İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Bacakta Açılan Yara (Venöz Ülser)

Ayak bileği çevresinde açılan ve zor kapanan yara. Toplardamar kaçağına bağlıdır; bası tedavisi ve kaçağın giderilmesiyle ele alınır.

Bacakta uzun süre kapanmayan yaraların büyük bölümü toplardamar kaynaklıdır. Bu yaralar en sık ayak bileğinin iç yüzünde, cildin kahverengileştiği ve sertleştiği bölgede açılır. Nedeni, toplardamar kapakçıklarının bozulmasıyla bacaktaki basıncın sürekli yüksek kalması ve cildin beslenmesinin bozulmasıdır. Bu tabloda küçük bir çizik bile kendiliğinden kapanmaz ve zamanla büyür. Tedavinin temeli yara örtüsü değil, basıncın düşürülmesidir.

Toplardamar Kaynaklı Bacak Yarası Nedir?

Bu yara, bacaktaki toplardamar basıncının uzun süre yüksek kalması sonucu cildin ve altındaki dokunun beslenmesinin bozulmasıyla ortaya çıkan, kendiliğinden kapanmayan bir doku kaybıdır.

Basınç Neden Yükselir?

Bacaktaki kan, kalbe doğru yukarı taşınmak zorundadır. Bunu iki düzenek sağlar: yürürken kasılan baldır kasları kanı yukarı pompalar, damar içindeki tek yönlü kapakçıklar ise geri kaçmasını engeller. Kapakçıklar bozulduğunda kan ayakta durulduğunda aşağı doğru geri kaçar ve basınç sürekli yüksek kalır. Aynı sonuç, damarda bir engel bulunduğunda da ortaya çıkar. Basınç en çok ayak bileği çevresinde hissedilir; çünkü burası kan sütununun en alt noktasıdır.

Yüksek Basınç Dokuda Ne Yapar?

Yüksek basınç kılcal damarları zorlar; damar duvarından dokuya sıvı, protein ve kan hücreleri sızar. Sızan kan hücrelerinden açığa çıkan demir pigmenti ciltte birikir ve kahverengi rengi oluşturur. Dokuda sürekli bir iltihabi tepki başlar; bu tepki bağ dokusu üretimini artırır, cilt altı yağ dokusunun yerini sert lif dokusu alır. Sertleşen dokuda kılcal damarlar sıkışır ve cildin beslenmesi bozulur. Bu aşamada cilt, en küçük zedelenmeye bile dayanamaz hale gelir.

Yara Nasıl Başlar?

Çoğu yara küçük bir olayla başlar: bir kaşıma, bir çizik, bir böcek sokması, ayakkabının vurması ya da kendiliğinden ortaya çıkan küçük bir açıklık. Sağlıklı bir bacakta bu zedelenme günler içinde iyileşir; burada ise iyileşmez, kenarları genişler ve derinleşir. Bir bölüm kişide yara, önce kaşıntılı ve pullanan bir döküntü biçiminde başlar; kaşıma sonucu cilt açılır. Bu nedenle bu bölgedeki kaşıntı ve döküntüler, yara açılmadan önce ele alınması gereken uyarılardır.

Toplardamar Yarası Neden Açılır, Kimlerde Görülür?

Altta yatan neden her zaman toplardamar sisteminin işlev bozukluğudur; bu bozukluk farklı kaynaklardan gelebilir.

Altta Yatan Nedenler

  • Yüzeyel damar yetmezliği: Varis nedeniyle kapakçıkların bozulması; en sık nedendir.
  • Geçirilmiş derin toplardamar pıhtısı: Kapakçıkların pıhtı sırasında zarar görmesi; ayrıntılar post-trombotik sendrom sayfasındadır.
  • Derin sistemde kalıcı daralma: Leğen içindeki damarlarda engel bulunması
  • Bağlantı damarlarında kaçak: Derin ve yüzeyel sistemi birleştiren damarların bozulması
  • Baldır kas pompasının yetersizliği: Ayak bileği hareketinin kısıtlı olması, felç ve hareketsizlik
  • Doğumsal damar gelişim bozuklukları

Kimlerde Daha Sık Görülür?

İleri yaştaki kişilerde, uzun süre ayakta çalışanlarda, kilolu kişilerde, birden fazla doğum yapmış kadınlarda, hareketsiz yaşayanlarda ve ailesinde varis öyküsü bulunanlarda daha yaygındır. Daha önce bacağında pıhtı geçirmiş kişilerde olasılık belirgin biçimde yüksektir. Ayak bileği ekleminin hareketi kısıtlı olan, ayakkabı nedeniyle adımını tam atamayan ve yürüme güçlüğü bulunan kişilerde kas pompası çalışmadığı için tablo ağırlaşır.

İyileşmeyi Geciktiren Etkenler

Bası tedavisinin uygulanmaması ya da düzensiz uygulanması, kilo fazlalığı, hareketsizlik, şeker hastalığı, beslenme yetersizliği ve kansızlık, sigara, eşlik eden atardamar tıkanıklığı, yara bölgesinde enfeksiyon ve kullanılan bazı ilaçlar iyileşmeyi geciktirir. Bu etkenlerin belirlenmesi ve düzeltilmesi, tedavinin ayrılmaz parçasıdır.

Toplardamar Yarasının Belirtileri Nelerdir?

Yara ortaya çıkmadan önce, cildin haftalar ve aylar içinde değiştiği bir dönem bulunur.

Yara Öncesi Bulgular

  • Gün sonunda artan ayak bileği şişliği
  • Bacakta ağırlık, dolgunluk hissi ve kramp
  • Ayak bileği çevresinde kahverengi renk değişikliği
  • Cildin ve altındaki dokunun sertleşmesi; bacağın bu bölgede daralması
  • Kaşıntılı, pullanan, kızarık bir döküntü
  • Cildin incelip parlaklaşması ve beyaz, yıldız biçiminde alanlar oluşması
  • Varis damarları ve genişlemiş kılcal damarlar

Yaranın Özellikleri

Yara en sık ayak bileğinin iç yüzünde, iç malleol denilen kemik çıkıntının hemen üzerinde açılır. Sınırları düzensizdir, kenarları eğimlidir ve tabanı çoğu kez nemli, pembe ya da sarımsı görünür. Üzerinde sarı bir örtü bulunabilir. Çevresinde kahverengi renk değişikliği ve sertleşme vardır. Yaradan berrak ya da sarımsı bir sıvı sızar; bu sızıntı çorapları ve örtüleri ıslatır. Ağrı genellikle orta düzeydedir ve bacak yükseltildiğinde azalır.

Atardamar Kaynaklı Yaradan Farkı

Atardamar kaynaklı yaralar ayak parmaklarında, parmak uçlarında, topukta ve ayağın dış kenarında görülür; sınırları düzgün ve keskindir, tabanı solgun ya da siyahtır, sızıntı azdır. Ağrı çok şiddetlidir ve bacak yükseltildiğinde artar, sarkıtıldığında azalır. Nabızlar alınamaz, ayak soğuk ve solgundur. Bu ayrım belirleyicidir; çünkü atardamar kaynaklı yaralarda bası tedavisi zarar verir. Ayrıntılar kritik bacak iskemisi sayfasındadır. Bazı kişilerde iki neden bir aradadır.

Bacaktaki Yaranın Damar Kaynaklı Olup Olmadığı Hangi Tetkiklerle Anlaşılır?

Değerlendirmenin iki amacı vardır: toplardamar bozukluğunu göstermek ve atardamar dolaşımının bası tedavisine elverişli olduğunu doğrulamak.

Muayene

Yaranın yeri, büyüklüğü, derinliği, tabanı, kenarları ve sızıntısı kaydedilir; ölçümler her kontrolde yinelenir. Çevre cildin rengi, sertliği ve döküntü durumu değerlendirilir. Bacak çevreleri ölçülür. Varis damarları ve genişlemiş kılcal damarlar aranır. Ayak bileği hareket açıklığı değerlendirilir; kısıtlı olması kas pompasının çalışmadığını gösterir. Tüm nabızlar mutlaka muayene edilir.

Yapılan İncelemeler

  • Venöz doppler ultrason: Ayakta yapılır; yüzeyel ve derin sistemdeki geri kaçak, bağlantı damarlarındaki kaçak ve eski pıhtı izleri değerlendirilir.
  • Ayak bileği kol basınç indeksi: Atardamar dolaşımının düzeyini gösterir; bası tedavisi öncesinde zorunludur.
  • Arteriyel doppler ultrason: Nabızlar zayıfsa atardamarlar değerlendirilir.
  • Yara kültürü: Enfeksiyon kuşkusunda doku örneğinden alınır; yüzeyel sürüntü yeterli değildir.
  • Kan tetkikleri: Kan şekeri, kansızlık, beslenme durumu, böbrek işlevleri ve iltihap göstergeleri
  • BT ya da manyetik rezonans venografi: Leğen içindeki damarlarda engel kuşkusunda istenir.

Diğer Yara Nedenleri

Bacakta açılan her yara toplardamar kaynaklı değildir. Şeker hastalığına bağlı yaralar ayak tabanında ve basınç noktalarında görülür, ağrı vermeyebilir. Bası yaraları topukta ve kemik çıkıntıların üzerinde, yatağa bağımlı kişilerde oluşur. Romatizmal hastalıklara ve damar duvarı iltihaplarına bağlı yaralar düzensiz, oyuk biçiminde ve çok ağrılıdır; bacağın ön yüzünde de görülebilir. Kansızlıkla seyreden bazı kan hastalıklarında ayak bileği çevresinde yaralar açılır. Cilt hastalıkları, ilaç etkileri ve seyrek olarak tümörler de yaraya yol açabilir. Bu nedenle tanı, yalnız yaranın görünümüne değil, tüm değerlendirmeye dayanır.

Uzun Süre Kapanmayan Yarada

Uygun tedaviye karşın belirli bir süre boyunca küçülmeyen yaralarda başka nedenler araştırılır. Bu nedenler arasında atardamar tıkanıklığının eşlik etmesi, kemik enfeksiyonu, romatizmal hastalıklara bağlı yaralar, damar duvarı iltihapları, cilt hastalıkları, kullanılan ilaçlara bağlı yaralar ve seyrek olarak yara zemininde gelişen tümörler bulunur. Bu durumda yara kenarından doku örneği alınması gündeme gelir.

Yara Kapanmazsa Ne Olur, Hangi Belirtide Hemen Başvurulmalıdır?

Kapanmayan yaralar zamanla büyür, enfeksiyon kapabilir ve yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürür.

Tedavinin Temeli: Bası

Bu yaraların tedavisinde en belirleyici adım bası uygulamaktır. Bası, toplardamar basıncını düşürür, dokudaki sıvı birikimini azaltır ve yaranın kapanmasını sağlar. Başlangıçta, şişlik belirginken çok katmanlı sargılar kullanılır; bunlar sağlık ekibi tarafından uygulanır ve belirli aralıklarla yenilenir. Şişlik azaldıkça bası çorabına geçilir. Uygulamadan önce atardamar dolaşımı mutlaka değerlendirilir; yetersizse bası sınırlı uygulanır ya da uygulanmaz. Bası, yara kapandıktan sonra da sürdürülür; bırakıldığında yara yineler.

Yara Bakımı

Yara, her pansumanda ılık serum fizyolojikle yıkanır. Tabandaki ölü doku ve sarı örtü temizlenir; bu temizlik özel yöntemlerle, ekip tarafından yapılır. Yaranın nemine göre uygun örtü seçilir: çok sızıntılı yaralarda emici, kuru yaralarda nemlendirici örtüler kullanılır. Örtü, yara kenarındaki sağlam cildi korumalıdır; sızıntı cildi tahriş ederek yarayı büyütür. Çevre cilde nemlendirici uygulanır. Yaraya tuzlu su, sirke, bitkisel karışım, pudra ve benzeri ürünler kesinlikle sürülmemelidir.

Altta Yatan Bozukluğun Tedavisi

Yara kapansa bile, altta yatan kaçak giderilmezse yineler. Bu nedenle doppler incelemesinde yüzeyel damarlarda kaçak saptanan kişilerde bu damarlar kapatılır; işlem yara açıkken de yapılabilir ve iyileşmeyi hızlandırır. Ayrıntılar endovenöz lazer sayfasındadır. Leğen içindeki damarlarda kalıcı daralma saptanan kişilerde damar içine stent yerleştirilmesi gündeme gelir; ayrıntılar venöz stent sayfasındadır. Bağlantı damarlarındaki kaçaklar ayrıca ele alınabilir.

İyileşme Süreci ve Beklentiler

Bu yaralar yavaş iyileşir; kapanma haftalar, çoğu kez aylar alır. İyileşmenin göstergesi, yaranın her kontrolde ölçülen alanının küçülmesidir; bu nedenle ölçümler kaydedilir ve karşılaştırılır. Belirli bir süre içinde beklenen küçülme sağlanmıyorsa plan gözden geçirilir: bası tedavisinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, altta yatan kaçağın giderilip giderilmediği, enfeksiyon ve beslenme durumu yeniden değerlendirilir. Kişiye sürecin uzun olacağı önceden anlatılır; bu, tedaviye uyumu artırır. Kapanma sonrasında yeni oluşan cilt incedir ve kolay zedelenir; bu nedenle korunma ve bası tedavisi sürdürülür.

Destekleyici Önlemler

  • Bacağı gün içinde birkaç kez kalp düzeyinin üzerine kaldırmak
  • Her gün düzenli yürümek; ayak bileği hareketlerini çalıştırmak
  • Uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan ve oturmaktan kaçınmak
  • Kilo denetimi sağlamak
  • Protein, vitamin ve mineral açısından yeterli beslenmek; kansızlığı düzeltmek
  • Sigarayı bırakmak
  • Kan şekerini hedef değerlerde tutmak
  • Çevre cildi nemlendirmek ve kaşımaktan kaçınmak

Yaranın Yaşam Üzerindeki Etkisi

Uzun süre kapanmayan bir bacak yarası, yalnız bedensel bir sorun değildir. Sızıntı nedeniyle giysilerin ıslanması, koku kaygısı, sürekli pansuman gereksinimi ve hareket kısıtlılığı sosyal yaşamı ve çalışma düzenini etkiler. Ağrı ve kaşıntı uyku düzenini bozar. Tedavinin uzun sürmesi ve yaranın yinelemesi umutsuzluk yaratabilir. Bu nedenle değerlendirmede yalnız yara ölçüleri değil, kişinin günlük yaşamı ve ruhsal durumu da ele alınır; gerektiğinde destek planlanır. Tedavi sürecinin ve beklenen sürenin açıkça anlatılması, uyumu artıran en önemli etkenlerden biridir.

Acil Başvuru Gerektiren Belirtiler

  • Yara çevresinde hızla yayılan kızarıklık, şişlik ve ısı artışı
  • Ateş, titreme ve halsizlik
  • Yaradan bol, koyu renkli ve kötü kokulu akıntı gelmesi
  • Ağrının aniden şiddetlenmesi
  • Yaranın hızla büyümesi ve derinleşmesi
  • Yara tabanında siyah alanlar oluşması
  • Bacakta ani soğuma, solma ve nabızların kaybolması
  • Yaradan kanama olması
  • Yara çevresinde içi sıvı dolu kabarcıklar oluşması

Bu belirtilerde beklenmeden başvurulmalıdır. Yaradan kanama olması durumunda bacak yükseğe kaldırılmalı ve temiz bir bezle doğrudan bası uygulanmalıdır; kanama durmazsa acil servise gidilmelidir. Yara bölgesindeki genişlemiş bir damardan gelen kanama, ilk bakışta çok görünse de bası ve bacağın yükseltilmesiyle çoğu kez denetim altına alınır; turnike uygulanmamalıdır.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Bacağımdaki yara neden en çok ayak bileğinin iç yüzünde açılıyor?
Bu bölge, bacaktaki toplardamar basıncının en yüksek olduğu noktadır; çünkü ayakta durulduğunda kan sütununun tüm ağırlığı buraya biner. Ayrıca bu bölgede derin ve yüzeyel sistemi birleştiren bağlantı damarları yoğundur; bu damarlarda kaçak geliştiğinde yüksek basınç doğrudan cilde aktarılır. İç ayak bileğinde cilt altı yağ dokusu incedir ve kemik yüzeye yakındır; bu da dokunun basınca dayanıklılığını azaltır. Yıllar içinde bu bölgede önce kahverengi renk değişikliği ve sertleşme gelişir, cildin beslenmesi bozulur ve en küçük bir zedelenme yaraya dönüşür. Bu nedenle bu bölge, yara açılmadan önce özellikle izlenmesi gereken alandır.
Toplardamar yarası ile atardamar yarası nasıl ayrılır?
Ayrımda yaranın yeri, görünümü ve ağrının niteliği yol gösterir. Toplardamar yarası ayak bileğinin iç yüzünde açılır; sınırları düzensiz, kenarları eğimli, tabanı nemli ve pembedir, sızıntı boldur. Çevresinde kahverengi renk değişikliği ve sertleşme bulunur; bacak şiştir, nabızlar alınır ve ağrı bacak yükseltilince azalır. Atardamar yarası ise parmak uçlarında, topukta ve ayağın dış kenarında görülür; sınırları keskin, tabanı solgun ya da siyahtır, sızıntı azdır. Ağrı çok şiddetlidir, bacak yükseltilince artar ve sarkıtılınca azalır; nabızlar alınamaz, ayak soğuk ve solgundur. Ayrım için nabız muayenesi ve basınç ölçümü mutlaka yapılır.
Yara çevresindeki kahverengi renk değişikliği neyi gösterir?
Kahverengi renk değişikliği, o bölgede yıllardır yüksek bir toplardamar basıncı bulunduğunu gösterir. Yüksek basınç altında kılcal damarlardan dokuya kan hücreleri sızar; bu hücrelerden açığa çıkan demir pigmenti ciltte birikerek kalıcı bir renk oluşturur. Bu bulgu, tabloyu erken evreden ayıran önemli bir işarettir: cildin beslenmesi bozulmaya başlamıştır ve bu bölge yara açılması açısından hazırdır. Bu nedenle henüz yara yokken görülen kahverengi renk değişikliği bir uyarı olarak değerlendirilir; bası tedavisine başlanması ve altta yatan kaçağın araştırılması istenir. Renk değişikliği yerleştikten sonra geri dönmez; bu nedenle erken önlem önemlidir.
Yaradan gelen sulanma olağan mıdır?
Evet, belirli bir düzeyde sızıntı olağandır. Yaradan gelen berrak ya da sarımsı sıvı, dokuda biriken ve yüksek basınç nedeniyle kılcal damarlardan sızan sıvıdır; bu, toplardamar kaynaklı yaraların tipik özelliğidir ve enfeksiyon anlamına gelmez. Bası tedavisi uygulandığında ve bacak yükseltildiğinde sızıntı belirgin biçimde azalır. Buna karşılık sızıntının aniden artması, koyu renkli, bulanık ya da kötü kokulu hale gelmesi enfeksiyonu düşündürür. Ayrıca sızıntının yara kenarındaki sağlam cildi tahriş etmesi önlenmelidir; bu, yaranın büyümesine yol açar. Bu nedenle uygun emicilikte örtü seçilir ve çevre cilt koruyucu ürünlerle korunur.
Bacak yarası olan kişide kaşıntı neden olur?
Kaşıntı, bu tabloda çok sık görülen ve rahatsız edici bir yakınmadır. Nedeni, yüksek basınç altında dokuda biriken sıvı ve maddelerin ciltte sürekli bir tahriş yaratmasıdır; buna bağlı olarak kızarık, pullanan ve kaşıntılı bir döküntü gelişir. İkinci bir neden, kullanılan örtü, bant ve kremlere karşı gelişen temas duyarlılığıdır; bu nedenle yeni bir üründen sonra artan kaşıntı bildirilmelidir. Kaşımak, cildi açarak yeni yaralara yol açtığı için kaşıntının denetlenmesi tedavinin bir parçasıdır: bası tedavisi, nemlendirici kullanımı ve gerektiğinde bölgesel tedaviler uygulanır. Tırnakların kısa tutulması ve geceleri eldiven kullanılması yararlı olabilir.
Yara çevresindeki cildin sertleşmesi ne anlama gelir?
Cildin ve altındaki dokunun sertleşmesi, tablonun ileri bir aşamaya geçtiğini gösterir. Uzun süre yüksek kalan basınç, dokuda sürekli bir iltihabi tepki başlatır; bu tepki bağ dokusu üretimini artırır ve cilt altı yağ dokusunun yerini sert lif dokusu alır. Sertleşen bölgede bacak daralır ve ters çevrilmiş şişe görünümü ortaya çıkar. Bu dokuda kılcal damarlar sıkışır, cildin beslenmesi bozulur ve yara açılma olasılığı belirgin biçimde artar; ayrıca açılan yaranın iyileşmesi güçleşir. Bu değişiklikler büyük ölçüde kalıcıdır; bu nedenle erken dönemde bası tedavisine başlanması ve altta yatan kaçağın giderilmesi önemlidir.
Bacağında yarası olan kişi duş alabilir mi?
Evet, alabilir; ancak birkaç kurala uyulması gerekir. Sargı ya da çorap çıkarıldıktan sonra kısa bir duş alınabilir; küvette uzun süre oturmak, havuz ve deniz önerilmez. Su ılık olmalı, çok sıcak olmamalıdır; sıcak su damarları genişleterek şişliği artırır. Yara doğrudan sabunla yıkanmaz; çevre cilt yumuşak bir temizleyiciyle temizlenir, yara ılık serum fizyolojikle yıkanır. Duştan sonra bölge bastırılmadan, temiz bir havluyla kurulanır; parmak araları özellikle kurulanır. Çevre cilde nemlendirici sürülür, yaranın üzerine sürülmez. Ardından örtü yenilenir ve bası yeniden uygulanır; bası çıkarıldıktan sonra uzun süre beklenmez.
Yaradan gelen koku enfeksiyon belirtisi midir?
Kokunun varlığı tek başına enfeksiyon anlamına gelmez. Yaradaki ölü doku ve sarı örtü, temizlenmediğinde bir koku oluşturur; bu koku, yara temizlendikten ve örtü yenilendikten sonra kaybolur. Bazı örtü malzemeleri de kendine özgü bir koku bırakır. Buna karşılık keskin, ağır ve pansuman sonrasında da süren bir koku enfeksiyonu düşündürür; özellikle oksijensiz ortamda üreyen mikropları akla getirir. Kokuya yayılan kızarıklık, şişlik, ısı artışı, artan ağrı, bol ve koyu akıntı ile ateş eşlik ediyorsa tablo enfeksiyondur ve beklenmeden başvurulmalıdır. Bu durumda doku örneğinden kültür alınır ve uygun tedavi başlanır.
Bacak yarası olan kişide ağrı gece neden artar?
Gece ağrısının birkaç nedeni olabilir ve ayırt edilmesi önemlidir. Toplardamar kaynaklı yaralarda ağrı genellikle gün sonunda, bacak uzun süre aşağıda kaldıktan sonra artar; yatıldığında ve bacak yükseltildiğinde azalır. Bu nedenle bu kişilerde gece ağrısı çoğunlukla yatmadan önceki saatlerde belirgindir. Buna karşılık ağrının gece yatarken başlaması ve bacağı yataktan sarkıtınca azalması farklı bir tabloyu gösterir: bu, atardamar kaynaklı bir sorunun tipik bulgusudur ve acil değerlendirme gerektirir. Üçüncü bir neden, yara bölgesindeki sinir uçlarının etkilenmesine bağlı yanıcı ağrıdır. Bu nedenle ağrının niteliği ve pozisyonla ilişkisi ayrıntılı sorgulanır.
Kapanan bacak yarası neden tekrar açılır?
Çünkü yaranın kapanması, altta yatan sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Yaraya yol açan yüksek toplardamar basıncı, kapakçık bozukluğu ya da damardaki engel yerinde kaldığı sürece cilt zayıf kalmayı sürdürür. Bası tedavisi bırakıldığında basınç yeniden yükselir ve çoğu kişide yara kısa süre içinde yineler. Bu nedenle bası çorabı, yara kapandıktan sonra da düzenli kullanılır; bu, yinelemeyi önlemede en etkin yöntemdir. İkinci önemli adım, doppler incelemesinde saptanan kaçağın tedavi edilmesidir; kaynak kapatıldığında yineleme belirgin biçimde azalır. Ayrıca kilo denetimi, düzenli yürüyüş ve cilt bakımı sürdürülür.
Yara çevresinde kızarıklık ve ateş varsa ne düşünülmelidir?
Yara çevresinde yayılan kızarıklık ve ateş, enfeksiyonun yara bölgesinden çevre dokulara yayıldığını düşündürür. Bu tabloda kızarıklık yaranın sınırlarını aşar, cilt gergin, sıcak ve ağrılıdır; şişlik artar, ateş ve titreme eşlik eder. Kan tetkiklerinde iltihap göstergeleri yükselir. Bu durum beklenmeden değerlendirilmelidir; doku örneğinden kültür alınır ve uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Ayırt edilmesi gereken bir durum, yara çevresindeki cildin tahriş ve duyarlılığa bağlı kızarmasıdır; burada kızarıklık sınırlıdır, ateş bulunmaz ve kaşıntı öndedir. Yine de ayrım her zaman kolay olmadığı için bu bulgularla başvurulmalıdır.
Bacağında yarası olan kişi yürümeli midir?
Evet, yürümelidir ve bu tedavinin önemli bir parçasıdır. Yürürken baldır kasları kasılır ve bacaktaki kanı yukarı pompalar; bu, toplardamar basıncını düşürür ve yaranın iyileşmesine katkı sağlar. Hareketsizlik ise basıncı yükselterek iyileşmeyi geciktirir. Bu nedenle kişiye her gün düzenli yürüyüş önerilir; ayrıca ayak bileği hareketlerini çalıştıran egzersizler verilir, çünkü bu eklemin hareketi kas pompasını doğrudan etkiler. Yürürken bası çorabı ya da sargı takılı olmalıdır. Buna karşılık uzun süre hareketsiz ayakta durmak yararlı değildir; tersine zararlıdır. Oturarak dinlenirken bacak yükseğe kaldırılır.
Yarası olan kişide bacağı yüksekte tutmanın anlamı nedir?
Bacağın yükseğe kaldırılması, yerçekiminin etkisini tersine çevirerek toplardamar basıncını düşürür. Bacak kalp düzeyinin üzerine çıkarıldığında damarlardaki kan kalbe doğru daha kolay döner; dokuda biriken sıvı geri emilir, şişlik azalır ve yaraya gelen kan akımı düzelir. Bu nedenle gün içinde birkaç kez, her seferinde belirli bir süre bacağın yükseltilmesi önerilir; yatarken ayak ucunun bir miktar yükseltilmesi de yararlıdır. Yükseltmenin etkili olması için bacağın kalp düzeyinin gerçekten üzerinde olması gerekir; yalnız ayakları bir tabureye koymak yeterli değildir. Bu basit uygulama, bası tedavisini destekleyen ve yakınmaları belirgin biçimde azaltan bir önlemdir.
Uzun süre kapanmayan yarada başka nedenler araştırılır mı?
Evet, araştırılır. Uygun bası ve yara bakımına karşın belirli bir süre boyunca küçülmeyen yaralarda tanının gözden geçirilmesi gerekir. Araştırılan başlıklar şunlardır: atardamar tıkanıklığının eşlik etmesi, kemik enfeksiyonu, şeker hastalığına bağlı yaralar, romatizmal hastalıklara ve damar duvarı iltihaplarına bağlı yaralar, bası yaraları, cilt hastalıkları, kullanılan ilaçlara bağlı yaralar ve seyrek olarak yara zemininde gelişen tümörler. Ayrıca beslenme yetersizliği, kansızlık ve bağışıklığı baskılayan durumlar değerlendirilir. Bu aşamada yara kenarından doku örneği alınması gündeme gelir; bu inceleme hem tümörü dışlar hem tanıyı netleştirir.
Bacak yarası olan kişide beslenme iyileşmeyi etkiler mi?
Evet, beslenme iyileşmeyi doğrudan etkiler. Yara iyileşmesi, yeni doku ve damar yapımını gerektirir; bu süreç yeterli protein, vitamin ve mineral alımına bağlıdır. Protein eksikliği yara kenarlarının kapanmasını geciktirir; C vitamini eksikliği bağ dokusu üretimini bozar; çinko eksikliği hücre yenilenmesini yavaşlatır; demir eksikliğine bağlı kansızlık dokuya ulaşan oksijeni azaltır. Bu nedenle bu kişilerde beslenme durumu değerlendirilir, kan tetkikleriyle eksiklikler araştırılır ve gerektiğinde destek verilir. Yeterli sıvı alımı da önemlidir. Kilo fazlalığı bulunan kişilerde ise dengeli bir kilo verme planı, karın içi basıncı azaltarak iyileşmeye katkı sağlar.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease