İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Pıhtılaşma Testleri

aPTT

Pıhtılaşma zincirinin bir kolunu değerlendiren süre ölçümü. Damardan verilen pıhtı önleyicinin izleminde ve kanama araştırmasında kullanılır.

aPTT, kanın belirli koşullarda kaç saniyede pıhtılaştığını ölçen bir tetkiktir ve pıhtılaşma zincirinin bir bölümünü değerlendirir. Protrombin zamanıyla birlikte istenir; ikisi zincirin farklı kollarını ölçer ve birlikte değerlendirildiğinde sorunun nerede olduğu anlaşılır. En sık kullanım alanı, damardan verilen pıhtı önleyici tedavinin izlenmesidir; bunun yanında kanama eğiliminin araştırılmasında ve ameliyat öncesi değerlendirmede kullanılır.

aPTT Nedir, Pıhtılaşmanın Hangi Basamağını Değerlendirir?

Bu ölçüm, pıhtılaşma zincirinin yüzey temasıyla başlayan kolunu değerlendirir.

Ölçülen Yol

Pıhtılaşma, birbirini basamak basamak etkinleştiren maddelerden oluşan bir zincirle gerçekleşir. Bu zincirin iki giriş kolu vardır; biri doku zedelenmesiyle, diğeri kanın yabancı bir yüzeyle temasıyla başlar. İki kol ortak bir noktada birleşir ve pıhtının kurulmasıyla sonuçlanır. aPTT, yüzey temasıyla başlayan kolu ve ortak yolu değerlendirir. Protrombin zamanı ise diğer kolu ölçer. Bu nedenle iki tetkik birbirinin yerine geçmez; birlikte istenir.

Ölçümün Yapılışı

Laboratuvarda örneğe, yüzey temasını taklit eden bir madde ve kalsiyum eklenir; ardından pıhtının kaç saniyede oluştuğu ölçülür. Sonuç saniye cinsinden bildirilir ve laboratuvarın kendi normal aralığıyla karşılaştırılır. Standart bir sayıya dönüştürme burada yapılmaz; bu nedenle farklı laboratuvarların değerleri doğrudan karşılaştırılamaz. Bazı laboratuvarlar, kişinin sonucunu normal bir örneğin sonucuna oranlayarak da bildirir.

Protrombin Zamanıyla Birlikte Değerlendirme

Bu iki ölçüm birlikte istendiğinde dört ayrı tablo ortaya çıkar ve her biri farklı bir yöne işaret eder. İkisi de normalse pıhtılaşma zincirinde belirgin bir sorun bulunmadığı düşünülür. Yalnız aPTT uzamışsa, yüzey temasıyla başlayan koldaki bir eksiklik ya da engelleyici bir madde akla gelir. Yalnız protrombin zamanı uzamışsa, doku zedelenmesiyle başlayan koldaki bir eksiklik, K vitamini yetersizliği ya da erken karaciğer sorunu düşünülür. İkisi birden uzamışsa, ortak yoldaki bir sorun, ileri karaciğer hastalığı, yaygın pıhtılaşma bozukluğu ya da ağır K vitamini eksikliği değerlendirilir. Ayrıntılar INR ve protrombin zamanı sayfasındadır.

Etkilendiği Maddeler

  • Yüzey temasıyla başlayan koldaki pıhtılaşma proteinleri
  • Kalıtsal kanama hastalıklarında eksik olan proteinler
  • Ortak yolda görev alan maddeler
  • Pıhtının iskeletini oluşturan protein
  • Bu maddelerden birinin azalması süreyi uzatır
  • Damardan verilen pıhtı önleyici süreyi belirgin biçimde uzatır

Hangi Durumlarda aPTT İstenir?

Ölçüm hem tedavi izleminde hem kanama araştırmasında kullanılır.

Başlıca Kullanım Alanları

  • Damardan sürekli verilen pıhtı önleyici tedavinin izlenmesi
  • Kalp ameliyatı ve damar girişimleri sırasında pıhtılaşmanın izlenmesi
  • Ameliyat öncesi kanama riskinin değerlendirilmesi
  • Açıklanamayan kanama ve morarmaların araştırılması
  • Kalıtsal kanama hastalıklarının tanısı ve izlenmesi
  • Ailede kanama öyküsü bulunan kişilerin değerlendirilmesi
  • Karaciğer işlevlerinin değerlendirilmesi
  • Bağışıklık kaynaklı pıhtılaşma antikorlarının araştırılması
  • Yaygın pıhtılaşma bozukluğunun izlenmesi
  • Böbrek diyalizi sırasında pıhtılaşmanın izlenmesi

Kanama Araştırmasındaki Yeri

Kolay morarma, uzun süren kesik kanaması, diş çekimi sonrası durdurulamayan kanama, eklem içine kanama ve ağır adet kanaması gibi yakınmalarda pıhtılaşma sistemi araştırılır. Bu araştırmanın ilk basamağında aPTT ile protrombin zamanı birlikte istenir. Hangisinin uzadığı, sorunun zincirin hangi bölümünde olduğunu gösterir ve sonraki tetkikleri belirler. Bunlara pıhtı hücresi sayısı ve pıhtının iskeletini oluşturan proteinin düzeyi eklenir.

Kalıtsal Kanama Hastalıklarındaki Yeri

Kalıtsal kanama hastalıklarının bir bölümünde, yüzey temasıyla başlayan koldaki proteinlerden biri eksiktir; bu kişilerde süre uzar. Bu hastalıklar çoğunlukla erkeklerde görülür ve anne yoluyla geçer. Belirtiler eklem içine ve kas içine kanama, küçük darbelerle geniş morarma, diş çekimi ve sünnet sonrası durdurulamayan kanama biçiminde olur. Bu tabloda süre uzun bulunur ve karışım testinde düzelir; ardından hangi proteinin eksik olduğu ölçülür. Hastalığın ağırlığı, eksik proteinin kandaki düzeyine göre belirlenir. Bu kişilerde girişim ve ameliyat öncesinde eksik madde yerine konur.

Ameliyat Öncesi Değerlendirmedeki Yeri

Ameliyat öncesinde bu ölçümün istenmesinin amacı, gizli bir kanama eğilimini önceden görmektir. Bilinmeyen bir pıhtılaşma bozukluğu, ameliyat sırasında beklenmedik kanamaya yol açabilir. Bu durum önceden bilinirse önlem alınır; eksik madde yerine konur ve ameliyat ertelenebilir. Ölçüm tek başına değil; protrombin zamanı, kan sayımı ve kanama öyküsüyle birlikte değerlendirilir.

aPTT Öncesinde Damardan Verilen Kan Sulandırıcının Saatinin Sorulması Neden Gerekir?

Bu bilgi, sonucun doğru yorumlanması için zorunludur.

İlacın Etkisinin Zamanla Değişmesi

Damardan verilen pıhtı önleyici ilaç, bu ölçümü doğrudan ve belirgin biçimde uzatır. İlaç sürekli akış halinde veriliyorsa kandaki düzeyi kararlıdır ve ölçüm herhangi bir saatte yapılabilir. Buna karşılık ilaç aralıklı olarak veriliyorsa, kandaki düzey verildikten hemen sonra en yüksek noktaya çıkar ve sonraki saatlerde düşer. Bu durumda ölçümün ne zaman yapıldığı sonucu tümüyle değiştirir.

Ameliyat Sırasında İzlem

Kalp ameliyatlarında ve bazı damar girişimlerinde, kanın makine içinde ya da kateter yüzeyinde pıhtılaşmaması için yüksek dozda pıhtı önleyici verilir. Bu dozlarda aPTT ölçüm sınırlarının dışına çıkar ve kullanılamaz hale gelir; bu nedenle ameliyat sırasında farklı ve daha geniş aralıklı bir pıhtılaşma ölçümü tercih edilir. Bu ölçüm ameliyathanede hızlıca yapılır ve verilen ilacın etkisi buna göre ayarlanır. Ameliyat bittiğinde ilacın etkisi bir karşıt ilaçla geri çevrilir. Sonraki dönemde, tedaviye damardan pıhtı önleyici ile devam edilecekse izlem yeniden aPTT üzerinden sürdürülür.

Sorulması Gereken Bilgiler

  • İlacın sürekli mi aralıklı mı verildiği
  • Son dozun saati
  • Verilen dozun miktarı
  • Doz değişikliği yapılıp yapılmadığı
  • Cilt altına yapılan başka bir pıhtı önleyici kullanılıp kullanılmadığı
  • Ağızdan alınan kan sulandırıcıların kullanımı
  • Son günlerde kan ya da plazma verilip verilmediği

Diğer Hazırlık Kuralları

Ölçüm için aç kalmak gerekmez ve günün herhangi bir saatinde yapılabilir. İlaçların kesilmesi istenmez; ancak kullandığınız tüm ilaçları bildirmeniz gerekir. Ölçümden önce ağır egzersiz yapılmaması önerilir. Acil durumda hiçbir hazırlık beklenmez, kan hemen alınır. Kan kol toplardamarından alınır ve işlem birkaç dakika sürer.

aPTT Örneği Alınırken Damar Yolundan Kan Alınmaması Neden İstenir?

Damar yolundan alınan örnek çoğu kez yanıltıcı sonuç verir.

Sorunun Kaynağı

Damar yolu kateterleri, içlerinde pıhtı oluşmasını önlemek için pıhtı önleyici madde içeren sıvıyla yıkanır. Bu maddeden çok az bir miktar bile örneğe karışırsa süre belirgin biçimde uzar; ölçüm gerçek durumu değil, kateterdeki maddeyi yansıtır. Ayrıca kateterden verilen serum ve ilaçlar kanı sulandırır. Bu nedenle örnek, tercihen ayrı bir damardan taze olarak alınır.

Zorunlu Durumlarda Uygulanan Kurallar

  • Kateterden verilen sıvı bir süre durdurulur.
  • İlk gelen kan atılır ve kullanılmaz.
  • Ardından örnek alınır.
  • Hangi yoldan alındığı rapora yazılır.
  • Sonuç beklenmedik çıkarsa örnek ayrı bir damardan yinelenir.

Kan Alma İşlemi

Kan, kolun iç yüzündeki bir toplardamardan alınır. Bölge temizlenir, turnike kısa süre bağlanır ve damar belirginleştirilir; iğne girişi sırasında kısa süren bir batma hissedilir. İşlem birkaç dakikada tamamlanır. Turnikenin uzun süre bağlı kalması ve yumruk yaptırılması istenmez; her ikisi de pıhtılaşma tetkiklerini etkiler. Birden fazla tüp alınacaksa, pıhtılaşma tüpünün diğer tüplerden önce doldurulması, tüpler arası madde karışmasını önler. Kan alındıktan sonra bölgeye pamuk bastırılır ve birkaç dakika basınç uygulanır; kanama eğiliminiz varsa bu süre uzatılır.

Örnek Alma Tekniği

Kan, pıhtılaşma tetkikleri için ayrılmış özel tüpe alınır ve tüpün üzerindeki çizgiye kadar doldurulması gerekir. Eksik dolan tüpte, içerideki pıhtı önleyici maddenin kana oranı bozulur ve süre olduğundan uzun çıkar. Damarın zorlanması, iğnenin birkaç kez denenmesi ve kanın yavaş gelmesi tüp içinde küçük pıhtılar oluşmasına yol açar; bu, ölçümü bozar. Tüp sertçe çalkalanmaz, yavaşça alt üst edilir. Örnek bekletilmeden laboratuvara gönderilir.

aPTT Sonucu Neyi Gösterir, Uzaması Her Zaman Kanama Riski Anlamına mı Gelir?

Uzama bir sorun olduğunu gösterir; ancak her zaman kanama anlamına gelmez.

Uzamanın Nedenleri

  • Damardan verilen pıhtı önleyici tedavi
  • Kalıtsal kanama hastalıklarında eksik olan proteinler
  • Karaciğer hastalığı
  • K vitamini eksikliği
  • Yaygın pıhtılaşma bozukluğu
  • Bağışıklık kaynaklı pıhtılaşma antikorları
  • Örnek alma ya da tüp doldurma hatası
  • Pıhtılaşma proteinlerine karşı gelişen engelleyici maddeler
  • Ağır kanama sonrası çok miktarda sıvı ve kan verilmesi
  • Yenidoğan döneminde geçici protein yetersizliği

Kanama Anlamına Gelmeyen Uzama

Bazı durumlarda süre uzar; ancak kişide kanama eğilimi yoktur, hatta tersine pıhtılaşma eğilimi vardır. Bunun en bilinen örneği, bağışıklık sisteminin ürettiği belirli antikorların varlığıdır. Bu antikorlar laboratuvar ortamında pıhtılaşma tepkimesini engeller ve süreyi uzatır; oysa vücut içinde pıhtı oluşumunu kolaylaştırırlar. Bu nedenle kanaması olmayan bir kişide saptanan uzama, kanama değil pıhtı açısından araştırılır. Ayrıntılar antifosfolipid antikorları sayfasındadır.

Raporda Yer Alanlar

Raporda ölçülen süre saniye cinsinden bildirilir ve laboratuvarın kendi normal aralığı yanında yazılır. Bazı laboratuvarlar, sizin sonucunuzun normal bir örneğin sonucuna oranını da verir; bu oran, tedavi izleminde hedef aralık belirlemek için kullanılır. Aynı seansta çalışılan protrombin zamanı, pıhtı hücresi sayısı ve diğer pıhtılaşma tetkiklerinin sonuçları yan yana bildirilir. Örnekle ilgili bir sorun varsa, örneğin tüp eksik dolmuşsa ya da içinde pıhtı görülmüşse rapora yazılır. Kullandığınız kan sulandırıcı ilaç ve son dozun saati de yorumda dikkate alınır; bu bilgilerin rapora not edilmesi istenir.

Kanama Öyküsünün Önemi

Laboratuvar sonuçları tek başına yeterli değildir; ayrıntılı bir kanama öyküsü çoğu kez tetkikten daha yol göstericidir. Sorgulanan noktalar şunlardır: kolay morarma olup olmadığı, kesiklerin ne kadar sürede durduğu, diş çekimi ve önceki ameliyatlar sonrası kanama yaşanıp yaşanmadığı, burun ve diş eti kanamalarının sıklığı, kadınlarda adet kanamasının miktarı, doğum sonrası kanama öyküsü ve eklem içine kanama bulunup bulunmadığı. Ailede benzer öykü olup olmadığı ayrıca sorgulanır. Kanama öyküsü belirginse, tetkikler normal çıksa bile araştırma derinleştirilir; çünkü bazı kanama bozuklukları bu ölçümleri hiç etkilemez.

Karışım Testi

Uzamanın nedenini ayırt etmek için özel bir inceleme yapılır. Kişinin örneği, normal bir örnekle karıştırılır ve ölçüm yinelenir. Süre düzeliyorsa, kişide bir maddenin eksik olduğu anlaşılır; normal örnek eksik maddeyi sağlamıştır. Süre düzelmiyorsa, kanda tepkimeyi engelleyen bir madde bulunduğu anlaşılır. Bu ayrım, sonraki tetkikleri belirler ve tedaviyi yönlendirir.

Sonuca Göre Sonraki Adım

Sonuç normalse ve kanama öyküsü yoksa araştırma sonlandırılır. Uzama saptanırsa önce teknik bir hata olup olmadığı değerlendirilir ve gerekirse örnek yinelenir. Uzama sürüyorsa karışım testi yapılır. Eksiklik düşünülüyorsa ilgili proteinlerin düzeyleri ayrı ayrı ölçülür. Engelleyici madde düşünülüyorsa bağışıklık kaynaklı antikorlar araştırılır. Her durumda karaciğer işlevleri ve kan sayımı değerlendirilir; ayrıntılar trombofili paneli sayfasındadır.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Damardan kan sulandırıcı alırken bu ölçümün sık yinelenmesi neden gerekir?
Çünkü damardan verilen pıhtı önleyici ilacın etkisi kişiden kişiye çok değişir ve aynı kişide gün içinde bile farklılık gösterir. Bu ilacın etkisi vücut ağırlığına, böbrek işlevlerine, eşlik eden hastalıklara ve kandaki bazı proteinlerin düzeyine göre değişir; bu nedenle aynı doz herkeste aynı etkiyi yapmaz. Etki yetersizse pıhtı büyüyebilir ya da yeni pıhtı oluşabilir; aşırıysa ciddi kanama gelişebilir. Bu iki tehlike arasındaki denge dar bir aralıktadır. Bu nedenle tedavinin başında ölçüm sık yinelenir, doz her sonuca göre ayarlanır ve hedef aralığa ulaşıldıktan sonra aralıklar açılır.
Örneğin ilaç verilen koldan alınması sonucu bozar mı?
Evet, belirgin biçimde bozar ve bu, en sık yapılan hatalardan biridir. İlaç verilen koldan alınan örneğe, damara verilmekte olan ilaçtan bir miktar karışır; ölçüm gerçek kan düzeyini değil, o andaki yerel yoğunluğu yansıtır ve süre çok uzun çıkar. Bu, dozun gereksiz yere azaltılmasına ve pıhtı tehlikesine yol açabilir. Ayrıca verilen serum kanı sulandırır ve sonucu bozar. Bu nedenle örnek, ilaç verilen kolun karşı tarafındaki bir damardan alınır. Zorunlu durumlarda sıvı bir süre durdurulur, ilk gelen kan atılır ve hangi yoldan alındığı rapora yazılır.
Tüpün eksik doldurulması ölçümü etkiler mi?
Evet, doğrudan etkiler. Pıhtılaşma tetkikleri için kullanılan tüpün içinde, kanın tüpte pıhtılaşmasını önleyen belirli miktarda bir madde bulunur; bu miktar, tüpe girecek kan hacmine göre hesaplanmıştır. Tüp eksik doldurulduğunda aynı madde daha az kanla karışır ve oran bozulur. Laboratuvarda ölçüm yapılırken bu fazlalık pıhtılaşmayı geciktirir ve süre olduğundan uzun çıkar. Bu, olmayan bir kanama eğilimi izlenimi yaratır ya da tedavi altındaki bir kişide dozun yanlış azaltılmasına yol açar. Bu nedenle eksik dolan tüp kabul edilmez; kan yeniden alınır. Fazla doldurulan tüpte de benzer bir sorun görülür.
Sonucum uzun çıktı ama hiç kanamam yok, ne düşünülür?
Bu tablo sık karşılaşılır ve birkaç anlama gelebilir. En sık neden teknik bir sorundur: tüpün eksik doldurulması, damarın zorlanması, tüpte küçük pıhtı oluşması ya da örneğin bekletilmesi. Bu nedenle ilk adım örneğin yinelenmesidir. İkinci olasılık, kanda pıhtılaşma tepkimesini engelleyen bir madde bulunmasıdır; bunlar laboratuvarda süreyi uzatır ancak vücutta kanamaya yol açmaz, hatta pıhtılaşma eğilimini artırabilir. Üçüncü olasılık, zincirin başındaki ve kanamayla ilişkisi bulunmayan bir proteinin eksikliğidir. Bu nedenle uzama, kanama öykünüzle birlikte değerlendirilir ve karışım testiyle ayrım yapılır.
Sonucun kısa çıkması pıhtı eğilimi anlamına mı gelir?
Kısa çıkan bir sonuç genellikle anlamlı kabul edilmez ve tek başına pıhtı eğilimi kanıtı sayılmaz. Kısalmanın en sık nedeni teknik sorunlardır: kan alınırken damarın zorlanması, turnikenin uzun süre bağlı kalması, örneğin geç işlenmesi ve tüpün fazla doldurulması pıhtılaşmayı hızlandırır. Bunun dışında gebelik, iltihabi durumlar, ameliyat sonrası dönem ve bazı hormon ilaçları pıhtılaşma proteinlerinin düzeyini artırarak süreyi kısaltabilir. Bu durumlarda kısalma, altta yatan durumun yansımasıdır. Gerçek bir pıhtılaşma eğilimi araştırılacaksa bu ölçüm yeterli değildir; buna yönelik özel tetkikler istenir.
Ameliyat öncesi tetkiklerimde bu ölçümün yer alması neden gerekli?
Ameliyat öncesinde bu ölçümün istenmesinin amacı, bilinmeyen bir kanama eğilimini önceden ortaya çıkarmaktır. Kişi daha önce hiç büyük bir kanama yaşamamış olabilir; çünkü kanama eğilimi ancak yeterince zorlayıcı bir durumla karşılaşıldığında ortaya çıkar. Ameliyat bu zorlayıcı durumu yaratır ve beklenmedik kanamaya yol açabilir. Bu tehlike önceden bilinirse önlem alınır: eksik madde yerine konur, kanamayı azaltan ilaçlar hazır bulundurulur ve gerekirse ameliyat ertelenir. Ölçüm tek başına değil, protrombin zamanı, kan sayımı ve en önemlisi kanama öykünüzle birlikte değerlendirilir; öykü çoğu kez tetkikten daha yol göstericidir.
Antifosfolipid antikorları bu ölçümü etkiler mi?
Evet, etkiler ve bu, tetkikin en önemli yanılgı kaynaklarından biridir. Bu antikorlar, hücre zarındaki yağ yapılarına bağlanır. Pıhtılaşma tepkimesi laboratuvar ortamında bu yağ yapılarına gereksinim duyduğu için, antikorlar tepkimeyi engeller ve süre uzar. Görünürde bir kanama eğilimi varmış gibi olur; oysa gerçek durum tam tersidir. Bu antikorları taşıyan kişilerde vücut içinde pıhtı oluşma eğilimi artmıştır; tekrarlayan pıhtı ve gebelik kayıpları görülebilir. Bu nedenle kanaması olmayan bir kişide saptanan uzamada bu olasılık mutlaka akla gelmeli ve özel tetkiklerle araştırılmalıdır.
Karaciğer hastalığı sonucu değiştirir mi?
Evet, karaciğer hastalığı sonucu belirgin biçimde değiştirir. Pıhtılaşma proteinlerinin çoğu karaciğerde üretilir; işlevler bozuldukça bu üretim azalır ve süre uzar. Karaciğer hastalığında yalnız bu ölçüm değil, protrombin zamanı da uzar; genellikle önce protrombin zamanında değişiklik görülür, hastalık ilerledikçe bu ölçüm de bozulur. Ayrıca karaciğer hastalığında dalak büyür ve pıhtı hücreleri azalır; safra akışı bozulduğunda K vitamini emilimi engellenir. Bu etkenlerin toplamı kanama eğilimi yaratır. Bu nedenle karaciğer hastalığında pıhtılaşma bir bütün olarak değerlendirilir ve girişimler öncesinde ayrıntılı hazırlık yapılır.
Cilt altına yapılan iğne ile damardan verilen ilacın takibi aynı mıdır?
Hayır, aynı değildir. Damardan sürekli verilen pıhtı önleyici ilaç bu ölçümle izlenir; çünkü etkisi kişiden kişiye çok değişir ve doz her sonuca göre ayarlanır. Buna karşılık cilt altına yapılan ve daha öngörülebilir etki gösteren pıhtı önleyici ilaçlar için düzenli izlem gerekmez; doz vücut ağırlığına ve böbrek işlevlerine göre belirlenir. Bu ilaçlar zaten bu ölçümü belirgin biçimde uzatmaz; bu nedenle ölçüm güvenilir bilgi vermez. Bu grup için gerektiğinde farklı bir özel ölçüm kullanılır; bu, gebelerde, çok düşük ya da çok yüksek kilolu kişilerde ve böbrek yetmezliğinde istenebilir.
Arka arkaya yapılan ölçümlerin farklı çıkması olağan mı?
Belirli sınırlar içinde farklılık olağandır; ancak belirgin dalgalanmalar araştırılır. Küçük farklar, örnek alma tekniğinden, tüpün doldurulma düzeyinden, örneğin işlenme süresinden ve cihazın gün içi değişkenliğinden kaynaklanabilir. Damardan pıhtı önleyici alan bir kişide ise farkların asıl nedeni ilacın kandaki düzeyindeki değişimlerdir; akış hızındaki küçük değişiklikler, doz ayarları ve verilen diğer sıvılar sonucu etkiler. Bu nedenle ölçümlerin benzer koşullarda ve aynı yoldan alınması istenir. Beklenmedik bir fark saptandığında, doz hemen değiştirilmeden önce örneğin yinelenmesi düşünülür.
Ailemde kanama öyküsü varsa bu ölçüm yeterli olur mu?
Hayır, tek başına yeterli olmaz. Bu ölçüm pıhtılaşma zincirinin yalnız bir kolunu değerlendirir; diğer kolda ya da pıhtı hücrelerinde bulunan sorunları göstermez. Ayrıca en sık görülen kalıtsal kanama bozukluğu, bu ölçümü çoğu kez etkilemez; bu nedenle sonucun normal olması kanama eğilimini dışlamaz. Ailesinde kanama öyküsü bulunan bir kişide değerlendirme daha geniş yapılır: protrombin zamanı, pıhtı hücresi sayısı ve işlevi, pıhtının iskeletini oluşturan proteinin düzeyi ve gerektiğinde özel protein ölçümleri istenir. Bunların hepsinden önemlisi ayrıntılı bir öyküdür; kanamanın biçimi, yeri ve başlangıç yaşı yol gösterir.
Sonucumun karışım testiyle doğrulanması ne demek?
Karışım testi, uzamanın nedenini ayırt etmek için yapılan basit ve değerli bir incelemedir. Bu testte, sizin örneğiniz normal bir örnekle karıştırılır ve ölçüm yinelenir. İki olasılık vardır. Süre düzeliyorsa, sizde bir pıhtılaşma proteininin eksik olduğu anlaşılır; normal örnek eksik maddeyi sağlamış ve tepkime tamamlanmıştır. Bu durumda hangi proteinin eksik olduğunu bulmak için ayrı ölçümler yapılır. Süre düzelmiyorsa, kanınızda tepkimeyi engelleyen bir madde bulunduğu anlaşılır; bu madde normal örneğin proteinlerini de engellemiştir. Bu ayrım, sonraki tetkikleri ve tedaviyi tümüyle belirler.
Yeni nesil kan sulandırıcılar bu ölçümü bozar mı?
Evet, yeni kuşak ağızdan alınan pıhtı önleyiciler bu ölçümü etkileyebilir; ancak etkileri düzensizdir ve izlem için kullanılamaz. Bu ilaçlardan bazıları süreyi uzatır, bazıları çok az etkiler; uzamanın derecesi ilacın kandaki düzeyiyle düzenli bir ilişki göstermez. Bu nedenle normal bir sonuç ilacın etkisiz olduğu, uzamış bir sonuç ise aşırı etki olduğu anlamına gelmez. Bu ilaçlar için düzenli kan izlemi zaten gerekmez; bunun yerine böbrek işlevleri ve kan sayımı belirli aralıklarla değerlendirilir. Acil durumlarda, örneğin kanama ya da ameliyat gerektiğinde, ilaç düzeyini gösteren özel ölçümler kullanılabilir.
Kan alınırken damarın zor bulunması sonucu etkiler mi?
Evet, etkiler ve bu sık görülen bir sorundur. Damarın zor bulunması, iğnenin birkaç kez denenmesi ve kanın yavaş gelmesi, doku sıvısının örneğe karışmasına ve tüp içinde küçük pıhtılar oluşmasına yol açar. Her iki durum da pıhtılaşma tetkiklerini bozar; süre beklenmedik biçimde kısa ya da uzun çıkabilir. Ayrıca turnikenin uzun süre bağlı kalması ve yumruk yaptırılması da sonucu etkiler. Bu nedenle kan uygun kalınlıkta iğneyle, damar zorlanmadan ve tek denemede alınmaya çalışılır. Zorlu bir kan alma yaşandıysa bu durum bildirilmeli ve sonuç beklenmedik çıkarsa örnek yinelenmelidir.
Sonucum bozuksa hangi ek testler istenir?
Sonuç bozuksa istenen tetkikler, bozukluğun yönüne ve karışım testinin sonucuna göre belirlenir. Önce örnek yinelenir ve teknik bir hata dışlanır. Ardından karışım testi yapılır. Eksiklik düşünülüyorsa, ilgili pıhtılaşma proteinlerinin düzeyleri ayrı ayrı ölçülür; bu, kalıtsal kanama hastalıklarının tanısını sağlar. Engelleyici bir madde düşünülüyorsa, bağışıklık kaynaklı pıhtılaşma antikorları araştırılır ve bu antikorların varlığını doğrulayan özel testler yapılır. Bunların yanında protrombin zamanı, pıhtının iskeletini oluşturan proteinin düzeyi, kan sayımı, karaciğer işlevleri ve pıhtı yıkım ürünleri değerlendirilir. Gerektiğinde aile bireyleri de incelenir.

Tetkik sonuçları yalnızca şikâyetiniz, muayene bulgularınız ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirildiğinde anlam taşır.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease