İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Diyabetik Ayak ve Damar Hastalığı

Şeker hastalığında sinir ve damar tutulumunun birlikte yol açtığı ayak sorunları. Küçük bir sıyrık iyileşmeyen yaraya dönüşebilir.

Şeker hastalığı yıllar içinde ayağı üç ayrı yoldan etkiler: sinirleri zedeler, damarları daraltır ve enfeksiyona yatkınlık yaratır. Bu üçü bir araya geldiğinde, sağlıklı bir ayakta iz bırakmadan iyileşecek küçük bir çizik, iyileşmeyen bir yaraya dönüşür. Diyabetik ayak, bu sürecin sonucudur ve şeker hastalığının en sık hastane yatışına yol açan sorunlarından biridir. Yaraların büyük bölümü önlenebilir; bu nedenle koruyucu bakım, tedavinin kendisi kadar önemlidir.

Diyabetik Ayak Nedir, Ayakta Neler Olur?

Diyabetik ayak, şeker hastalığına bağlı sinir hasarı ve damar tıkanıklığı zemininde gelişen yara, enfeksiyon ve doku kaybı tablosudur.

Üç Farklı Tablo

Yalnız sinir hasarının öne çıktığı tabloda ayak sıcak ve pembedir, nabızlar alınır; yara ağrı vermez ve basınç noktalarında, özellikle ayak tabanının ön bölümünde gelişir. Yalnız damar tıkanıklığının öne çıktığı tabloda ayak soğuk ve solgundur, nabızlar alınamaz; yara ağrılıdır ve parmak uçları ile topukta görülür. Üçüncü ve en sık görülen tabloda ikisi bir aradadır; his kaybı nedeniyle yara fark edilmez, dolaşım yetersiz olduğu için iyileşmez. Bu üçlü ayrım tedaviyi doğrudan belirler.

Yara Nasıl Başlar?

Sağlıklı bir ayakta, bir ayakkabının vurması ağrı yaratır ve kişi hemen davranışını değiştirir. His kaybı olan bir ayakta bu uyarı yoktur; kişi aynı ayakkabıyı giymeyi, aynı noktaya basmayı sürdürür. Önce cilt kızarır, sonra kabarcık oluşur, ardından açık yaraya dönüşür. Aynı süreç bir taşın ayakkabı içinde kalması, tırnak kesiminde oluşan bir çizik, nasır temizliği sırasındaki bir zedelenme, sıcak su ya da sobadan gelen bir yanık ve parmak aralarındaki mantar çatlağıyla da başlayabilir.

Neden Hızla Derinleşir?

Yüksek kan şekeri, bağışıklık hücrelerinin çalışmasını bozar; mikroplarla savaşma yeteneği azalır. Dolaşım yetersizse hem bağışıklık hücreleri hem antibiyotikler bölgeye yeterince ulaşamaz. Ayrıca ayaktaki dokular ince zarlarla ayrılmış bölmeler halindedir; mikroplar bu bölmeler boyunca hızla ilerler ve kısa sürede tendonlara, eklemlere ve kemiğe ulaşır. Bu nedenle yüzeyel görünen bir yara, derinde çok daha geniş bir alanı kapsayabilir.

Şeker Hastalığı Ayak Damarlarını ve Sinirlerini Neden Etkiler?

Yüksek kan şekeri, hem sinir liflerini hem damar duvarını doğrudan zedeler; bu iki süreç birbirini besler.

Sinirlerde Ne Olur?

Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, sinir liflerinin yapısını ve onları besleyen küçük damarları bozar. En uzun sinirler ilk etkilenir; bu nedenle belirtiler ayak parmaklarından başlar ve yukarı doğru çorap biçiminde yayılır. Üç tür sinir etkilenir: dokunma ve ağrı hissini taşıyanlar, kasları çalıştıranlar ve teri ile damar tonusunu düzenleyenler. Birincisi his kaybına, ikincisi ayak biçiminin bozulmasına, üçüncüsü cildin kurumasına ve çatlamasına yol açar.

Damarlarda Ne Olur?

Şeker hastalığında damar sertliği hem daha erken başlar hem farklı bir dağılım gösterir. Tıkanıklıklar en çok diz altındaki üç damarda ve ayak damarlarında yoğunlaşır; kasık ve uyluk damarları göreli olarak korunabilir. Bu dağılım, tedaviyi güçleştirir; çünkü diz altı damarlar ince ve uzun bir bölüm boyunca hastalıklıdır. Ayrıca damar duvarı yaygın biçimde kireçlenir; bu, hem girişimi güçleştirir hem basınç ölçümlerini yanıltıcı hale getirir. Ayrıntılar bacak damar tıkanıklığı sayfasındadır.

Ayağın Biçimi Neden Bozulur?

Ayak parmaklarını yöneten küçük kaslar zayıfladığında, parmakları yukarı çeken güçlü kaslar baskın hale gelir; parmaklar pençe biçiminde kıvrılır. Bu değişiklikle parmak uçları ve parmak eklemlerinin üstü, ayakkabıyla temas eden yeni basınç noktaları haline gelir. Aynı zamanda ayak tabanının ön bölümüne binen yük artar. Böylece yaraların nerede oluşacağı önceden öngörülebilir hale gelir. Bu nedenle ayak biçimindeki değişiklikler, yara açılmadan önce fark edilmesi gereken uyarılardır.

Diyabetik Ayağın Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler yavaş yerleşir ve çoğu kez kişi tarafından fark edilmez; bu, hastalığın en tehlikeli yanıdır.

Sinir Hasarına Ait Belirtiler

  • Ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve yanma; geceleri artması
  • Ayakta üzerine bir şey giyilmiş gibi his ya da yürürken pamuk üzerinde yürüyormuş hissi
  • Sıcak ve soğuğu ayırt edememe
  • Ağrı hissinin azalması ya da kaybolması
  • Ciltte aşırı kuruluk, pullanma ve çatlaklar
  • Parmaklarda pençeleşme ve ayak kemerinin değişmesi
  • Denge kaybı ve yürüyüşte değişiklik

Dolaşım Bozukluğuna Ait Belirtiler

Yürürken baldırda ortaya çıkan ve dinlenince geçen ağrı, ayakta soğukluk, solukluk, kıl kaybı, tırnakların kalınlaşması ve yavaş uzaması, ayak yukarı kaldırıldığında solması ve sarkıtıldığında morarması bu grupta yer alır. İleri dönemde dinlenmede süren ağrı ve gece ağrısı görülür; ancak his kaybı bulunan kişilerde bu ağrı olmayabilir ve tablo sessiz ilerler. Ayrıntılar kritik bacak iskemisi sayfasındadır.

Yara ve Enfeksiyon Bulguları

Yaralar en sık ayak tabanının ön bölümünde, başparmağın altında, parmak uçlarında, parmak aralarında ve topukta görülür. Çevresinde kalınlaşmış sarımsı bir deri halkası bulunması, basınca bağlı olduğunu gösterir. Enfeksiyon geliştiğinde yara çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı, akıntı ve kötü koku ortaya çıkar. Ateş her zaman görülmez; şeker hastalarında enfeksiyon ateşsiz seyredebilir. Bu nedenle kan şekerinin açıklanamayan biçimde yükselmesi, enfeksiyonun tek belirtisi olabilir.

Diyabetik Ayakta Dolaşım Hangi Tetkiklerle Değerlendirilir?

Dolaşımın düzeyi, yaranın iyileşip iyileşmeyeceğini belirleyen en önemli bilgidir.

Muayene ve Ölçümler

  • Nabız muayenesi: Kasık, diz arkası, ayak sırtı ve iç bilek nabızları karşılaştırılır.
  • Ayak bileği kol basınç indeksi: Dolaşımın düzeyini sayısal olarak verir; ancak damar duvarı kireçlendiğinde yanıltıcı yüksek çıkabilir.
  • Parmak basıncı ölçümü: Parmak damarları daha az kireçlendiği için bu ölçüm daha güvenilirdir.
  • Cilt oksijen ölçümü: Yaranın iyileşme olasılığını doğrudan gösterir.
  • His muayenesi: Belirli bir basınç uygulayan bir lif ve titreşim kullanılarak his kaybı araştırılır.
  • Yara değerlendirmesi: Derinliği künt bir çubukla incelenir; kemiğe ulaşıp ulaşmadığı değerlendirilir.

Kemik Enfeksiyonu

Yara derinleştiğinde kemiğe ulaşabilir; bu, tedaviyi belirgin biçimde değiştiren bir durumdur. Kuşku uyandıran bulgular şunlardır: yaranın tabanından künt bir çubukla kemiğe dokunulabilmesi, uzun süredir kapanmayan bir yara, parmağın sosis gibi şişmesi ve kızarması, kan tetkiklerinde iltihap göstergelerinin sürekli yüksek seyretmesi. Tanıda ayak filmi ilk basamaktır; ancak erken dönemde bulgu vermeyebilir, bu nedenle manyetik rezonans istenir. Kesin tanı için kemikten örnek alınabilir. Tedavi uzun süreli antibiyotik kullanımını gerektirir; bir bölüm hastada etkilenen kemiğin cerrahi olarak çıkarılması gerekir.

Görüntüleme ve Tetkikler

Arteriyel doppler ultrason ile darlıkların yeri belirlenir. BT anjiyografi damar ağacının tamamını gösterir; böbrek işlevleri gözetilerek istenir. Kateterle anjiyografi, diz altı ve ayak damarlarını en ayrıntılı gösteren yöntemdir ve aynı seansta girişim yapılabilir. Ayak filmi ve gerektiğinde manyetik rezonans, kemik enfeksiyonunu araştırır. Yaradan alınan doku örneğiyle kültür yapılır; yüzeyel sürüntü yeterli değildir. Kan tetkiklerinde kan şekeri ortalaması, iltihap göstergeleri, kansızlık, böbrek işlevleri ve beslenme durumu değerlendirilir.

Yaranın Sınıflandırılması

Yaralar, tedavi planını belirlemek için derinlik ve enfeksiyon durumuna göre değerlendirilir. Yüzeyel, yalnız deriyi ilgilendiren yaralar ilk basamakta yer alır. Deri altı dokuya, tendona ya da kas kılıfına ulaşan yaralar daha derindir. Kemiğe ya da ekleme ulaşan yaralar en ileri gruptadır; yaranın tabanından künt bir çubukla kemiğe dokunulabilmesi, kemik enfeksiyonunu güçlü biçimde düşündürür. Ayrıca yaranın yeri, büyüklüğü, tabanının görünümü, çevresindeki cildin durumu ve akıntının niteliği kaydedilir. Bu değerlendirme her kontrolde yinelenir ve ölçümler karşılaştırılır; küçülmenin durması, planın gözden geçirilmesini gerektirir.

Ekip Değerlendirmesi

Bu tablonun yönetimi tek bir bölümün işi değildir. Kalp damar cerrahisi dolaşımı açar, endokrinoloji kan şekerini düzenler, enfeksiyon hastalıkları antibiyotik tedavisini yönetir, ortopedi kemik ve biçim bozukluklarını ele alır, plastik cerrahi doku onarımını planlar, yara bakım ekibi süreci sürdürür, beslenme uzmanı destek verir. Bu bölümlerin eşgüdüm içinde çalışması, uzuv kurtarma olasılığını doğrudan etkiler.

Diyabetik Ayak Yarası İlerlerse Ne Olur, Hangi Belirtide Hemen Başvurulmalıdır?

Tedavi edilmediğinde yara derinleşir, kemiğe ulaşır ve doku kaybı yayılır.

Tedavinin Basamakları

İlk adım dolaşımın değerlendirilmesi ve gerekiyorsa açılmasıdır; damar açılmadan hiçbir yara iyileşmez. İkinci adım enfeksiyonun denetlenmesi ve ölü dokuların temizlenmesidir. Üçüncü adım, yaraya binen basıncın kaldırılmasıdır; bu, özel bir alçı, çıkarılabilir bir bot ya da basınç dağıtan tabanlıklarla sağlanır ve çoğu kez ihmal edilen ancak belirleyici olan bir basamaktır. Dördüncü adım düzenli yara bakımıdır. Beşinci adım kan şekeri, tansiyon, kan yağları ve beslenmenin düzenlenmesi ile sigaranın bırakılmasıdır.

Basıncın Kaldırılması Neden Belirleyicidir?

Ayak tabanındaki bir yara, her adımda yeniden zedelenir; bu nedenle kişi yürümeyi sürdürdüğü sürece özenli bir yara bakımı bile sonuç vermez. Basıncın kaldırılması, tedavinin en çok ihmal edilen ancak sonucu en çok etkileyen basamağıdır. Bunun için çıkarılamayan özel bir alçı, çıkarılabilir bir bot, basınç dağıtan tabanlıklar, koltuk değneği ya da tekerlekli sandalye kullanılır. Kişinin bu uygulamaya uyum göstermesi belirleyicidir; kısa süreli çıplak yürüyüşler bile iyileşmeyi geciktirir. Topuk yaralarında ise topuğun yataktan tümüyle yükseltilmesi gerekir; yastıkla destekleme yeterli değildir.

Günlük Ayak Bakımı

  • Ayaklar her gün, aydınlık bir ortamda ve parmak araları dahil gözle kontrol edilir; görmekte zorlananlar ayna kullanır ya da yardım alır.
  • Ayaklar ılık suyla yıkanır; suyun sıcaklığı elle değil dirsekle ya da termometreyle denetlenir.
  • Parmak araları iyice kurulanır; nemlendirici sürülür ancak parmak aralarına sürülmez.
  • Tırnaklar düz kesilir, köşeleri derin oyulmaz.
  • Nasır ve sertlikler kendi kendine kesilmez; bir uzmana gösterilir.
  • Çıplak ayakla, ev içinde bile yürünmez.
  • Ayakkabının içi giyilmeden önce elle kontrol edilir.
  • Dikişsiz iç yüzeyli, sıkmayan ve yumuşak tabanlı ayakkabı seçilir.

Uzuv Kurtarma Yaklaşımı

Günümüzde amaç, uzvu korumak ve yürüme işlevini sürdürmektir; uzuv kaybı son seçenektir. Bunun için dolaşımın açılması, enfeksiyonun denetlenmesi, ölü dokuların temizlenmesi, basıncın kaldırılması ve kan şekerinin düzenlenmesi birlikte yürütülür. Doku kaybı olduğunda, ayağın yük taşıyan bölümlerini koruyan sınırlı işlemler tercih edilir; parmak ya da ön ayak düzeyinde yapılan bir işlem, yürümeyi çoğu kişide korur. Kapanmayan geniş yaralarda deri nakli ve doku aktarımı gündeme gelir. Karar, kişinin yürüyebilme durumu, genel dayanıklılığı ve beklentileri birlikte değerlendirilerek verilir. Ayrıntılar uzuv kurtarma programı sayfasında yer alır.

Acil Başvuru Gerektiren Belirtiler

  • Ayakta yeni bir yara, kabarcık ya da kızarıklık görülmesi
  • Yarada akıntı, kötü koku ve çevreye yayılan kızarıklık
  • Parmakta ya da ayakta kararma
  • Ateş, titreme, halsizlik ve bilinç bulanıklığı
  • Kan şekerinin açıklanamayan biçimde yükselmesi
  • Ayakta ani şişlik, kızarıklık ve ısı artışı
  • Bacakta ani soğuma, solma, şiddetli ağrı ve güç kaybı

Bu belirtilerde ertesi güne bırakılmamalıdır; saatler içinde ilerleyebilen bir süreç söz konusudur. Yaraya evde herhangi bir madde sürülmemeli, sıkı sargı uygulanmamalı ve ölü doku kesilmemelidir.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

Şeker hastasıyım, ayaklarımı her gün nasıl kontrol etmeliyim?
Kontrol her gün, tercihen aynı saatte ve aydınlık bir ortamda yapılmalıdır; akşam ayak yıkandıktan sonra uygun bir zamandır. Ayağın üstü, tabanı, kenarları, topuk ve özellikle parmak araları tek tek incelenir. Aranan bulgular şunlardır: kızarıklık, kabarcık, çizik, kesik, çatlak, renk değişikliği, şişlik, ısı farkı, nasır, tırnak batması ve mantar belirtileri. Ayak tabanını göremeyen kişiler uzun saplı bir ayna kullanabilir ya da bir yakınından yardım isteyebilir. Ayakkabılar da her gün içeriden elle kontrol edilmelidir. Yeni bir bulgu fark edildiğinde beklenmeden başvurulmalıdır; en küçük kızarıklık bile önemsenmelidir.
Ayağımda ağrı hissetmiyorum, bu iyi bir işaret midir?
Hayır, iyi bir işaret değildir; tersine önemli bir uyarıdır. Ağrı hissedilmemesi, şeker hastalığına bağlı sinir hasarının geliştiğini ve ayağın koruyucu duyusunu yitirdiğini gösterir. Ağrı, vücudun bir zarar uyarısıdır; bu uyarı olmadığında ayakkabının vurması, taş batması, sıcak bir yüzeye basılması ve tırnak kesimindeki bir çizik fark edilmez. Kişi zarar veren durumu sürdürür ve küçük bir zedelenme yaraya dönüşür. Bu nedenle his kaybı bulunan kişilerde yara, çoğu kez ancak akıntı ya da koku fark edildiğinde anlaşılır. His kaybı olan kişilerde günlük gözle kontrol, ağrının yerini alan tek uyarı sistemidir.
Nasır ve sertleşmiş deri ayakta neden risklidir?
Nasır ve sertleşmiş deri, o noktaya sürekli basınç bindiğinin göstergesidir; yani gelecekteki bir yaranın habercisidir. Kalınlaşan deri, altındaki dokuya binen basıncı daha da artırır; bu basınç altında derinin altında önce kanama, sonra doku ölümü oluşur ve nasır kalkınca altından açık bir yara çıkar. Bu nedenle nasır, kozmetik bir sorun değil bir uyarı olarak ele alınır. Nasırlar kişi tarafından kesilmemeli, törpülenmemeli ve nasır bandı ile kimyasal ürünler kullanılmamalıdır; bu uygulamalar doğrudan yaraya yol açar. Nasır bir uzman tarafından incelticilerle ve uygun yöntemle azaltılır; asıl çözüm, basıncı dağıtan tabanlık ve uygun ayakkabıdır.
Şeker hastası çıplak ayakla yürüyebilir mi?
Hayır, çıplak ayakla yürümemelidir; bu, ev içinde de geçerlidir. His kaybı bulunan bir ayakta, yere düşmüş küçük bir cam parçası, iğne, taş ya da oyuncak fark edilmeden batabilir ve kişi bunu günlerce anlamayabilir. Aynı biçimde sıcak zemine, plaj kumuna ya da ısıtılmış bir yüzeye basmak yanığa yol açar. Bu nedenle ev içinde de tabanı koruyan, arkası kapalı terlik kullanılması önerilir; parmak arası terlikler uygun değildir, çünkü parmak arasında yaraya yol açabilir. Havuz ve deniz kenarında da ayakkabı kullanılmalıdır. Çorap giyilmesi de koruyucudur; dikişsiz ve sıkmayan çoraplar tercih edilir.
Şeker hastasında ayak tırnakları nasıl kesilmelidir?
Tırnaklar banyodan sonra, yumuşamışken kesilmelidir. Kesim düz yapılır; köşeler yuvarlatılmaz ve derin oyulmaz, çünkü bu tırnak batmasına ve enfeksiyona yol açar. Tırnak, parmak ucuyla aynı hizada bırakılır; çok kısa kesilmez. Keskin uçlu makas yerine düz uçlu tırnak makası kullanılır; kalan keskin köşeler törpüyle yumuşatılır. Görmekte zorlanan, elleri titreyen ya da tırnakları çok kalınlaşmış kişiler bu işlemi kendileri yapmamalı, bir uzmana ya da bir yakınına yaptırmalıdır. Tırnak batması, mantar ve renk değişikliği durumunda kendi kendine girişimde bulunulmamalı, değerlendirilmelidir. Tırnak kesimi sırasında oluşan bir çizik bile yaraya dönüşebilir.
Ayakta mantar enfeksiyonu yara riskini artırır mı?
Evet, artırır. Parmak aralarındaki mantar enfeksiyonu, cildi yumuşatır, soyar ve çatlaklar oluşturur; bu çatlaklar mikropların derin dokulara girebileceği kapılar haline gelir. Dolaşımı ve bağışıklığı etkilenmiş bir ayakta bu kapıdan giren mikroplar hızla ilerler ve ayak tabanına, tendonlara ve kemiğe ulaşabilir. Tırnak mantarı ise tırnağı kalınlaştırarak altındaki dokuya basınç yapar ve yaraya yol açabilir; ayrıca tırnak kesimini güçleştirir. Bu nedenle mantar enfeksiyonları önemsenmeli ve gecikmeden tedavi edilmelidir. Korunmada parmak aralarının iyice kurulanması, pamuklu çorap kullanılması, çorapların günlük değiştirilmesi ve ayakkabıların havalandırılması önerilir.
Diyabetik ayakta ayak nabzı alınıyorsa dolaşım yeterli sayılır mı?
Hayır, tek başına yeterli sayılmaz. Nabzın alınması dolaşım açısından olumlu bir bulgudur; ancak şeker hastalarında birkaç nedenle yanıltıcı olabilir. Birincisi, bu kişilerde tıkanıklıklar en çok diz altındaki ve ayaktaki ince damarlarda yoğunlaşır; ayak bileği düzeyindeki bir nabız alınıyorken, yaranın bulunduğu bölgeyi besleyen küçük damarlar tıkalı olabilir. İkincisi, damar duvarındaki yaygın kireçlenme basınç ölçümlerini olduğundan yüksek gösterir. Bu nedenle değerlendirmede yalnız nabza bakılmaz; parmak basıncı ölçümü, cilt oksijen ölçümü ve gerektiğinde görüntüleme yapılır. Yara iyileşmiyorsa, nabız alınıyor olsa bile dolaşım yeniden değerlendirilmelidir.
Ayakta şişlik ve kızarıklık her zaman enfeksiyon anlamına gelir mi?
Hayır, her zaman enfeksiyon anlamına gelmez; ancak aksi gösterilene kadar enfeksiyon kabul edilerek değerlendirilir. Ayakta şişlik, kızarıklık ve ısı artışı yapan bir başka önemli durum, sinir hasarına bağlı gelişen eklem ve kemik yıkımıdır. Bu tabloda ayak sıcak, şiş ve kızarıktır; ancak açık bir yara yoktur, ateş bulunmaz ve kan tetkiklerinde iltihap göstergeleri belirgin biçimde yükselmez. Ayak yukarı kaldırıldığında kızarıklığın solması bu tabloyu düşündürür. Ayrım önemlidir, çünkü tedavileri tümüyle farklıdır: enfeksiyonda antibiyotik ve temizlik, diğerinde ayağın yükten tümüyle kurtarılması gerekir. Her iki durumda da beklenmeden başvurulmalıdır.
Şeker hastası sıcak su torbası kullanabilir mi?
Hayır, kullanmamalıdır. His kaybı bulunan bir ayakta sıcaklık algısı bozulmuştur; kişi suyun ya da torbanın ne kadar sıcak olduğunu fark edemez ve ciddi bir yanık oluşur. Bu yanık, iyileşmeyen bir yaraya ve doku kaybına yol açabilir. Aynı gerekçeyle elektrikli battaniye, soba önünde ısınma, kalorifer üzerine ayak koyma, sıcak kum ve sıcak taş uygulamaları da önerilmez. Ayaklar üşüyorsa çözüm ısıtmak değil, kalın pamuklu çorap giymek ve odayı ısıtmaktır. Ayaklar ılık suyla yıkanmalı, suyun sıcaklığı elle değil dirsekle ya da bir termometreyle denetlenmelidir. Yanık oluştuğunda beklenmeden başvurulmalıdır.
Şeker hastası ayakkabı seçiminde nelere dikkat etmelidir?
Ayakkabı, parmakları hiçbir noktadan sıkmayacak genişlikte ve derinlikte olmalıdır; parmakların rahatça hareket edebilmesi ve ayakkabının en uzun parmaktan bir miktar uzun olması gerekir. İç yüzeyinde ayağa sürtebilecek dikiş, sert kenar ve yapışkan etiket bulunmamalıdır. Tabanı, basıncı geniş bir alana dağıtacak biçimde yumuşak ve destekleyici olmalı; gerektiğinde kişiye özel tabanlık hazırlanmalıdır. Bağcıklı ya da cırt cırtlı modeller, şişliğe göre ayarlanabildiği için uygundur. Yüksek topuk, sivri burun, parmak arası terlik ve sandalet önerilmez. Ayakkabı gün sonunda, ayak en şiş haldeyken denenmelidir. Yeni ayakkabı kısa sürelerle alıştırılır ve her çıkarıldıktan sonra ayak kontrol edilir.
Diyabetik ayak yarası neden geç fark edilir?
Gecikmenin başlıca nedeni ağrının bulunmamasıdır. Sinir hasarı nedeniyle kişi yarayı hissetmez; yara ağrı vermediği için önemsenmez ve kişi yürümeyi, aynı ayakkabıyı giymeyi sürdürür. İkinci neden, yaranın çoğu kez ayak tabanında ya da parmak arasında, yani kişinin doğrudan göremediği bir yerde olmasıdır; görme sorunu, kilo fazlalığı ve eklem kısıtlılığı ayak tabanına bakmayı güçleştirir. Üçüncü neden, yaranın önce nasır altında gelişmesi ve dışarıdan görünmemesidir. Bu nedenlerle yara, ancak çorapta leke, akıntı ya da koku fark edildiğinde anlaşılır; bu aşamada çoğu kez derinleşmiş olur. Günlük gözle kontrol, bu gecikmeyi önleyen tek yöntemdir.
Ayağın şeklinin bozulması neyi gösterir?
Ayak biçiminin bozulması iki ayrı durumu gösterebilir. Birincisi, ayak parmaklarını yöneten küçük kasların zayıflamasıdır; parmaklar pençe biçiminde kıvrılır, ayak kemeri yükselir ve basınç noktaları değişir. Bu, sinir hasarının ilerlediğini ve yara olasılığının arttığını gösterir; uygun tabanlık ve ayakkabıyla önlem alınmalıdır. İkincisi, çok daha ciddi olan kemik ve eklem yıkımıdır: ayak sıcak, şiş ve kızarık hale gelir, kemikler çöker ve ayak tabanı düzleşerek beşik gibi bir görünüm alır. Bu tablo, ağrı hissedilmeden ilerlediği için geç fark edilir ve kalıcı biçim bozukluğuna yol açar. Ayakta yeni gelişen biçim değişikliği beklenmeden değerlendirilmelidir.
Kan şekeri düzeninin yara iyileşmesiyle ilişkisi nedir?
Kan şekeri düzeni, yara iyileşmesini doğrudan belirleyen etkenlerin başında gelir. Yüksek kan şekeri, bağışıklık hücrelerinin mikropları yakalama ve yok etme yeteneğini azaltır; bu nedenle enfeksiyon hem daha kolay gelişir hem daha hızlı yayılır. Ayrıca yeni doku ve damar oluşumunu, bağ dokusu üretimini ve yara kenarlarının kapanmasını yavaşlatır. Yüksek şeker aynı zamanda kanı koyulaştırarak küçük damarlardaki akımı azaltır. Bu nedenle yara tedavisinin ayrılmaz bir parçası, kan şekerinin hedef aralığa getirilmesidir; bu düzenleme endokrinoloji ile birlikte yapılır. Beslenme desteği, protein ve vitamin alımı da iyileşmeyi doğrudan etkiler; kansızlık varsa düzeltilir.
Diyabetik ayak sorunu olan kişide böbrek ve göz taraması neden istenir?
Çünkü şeker hastalığının damar ve sinirler üzerindeki etkisi yalnız ayakla sınırlı değildir; aynı süreç böbrekleri, gözleri ve kalbi de etkiler. Ayakta sorun gelişmiş olması, hastalığın uzun süredir var olduğunu ve diğer organlarda da hasar bulunma olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Böbrek işlevlerinin bilinmesi ayrıca önemlidir: hem tedavide kullanılacak ilaçların dozunu belirler hem görüntülemede kullanılacak ilaçlı maddenin planlanmasını etkiler. Göz taraması, görme kaybının erken saptanmasını sağlar; görme azalması aynı zamanda kişinin ayaklarını kontrol edebilmesini de güçleştirir. Kalp değerlendirmesi ise girişim planlanan kişilerde güvenliği doğrudan ilgilendirir.
Diyabetik ayak yarası kapandıktan sonra tekrarı nasıl önlenir?
Yara kapandıktan sonra yineleme olasılığı yüksektir; çünkü yaraya yol açan zemin, yani sinir hasarı, dolaşım bozukluğu ve basınç dağılımı sürmektedir. Bu nedenle kapanma, izlemin sonu değil yeni bir evresidir. Korunmada birkaç başlık birlikte yürütülür: basıncı dağıtan kişiye özel tabanlık ve uygun ayakkabı kullanımı, günlük gözle kontrol, düzenli ayak bakımı, nasırların bir uzman tarafından incelticilerle azaltılması ve belirli aralıklarla yapılan kontroller. Kan şekeri, tansiyon ve kan yağları hedefte tutulur; sigara bırakılır. Dolaşım bozukluğu olan kişilerde damarların açıklığı düzenli değerlendirilir. Yeni bir kızarıklık, en erken uyarı olarak ele alınır.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. NHLBI (NIH) — Peripheral Artery Disease
  2. MedlinePlus — Peripheral Arterial Disease
  3. PubMed — Peripheral artery disease revascularization
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Peripheral Arterial Disease