında, vücut kanı geri döndürmek için alternatif yollar geliştirir. Bu yollar kasık bölgesinde, karnın alt duvarında ve leğen çevresinde bulunan küçük toplardamarlardır; artan akımla genişler ve cilt altında görünür hale gelirler. Karın duvarında, özellikle kasıktan yukarı doğru uzanan belirgin damarlar bu yan dolaşımı gösterir. Bu bulgu, basının yalnız anatomik bir gözlem olmadığını, gerçekten akımı engellediğini destekler. Bu nedenle muayenede kasık ve karın alt bölgesi mutlaka incelenir; bu damarların varlığı girişim kararını etkiler.
Bu sıkışma ayakta yapılan Doppler ile anlaşılır mı?
Ayakta yapılan doppler incelemesi değerli bilgiler verir; ancak bu bölge için tek başına yeterli değildir. Ayakta inceleme, bacak damarlarındaki kaçağı ve akım bozukluğunu göstermede üstündür; ayrıca leğen içindeki engeli düşündüren dolaylı bulgular verebilir: akımın solunumla değişmemesi, karın bastırıldığında akımın beklenen yanıtı vermemesi ve yan dolaşımın görülmesi. Buna karşılık çaprazlaşma bölgesi karnın derininde yer alır ve bağırsak gazı nedeniyle doğrudan görüntülenemeyebilir. Bu nedenle doppler normal çıksa bile, yakınmalar sürüyorsa tomografi, manyetik rezonans ya da damar içi ultrason istenir. Karar bu incelemelerin birlikte değerlendirilmesiyle verilir.
Toplardamar sıkışmasında bacak çevresi ölçümü neden yapılır?
Bacak çevresi ölçümü, bu tabloda hem tanıyı destekleyen hem izlemi sağlayan basit ve nesnel bir yöntemdir. Ölçüm belirli anatomik noktalardan, örneğin ayak bileğinin en ince yerinden, baldırın en kalın yerinden ve uyluktan yapılır; iki bacak karşılaştırılır. İki taraf arasında sürekli bir fark bulunması, tek taraflı bir engeli düşündürür ve bu tanıyı destekler. Ölçümler kaydedilir; tedavi başlandıktan sonra yinelenerek şişliğin gerileyip gerilemediği değerlendirilir. Stent yerleştirilen kişilerde bu ölçümler, işlemin işe yarayıp yaramadığını gösteren en pratik veridir. Ölçümün günün aynı saatinde ve aynı noktalardan yapılması önemlidir.
Toplardamar sıkışması olan kişide uzun uçuşlar risk oluşturur mu?
Evet, uzun uçuşlar ve uzun süren yolculuklar bu kişilerde ek bir yük oluşturur. Uçuşta kişi dar bir alanda, dizler bükülü biçimde uzun süre hareketsiz oturur; baldır kas pompası çalışmaz ve zaten engelli olan dönüş yolunda akım daha da yavaşlar. Kabin havasının kuru olması ve yeterli sıvı alınmaması kanı koyulaştırır. Bu etkenler, sıkışma bulunan bir damarda pıhtı oluşma olasılığını artırır. Bu nedenle bu kişilere yolculuk öncesinde bası çorabı kullanmaları, belirli aralıklarla kalkıp yürümeleri, oturarak ayak bileği egzersizleri yapmaları, bol su içmeleri ve alkol ile uyku ilacından kaçınmaları önerilir. Daha önce pıhtı geçirenlerde ek koruma planlanabilir.
Toplardamar sıkışması ile bacak varisi arasında ilişki var mıdır?
Evet, ilişki vardır. Leğen içindeki damarda engel bulunduğunda, bacaktan dönen kan alternatif yollar arar; yüzeyel toplardamarlar bu yolu üstlenir ve artan akım ile basınç altında genişler. Sonuçta sol bacakta belirgin varis damarları ortaya çıkar. Bu varisler, sıradan varisten farklı bir anlam taşır: burada damarlar bir kaçak yolu değil, bir kurtarma yoludur. Bu ayrım tedavi açısından belirleyicidir; derin sistemde engel varken bu damarların kapatılması dönüş yolunu ortadan kaldırarak yakınmaları artırabilir. Bu nedenle tek taraflı, özellikle sol bacakta yoğunlaşan ve kasık ile karın duvarına uzanan varislerde leğen içindeki damarlar mutlaka değerlendirilir.
Bu sıkışma sağ bacakta da görülür mü?
Klasik biçimiyle sol tarafa özgüdür; çünkü çaprazlaşma anatomisi sol toplardamarı sıkıştırır. Buna karşılık sağ tarafta da benzer tablolar görülebilir. Bazı kişilerde toplardamarların yerleşimi olağandan farklıdır ve sağ taraftaki damar da bası altında kalabilir. Ayrıca sol taraftaki damar tıkandığında, dönüşün büyük bölümünü üstlenen sağ taraftaki damarda da darlık gelişebilir. Karın içindeki kitleler, gebelik, ameliyat sonrası yapışıklıklar ve ışın tedavisi her iki tarafta bası yaratabilir. Bu nedenle sağ bacakta kalıcı ve açıklanamayan şişlik bulunan kişilerde de leğen içindeki damarlar görüntülenir ve iki taraf birlikte değerlendirilir.
Toplardamar sıkışması olan kişide bacakta renk değişikliği olur mu?
Evet, olur; ancak bu bulgu genellikle geç dönemde ortaya çıkar. Leğen içindeki engel sürdüğünde bacaktaki toplardamar basıncı sürekli yüksek kalır; kılcal damarlardan dokuya sıvı ve kan hücresi sızar. Sızan kan hücrelerinden açığa çıkan demir pigmenti ciltte birikerek, özellikle ayak bileğinin iç yüzünde kahverengi bir renk değişikliği oluşturur. Zamanla cilt ve altındaki doku sertleşir, kaşıntılı bir döküntü eklenebilir ve ileri olgularda iyileşmeyen yaralar açılır. Bu değişiklikler tek taraflı olduğunda, yani yalnız sol bacakta görüldüğünde, leğen içindeki bir engeli güçlü biçimde düşündürür ve araştırma gerektirir.
Toplardamar sıkışması hangi yaşlarda belirti vermeye başlar?
Belirtiler en sık genç ve orta yaşta, yaklaşık yirmili yaşların başından kırklı yaşlara kadar olan dönemde ortaya çıkar. Bunun nedeni, damar duvarındaki yapısal değişikliklerin yıllar içinde gelişmesi ve bu yaş aralığında gebelik, doğum kontrol yöntemleri gibi tetikleyicilerin devreye girmesidir. Bir bölüm kişide ilk bulgu ergenlik sonrasında başlayan sol bacak şişliğidir; bu, çoğu kez önemsenmez. Daha ileri yaşta ortaya çıkan olgularda ise tetikleyici bir olay, örneğin bir ameliyat, uzun bir yolculuk ya da hareketsizlik dönemi bulunur. Yaş tek başına ayırt edici değildir; belirleyici olan yakınmaların tek taraflı ve sürekli olmasıdır.
Toplardamar sıkışması saptanan kişide leğen içi damarlar da incelenir mi?
Evet, incelenir. Leğen içindeki toplardamarlarda basınç arttığında, yalnız bacağa giden yol değil, leğen içindeki diğer damarlar da etkilenir. Kadınlarda yumurtalık ve rahim çevresindeki toplardamarlar genişleyebilir; bu, âdet dönemlerinde artan leğen ağrısı, cinsel ilişki sonrası ağrı, idrar yakınmaları ve kasık ile uyluk iç yüzünde belirginleşen damarlar biçiminde kendini gösterir. Bu tablo ayrı bir başlık olarak değerlendirilir ve pelvik konjesyon sendromu olarak adlandırılır. Erkeklerde ise testis çevresindeki damarlarda genişleme görülebilir. Bu nedenle değerlendirme bacakla sınırlı tutulmaz; leğen içindeki damarlar da görüntülenir.
Toplardamar sıkışması tanısı konulan kişi hangi aralıklarla kontrol edilmelidir?
Kontrol aralığı, tedavinin biçimine göre belirlenir. Yalnız bası tedavisi ve yaşam düzenlemeleriyle izlenen, yakınmaları hafif olan kişilerde kontroller daha seyrek yapılır; her kontrolde bacak çevreleri ölçülür, cilt değerlendirilir ve yakınmaların seyri sorgulanır. Stent yerleştirilen kişilerde izlem daha sıktır: ilk inceleme işlemden kısa süre sonra yapılır ve sonraki karşılaştırmaların temeli olur, ardından ilk yıl içinde birkaç kez doppler ultrason yinelenir. Bu incelemelerde stentin açık olup olmadığı ve içinde daralma gelişip gelişmediği değerlendirilir. Bulgular kararlıysa aralık uzatılır. Kan sulandırıcı tedavi düzeni de bu kontrollerde gözden geçirilir.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease