İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Patent Foramen Ovale (PFO)

Doğumdan sonra kapanmayan kalp içi açıklık. Çoğu kişide yakınma yapmaz; genç yaşta nedeni bulunamayan inmede araştırılır.

Patent foramen ovale, anne karnında herkeste bulunan ve doğumdan sonra kapanması beklenen küçük bir geçidin açık kalmasıdır. Gerçek bir bölme eksikliği değildir; iki kulakçık arasındaki bölmede, kapak gibi çalışan iki doku katmanının birbirine yapışmamış olması söz konusudur. Toplumda az rastlanan bir durum değildir ve büyük bölümünde yaşam boyu hiçbir yakınma yapmaz.

Patent Foramen Ovale Nedir, Bu Açıklık Neden Kapanmamıştır?

Anne karnındaki bebek akciğerlerini kullanmaz; oksijen anneden gelen kanla sağlanır. Bu dönemde kanın akciğer dolaşımını atlaması gerekir. Bunu sağlayan yollardan biri, iki kulakçık arasındaki bölmede bulunan ve kapak gibi çalışan bir geçittir. Sağ kulakçığa gelen kan buradan sol kulakçığa geçer ve doğrudan vücuda gönderilir.

Doğumdan Sonra Ne Olur?

Bebek ilk nefesini aldığında akciğerler açılır ve akciğer damarlarındaki direnç hızla düşer. Bunun sonucunda sol kulakçıktaki basınç sağ kulakçıktakini aşar; bu basınç farkı, kapak gibi çalışan doku katmanını bölmeye doğru bastırır ve geçit işlevsel olarak kapanır. Sonraki aylarda iki katman birbirine yapışarak kalıcı olarak birleşir. Bir bölüm kişide bu yapışma tamamlanmaz; katmanlar üst üste durur ancak birleşmez. Basınç dengesi normalken geçiş olmaz; sağ taraftaki basınç geçici olarak yükseldiğinde ise aradan kan geçebilir.

Bölmedeki Hareketli Yapı Nedir?

Bazı kişilerde kulakçıklar arası bölmenin ince kesimi, kalp atımlarıyla birlikte bir yana doğru balonlaşarak hareket eder. Bu yapı tek başına hastalık sayılmaz; ancak bu açıklıkla birlikte bulunduğunda geçişi artırdığı ve pıhtının karşı tarafa geçme olasılığını yükselttiği kabul edilir. Bu nedenle inme geçiren hastalarda bölmenin hareketli olup olmadığı ayrıca kaydedilir ve kapatma kararında dikkate alınır. Hareketli bölme, aynı zamanda kulakçık kaynaklı ritim bozukluklarıyla da ilişkilendirilmiştir. Bu bulgu, yemek borusundan yapılan incelemede ayrıntılı olarak değerlendirilir.

Kulakçıklar Arası Delikten Farkı Nedir?

Gerçek bir atriyal septal defektte bölmede doku eksikliği vardır; açıklık sürekli açıktır ve sol kulakçıktan sağ tarafa devamlı bir geçiş olur. Bu geçiş sağ kalbi genişletir ve akciğer damarlarını etkiler. Patent foramen ovalede ise doku eksikliği yoktur; geçit yalnız basınç dengesi değiştiğinde açılır ve geçen kan miktarı azdır. Bu nedenle sağ kalp genişlemez, üfürüm duyulmaz ve kalp ultrasonunda olağan inceleme ile gözden kaçabilir. İki durumun ayrımı, hem tedavi hem izlem açısından belirleyicidir.

Bu Açıklık Kimlerde Bulunur, Ne Sıklıkla Görülür?

Toplumda her dört kişiden birinde bulunduğu kabul edilir; yani seyrek bir durum değildir. Kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görülür. Yaş ilerledikçe saptanma oranı bir miktar azalır; bu, katmanların yıllar içinde birbirine yapışabilmesiyle açıklanır.

Hangi Kişilerde Daha Çok Araştırılır?

  • Genç yaşta inme geçirenler: Nedeni bulunamayan inmelerde bu açıklık öncelikli olarak araştırılır.
  • Bacak toplardamarında pıhtı öyküsü olanlar: Pıhtının karşı tarafa geçme olasılığı değerlendirilir.
  • Dalış yapanlar: Dalışa bağlı belirtiler yaşayanlarda inceleme istenir.
  • Açıklanamayan oksijen düşüklüğü olanlar: Özellikle ayağa kalkınca belirginleşen tablolarda araştırılır.
  • Pıhtılaşmaya yatkınlığı bulunanlar: Kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu olanlarda birlikte değerlendirilir.

Ailesel Bir Durum mudur?

Belirgin bir kalıtsal geçiş tanımlanmamıştır. Bu geçidin kapanması, doğumdan sonraki basınç değişikliklerine ve doku birleşmesine bağlı bir süreçtir; tek bir gene bağlanmamıştır. Bu nedenle tanı konan kişinin yakınlarında rutin tarama önerilmez. Buna karşılık ailede genç yaşta açıklanamayan inme öyküsü varsa, pıhtılaşmaya yatkınlık yönünden değerlendirme gündeme gelebilir. Bu değerlendirme açıklıktan çok, kanın pıhtılaşma özellikleriyle ilgilidir.

Patent Foramen Ovale Belirti Verir mi, Hangi Şikâyetler Görülür?

Bu açıklığın kendine özgü bir belirtisi yoktur. Geçen kan miktarı az olduğu için kalp odacıkları etkilenmez, üfürüm duyulmaz ve efor kapasitesi değişmez. Yakınmalar, açıklığın yol açtığı dolaylı sonuçlarla ortaya çıkar.

Dolaylı Olarak Ortaya Çıkan Tablolar

  • Açıklanamayan inme: Bacak toplardamarlarında oluşan küçük bir pıhtı, normalde akciğerlerde süzülürken bu açıklıktan sol tarafa geçerek beyne ulaşabilir.
  • Dalışa bağlı belirtiler: Yüzeye çıkışta oluşan gaz kabarcıkları aynı yoldan geçerek sinir sistemi ve cilt bulgularına yol açabilir.
  • Migren: Aurayla seyreden migreni olan kişilerde bu açıklık daha sık saptanır; ilişki tartışmalıdır ve nedensellik gösterilmemiştir.
  • Ayağa kalkınca oksijen düşmesi: Seyrek görülen bir tabloda, dik durunca geçiş artar ve nefes darlığı ile oksijen düşüklüğü ortaya çıkar.
  • Başka organlarda damar tıkanıklığı: Böbrek, dalak ya da bacak damarlarında açıklanamayan tıkanıklıklar görülebilir.

Geçiş Hangi Durumlarda Artar?

Sağ kulakçıktaki basıncın geçici olarak yükseldiği durumlarda geçiş belirginleşir. Öksürmek, hapşırmak, ıkınmak, ağır kaldırmak ve nefes tutarak zorlanmak bu durumlara örnektir. Uzun süre ayakta kalmak ve dik pozisyon da bazı kişilerde geçişi artırır. Akciğer hastalıkları ve akciğer damarlarındaki basınç artışı, sağ taraftaki basıncı sürekli yükselterek geçişi kolaylaştırır. Bu nedenle inceleme sırasında kişiden ıkınması istenir; bu manevra geçişin görülmesini sağlar.

Bu Açıklık Hangi Tetkiklerle Saptanır?

Olağan bir kalp ultrasonunda bu açıklık çoğu zaman görülmez; saptanması için özel yöntemler gerekir.

Görüntüleme Yöntemleri

  • Ekokardiyografi: Renkli inceleme ile bazı hastalarda geçiş görülebilir; ancak normal bulunması açıklığı dışlamaz.
  • Kabarcıklı inceleme: Koldaki damardan çalkalanmış serum verilerek küçük hava kabarcıkları oluşturulur; kişiden ıkınması istenir. Kabarcıkların sol tarafa geçmesi açıklığı gösterir. Bu yöntem tanının temelidir.
  • Yemek borusundan ekokardiyografi: Açıklığın uzunluğunu, tünel yapısını ve kenarlarını ayrıntılı gösterir; kapatma planı için gereklidir.
  • Beyin damarlarının ses dalgalarıyla incelenmesi: Kabarcıkların beyin damarlarına ulaşıp ulaşmadığını gösterir; duyarlı bir yöntemdir.

İnme Geçiren Kişide Ek İncelemeler

Açıklığın saptanması tek başına yeterli değildir; inmenin gerçekten bu yolla geliştiğinin desteklenmesi gerekir. Bu nedenle beyin görüntülemesi, boyun damarlarının incelenmesi, ritim kayıtları ve pıhtılaşma testleri yapılır. Özellikle uzun süreli ritim kaydı önemlidir; çünkü açıklanamayan inmelerin önemli bir bölümü, sessiz seyreden düzensiz ritme bağlıdır ve bu tablo farklı bir tedavi gerektirir. Bacak toplardamarlarının Doppler ile incelenmesi, pıhtı kaynağını göstermeye yardımcı olur. Tüm bu incelemeler tamamlandıktan sonra, inmenin bu açıklıkla ilişkili olma olasılığı değerlendirilir.

Açıklık Hangi Durumlarda Sorun Oluşturur, Ne Zaman Hekime Başvurulmalıdır?

Açıklığın kendisi bir hastalık değildir; sorun, başka bir durumla birleştiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle tedavi kararı açıklığın varlığına değil, yol açtığı sonuçlara dayanır.

Kapatma Kararı Nasıl Verilir?

Kapatma en çok, başka bir nedeni bulunamayan ve genç yaşta gelişen inme sonrasında gündeme gelir. Karar verilirken kişinin yaşı, inmenin görüntülemedeki özellikleri, açıklığın büyüklüğü ve geçişin yoğunluğu, bölmede hareketli bir anevrizmatik yapı bulunup bulunmadığı ve diğer inme nedenlerinin dışlanmış olması birlikte değerlendirilir. Geçişi yoğun olan, bölmesi hareketli olan ve başka risk etkeni taşımayan genç hastalarda kapatmadan beklenen yarar daha yüksektir. İleri yaştaki hastalarda ve damar sertliği gibi başka nedenlerin bulunduğu kişilerde kapatma önerilmez; bu hastalarda tedavi ilaçla sürdürülür. Karar, kardiyoloji ve nöroloji tarafından birlikte verilir.

İnme Gerçekten Bu Açıklıktan mı Kaynaklandı?

Bu soruya kesin yanıt vermek çoğu zaman mümkün değildir; değerlendirme bir olasılık hesabına dayanır. Kişinin yaşı, diğer inme nedenlerinin bulunmaması, beyin görüntülemesindeki tutulum biçimi ve geçişin yoğunluğu birlikte ele alınır. Bu ölçütler bir arada değerlendirilerek ilişkinin güçlü mü zayıf mı olduğu belirlenir ve tedavi kararı buna göre verilir.

Kapatma Nasıl Yapılır?

İşlem kasık toplardamarından ilerletilen bir kateterle yapılır; göğüs açılmaz. Açıklığa getirilen şemsiye biçimindeki araç iki tarafta birer disk oluşturacak biçimde açılır ve geçit kapatılır. İşlem genellikle yemek borusundan ya da kalp içinden yapılan görüntüleme eşliğinde yürütülür ve kısa sürer. Aracın üzerinin kendi dokusuyla kaplanması belirli bir süre aldığından, bu dönemde pıhtı önleyici tedavi verilir. İşlem sonrasında belirli aralıklarla kontrol yapılır ve kapanmanın tam olup olmadığı değerlendirilir. Cerrahi kapatma yalnız başka bir nedenle kalp ameliyatı yapılan hastalarda gündeme gelir.

İlaç Tedavisi Ne Zaman Tercih Edilir?

İnme geçirmiş ve açıklığı saptanmış her hastada kapatma yapılmaz. İleri yaştaki hastalarda, damar sertliği ve yüksek tansiyon gibi başka inme nedenleri bulunanlarda ve açıklıktan geçişin sınırlı olduğu kişilerde tedavi ilaçla sürdürülür. Bu tedavi, pıhtı oluşumunu engellemeye yönelik ilaçları kapsar; hangi ilacın seçileceği kişinin diğer hastalıklarına göre belirlenir. Bacak toplardamarında pıhtı öyküsü olan hastalarda kan sulandırıcı tedavi öne çıkar. İlaç tedavisinin düzenli sürdürülmesi, kapatma yapılan hastalarda da belirli bir süre gereklidir.

Muayeneye Gelirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

İnme ya da damar tıkanıklığı geçirilmişse, o döneme ait beyin görüntülemesi ve raporların getirilmesi gereklidir. Önceki ekokardiyografi ve kabarcıklı inceleme sonuçları karşılaştırma için değerlidir. Bacakta pıhtı öyküsü, uzun yolculuklar, gebelik ve doğum sonrası dönemler ile hareketsiz kalınan ameliyat dönemleri bildirilmelidir. Ailede genç yaşta inme ya da pıhtı öyküsü varsa paylaşılmalıdır. Dalış, gebelik planı ve kullanılan tüm ilaçlar da görüşmede belirtilmelidir.

Günlük Yaşamda Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Rastlantısal saptanan ve yakınma yapmayan açıklıklarda yaşam düzeninde değişiklik gerekmez.
  • Uzun yolculuklarda bacak egzersizleri yapmak ve bol su içmek, pıhtı oluşumunu önlemeye yardımcı olur.
  • Uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren durumlarda ayağa kalkıp yürümek önerilir.
  • Tüplü dalış planlayanlar önceden kardiyoloji değerlendirmesi almalıdır.
  • Nefes tutarak yapılan ağır zorlanmalardan kaçınmak, geçişi artıran durumları azaltır.
  • Kapatma yapılmışsa, diş işlemleri öncesinde durum hekime bildirilmelidir.

Kapatma Sonrası İzlem Nasıl Yürütülür?

İşlemden sonra belirli bir süre pıhtı önleyici tedavi verilir; bu süre, aracın üzerinin kendi dokusuyla kaplanması için gereken zamanla ilişkilidir. İlk kontrolde giriş bölgesi ve ritim değerlendirilir. Kapanmanın tam olup olmadığı, belirli bir süre sonra yapılan kabarcıklı inceleme ile gösterilir; az sayıda hastada küçük bir geçiş sürebilir. Kontrollerde ayrıca ritim bozukluğu gelişip gelişmediği izlenir; işlemden sonraki ilk haftalarda geçici ritim düzensizlikleri görülebilir. Kanamalı işlemler öncesinde araç bulunduğu bilgisi hekime bildirilmelidir.

Hekime Başvurulması Gereken Durumlar

  • Konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol ya da bacakta ani güç kaybı
  • Ani görme kaybı ya da görme alanında kayıp
  • Bacakta tek taraflı şişlik, ağrı ve kızarıklık
  • Dalış sonrasında ortaya çıkan halsizlik, uyuşma ya da cilt döküntüsü
  • Ayağa kalkınca belirginleşen nefes darlığı ve morarma
  • Açıklanamayan ve yineleyen baş dönmesi atakları

Bu açıklık, toplumda sık bulunan ve çoğu kişide yaşam boyu sessiz kalan bir özelliktir. Rastlantısal olarak saptanması kaygı nedeni değildir; değerlendirme, açıklığın varlığına değil kişide bir sonuç doğurup doğurmadığına göre yapılır. Kapatma kararı yalnız seçilmiş hastalarda ve ekip görüşmesiyle verilir; bu karar verilirken kişinin yaşı ve diğer risk etkenleri belirleyici olur.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Bende bu açıklık var, inme geçirir miyim?
Bu açıklığın bulunması inme geçirileceği anlamına gelmez. Toplumda her dört kişiden birinde bulunur ve büyük bölümünde yaşam boyu hiçbir sorun ortaya çıkmaz. İnme, yalnız başka bir yerde oluşan bir pıhtının bu açıklıktan geçmesiyle gelişir; yani açıklık tek başına değil, bir pıhtı kaynağıyla birlikte sorun oluşturur. Bu nedenle rastlantısal olarak saptanan bir açıklık, tedavi ya da yaşam düzeninde değişiklik gerektirmez. Değerlendirme, kişide başka bir risk etkeni bulunup bulunmadığına göre yapılır.
Genç yaşta geçirilen inmede bu açıklık neden araştırılır?
Genç yaşta gelişen inmelerde, damar sertliği ve yüksek tansiyon gibi alışılmış nedenler çoğu zaman bulunmaz; bu nedenle farklı bir mekanizma aranır. Bacak toplardamarlarında oluşan küçük bir pıhtının bu açıklıktan geçerek beyne ulaşması, bu yaş grubunda açıklanabilir nedenlerden biridir. Bu nedenle nedeni bulunamayan inmelerde açıklık öncelikli olarak araştırılır. Buna karşılık araştırma yalnız açıklıkla sınırlı kalmaz; sessiz seyreden ritim bozukluğu ve pıhtılaşma bozuklukları da incelenir. Tüm nedenler dışlandıktan sonra açıklığın sorumlu olma olasılığı değerlendirilir.
Migren ile bu açıklık arasında ilişki var mıdır?
İlişki tanımlanmıştır ancak tartışmalıdır. Aurayla seyreden migreni olan kişilerde bu açıklık, toplumun genelinden daha sık saptanmaktadır. Önerilen açıklama, akciğerlerde süzülmesi gereken bazı maddelerin bu açıklıktan geçerek beyne ulaşması ve atağı tetiklemesidir. Buna karşılık açıklığın kapatılmasının migren ataklarını azalttığı kesin olarak gösterilememiştir; bu nedenle yalnız migren nedeniyle kapatma önerilmez. Migreni olan kişilerde açıklık saptandığında, inme risk etkenleri ayrıca değerlendirilir.
Bu açıklığı olan kişi tüplü dalışa çıkabilir mi?
Tüplü dalış bu kişilerde özel değerlendirme gerektirir. Dalış sırasında ve yüzeye çıkışta kanda küçük gaz kabarcıkları oluşur; normalde bu kabarcıklar akciğerlerde süzülür ve zarar vermez. Açıklık bulunduğunda kabarcıklar sol tarafa geçerek beyne, omuriliğe ve cilde ulaşabilir; bu, dalışa bağlı belirtilerin ortaya çıkma olasılığını artırır. Bu nedenle dalış planlayan kişilerde önceden kardiyoloji değerlendirmesi istenir. Açıklık kapatıldıktan ve belirli bir süre geçtikten sonra dalışa dönüş değerlendirilebilir; karar kişiye özel verilir.
Uzun uçuşlarda bu açıklık risk oluşturur mu?
Uzun uçuşların kendisi doğrudan bir risk oluşturmaz; asıl risk, uzun süre hareketsiz kalmanın bacak toplardamarlarında pıhtı oluşturmasıdır. Böyle bir pıhtı geliştiğinde, açıklık bulunan kişilerde pıhtının sol tarafa geçme olasılığı vardır. Bu nedenle uzun yolculuklarda arada kalkıp yürümek, ayak bileği hareketleri yapmak ve bol su içmek önerilir. Daha önce bacak pıhtısı geçirmiş kişilerde ek önlemler hekime danışılarak planlanır. Bu öneriler, açıklığı olmayan kişiler için de geçerlidir.
Açıklığı olan kişi ıkınmaktan kaçınmalı mıdır?
Tümüyle kaçınması gerekmez; ancak nefes tutarak yapılan ağır zorlanmaların geçişi artırdığı bilinir. Ikınma sırasında göğüs içi basınç yükselir ve sağ kulakçıktaki basınç geçici olarak sol taraftakini aşar; bu anda aradan kan geçebilir. Bu nedenle inceleme sırasında kişiden ıkınması istenir. Günlük yaşamda kabızlığın önlenmesi ve nefes tutarak ağır kaldırmaktan kaçınılması makul önerilerdir. Buna karşılık yakınması olmayan kişilerde yaşamı kısıtlayan katı kurallar konmaz.
Bu açıklık erişkin yaşta kendiliğinden kapanır mı?
Erişkin yaşta kendiliğinden kapanma beklenmez; ancak katmanların yıllar içinde birbirine yapışabildiği ve saptanma oranının yaşla bir miktar azaldığı bilinir. Bu, gerçek bir kapanmadan çok geçişin azalmasıyla açıklanır. Bu nedenle bir kez saptanan açıklığın kapanmasını beklemek üzere izlem yapılmaz. Tedavi kararı, açıklığın kapanıp kapanmayacağına değil, kişide bir sonuç doğurup doğurmadığına göre verilir. Yakınma yoksa herhangi bir girişim gerekmez.
Açıklığın genişliği neden önemlidir?
Açıklığın genişliği ve geçişin yoğunluğu, pıhtının karşı tarafa geçme olasılığını etkiler. Geniş ve tünel biçiminde uzun olan açıklıklardan, dinlenme sırasında bile kabarcık geçişi görülebilir; bu, yoğun geçiş olarak değerlendirilir. Bölmede hareketli ve balonlaşmış bir yapı bulunması da riski artıran bir özelliktir. Bu bulgular, inme geçirmiş bir kişide kapatma kararını destekleyen ölçütler arasındadır. Buna karşılık yakınması olmayan kişilerde geniş bir açıklığın saptanması tek başına girişim gerektirmez.
Bu bulgu tesadüfen saptandıysa endişelenmeli miyim?
Hayır, endişelenmek gerekmez. Bu açıklık toplumda sık bulunur ve büyük bölümünde yaşam boyu hiçbir sonuç doğurmaz. Rastlantısal saptandığında yapılacak şey, kişide inme ya da damar tıkanıklığı öyküsü olup olmadığını, pıhtılaşmaya yatkınlık bulunup bulunmadığını değerlendirmektir. Bunlar yoksa ek inceleme, ilaç ya da girişim gerekmez. Yaşam düzeninde değişiklik de önerilmez; yalnız dalış gibi özel etkinlikler planlanıyorsa değerlendirme istenir.
Açıklığı olan kişide nefes darlığı görülür mü?
Genellikle görülmez; çünkü geçen kan miktarı az olduğu için kalp ve akciğerler etkilenmez. Seyrek görülen bir tabloda ise kişi ayağa kalktığında geçiş artar ve oksijenden fakir kan sol tarafa geçerek nefes darlığı ile oksijen düşüklüğüne yol açar; bu yakınma yatınca geriler. Bu tablo, kalbin ve büyük damarların konumunu değiştiren durumlarla birlikte görülür. Ayrıca akciğer damar basıncının yükseldiği hastalıklarda geçiş artabilir. Ayağa kalkınca belirginleşen nefes darlığı ve morarma, bu açıdan değerlendirilmelidir.
Bu açıklık ailede görülür mü?
Belirgin bir ailesel geçiş tanımlanmamıştır. Geçidin kapanması doğumdan sonraki basınç değişikliklerine ve doku birleşmesine bağlı bir süreçtir; tek bir gene bağlanmamıştır. Bu nedenle tanı konan kişinin yakınlarında rutin tarama önerilmez. Buna karşılık ailede genç yaşta açıklanamayan inme öyküsü varsa, pıhtılaşmaya yatkınlık yönünden değerlendirme gündeme gelebilir. Bu değerlendirme açıklıktan çok kanın pıhtılaşma özellikleriyle ilgilidir.
Bacak pıhtısı geçiren kişide bu açıklık neden araştırılır?
Bacak toplardamarında pıhtı geçiren kişilerde bu açıklık araştırılır; çünkü pıhtının karşı tarafa geçmesi için gereken iki koşuldan biri zaten vardır. Pıhtı normalde akciğerlerde süzülür; açıklık bulunduğunda ise sol tarafa geçerek beyne ya da başka organlara ulaşabilir. Bu nedenle pıhtı öyküsü olan ve aynı zamanda açıklanamayan bir damar tıkanıklığı yaşayan kişilerde değerlendirme yapılır. Ayrıca pıhtılaşmaya yatkınlık oluşturan kalıtsal bozukluklar da araştırılır. Tedavi kararı, bu bulguların bütününe göre verilir.
Bu açıklığı olan kişi gebe kalabilir mi?
Evet, gebe kalabilir. Bu açıklık gebeliği engelleyen ya da doğrudan riskli hale getiren bir durum değildir. Buna karşılık gebelikte pıhtı oluşma eğilimi artar; bu nedenle daha önce pıhtı ya da inme geçirmiş kadınlarda izlem yakından yapılır ve koruyucu tedavi değerlendirilir. Doğum sırasındaki ıkınma geçişi geçici olarak artırabilir; bu, yakınması olmayan kadınlarda sorun oluşturmaz. Gebelik planı öncesinde, daha önce bir olay yaşanmışsa değerlendirme yapılması önerilir. İzlem kardiyoloji ile kadın doğum tarafından birlikte yürütülür.
Ayağa kalkınca kandaki oksijenin düşmesi bu açıklıkla ilgili olabilir mi?
Evet, olabilir ve bu seyrek görülen bir tablodur. Bazı kişilerde dik durunca kalbin ve büyük damarların konumu değişir; bu, açıklıktan geçişi artırır. Oksijenden fakir kan sol tarafa geçtiğinde kandaki oksijen düşer, nefes darlığı ve morarma ortaya çıkar; yakınma yatınca geriler. Tablo, akciğer hastalıkları ya da karaciğer hastalıklarıyla karışabildiği için tanı gecikebilir. Ayakta ve yatarken ölçülen oksijen değerlerinin karşılaştırılması tanıya yaklaştırır; doğrulama kabarcıklı inceleme ile yapılır.
Bu açıklık saptanan kişide hangi durumlarda yeniden değerlendirme gerekir?
Yeniden değerlendirme, kişide yeni bir olay geliştiğinde gerekir. Konuşma bozukluğu, güç kaybı ya da ani görme kaybı gibi inme belirtileri; bacakta pıhtı gelişmesi; açıklanamayan bir organ damarı tıkanıklığı bu duruma örnektir. Ayrıca dalış planlanıyorsa, gebelik düşünülüyorsa ya da uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren bir ameliyat planlanıyorsa değerlendirme yenilenir. Kapatma yapılmış hastalarda ise belirli aralıklarla kontrol yapılır ve kapanmanın tam olup olmadığı incelenir. Yakınma yoksa rutin tekrar inceleme gerekmez.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease