İçeriğe geç
Özel Koru Ankara Hastanesi · Kızılırmak Mah. 1450. Sok. No:13, Çukurambar / Ankara 0312 911 77 77
Hastalık

Subklavyen Çalma Sendromu (Kola Giden Damarın Darlığı)

Kola giden damarın başlangıcındaki darlık nedeniyle kolun kanı beyinden çekmesi. Kol kullanınca baş dönmesi tipik bulgudur.

Kola giden ana atardamar, göğüs boşluğundan çıkarken köprücük kemiğinin altından geçer. Bu damardan, kol dallarına ayrılmadan önce omurga boyunca yukarı çıkarak beynin arka bölümünü besleyen bir dal ayrılır. Kol damarı bu dalın çıkışından önce daralır ya da tıkanırsa, kol dinlenirken bile yetersiz beslenir; kol çalıştırıldığında ise gereksinimi karşılamak için kan, beyne giden daldan ters yönde çekilir. Bu duruma subklavyen çalma sendromu denir.

Subklavyen Çalma Sendromu Nedir, Kola Giden Kan Beyinden Nasıl Çekilir?

Adını, kolun beyne ait kanı kendine çekmesinden alır. Bu, damar sisteminin basınç farklarına göre çalışmasının doğrudan bir sonucudur.

Akım Neden Ters Döner?

Kan, her zaman basıncın yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere akar. Kol damarı başlangıç bölümünde tıkandığında, tıkanıklığın ötesindeki basınç düşer. Beyne giden dal ise yukarıdan, beyin damar ağından basınç alır. Bu iki basınç arasındaki fark nedeniyle, dal içindeki kan yukarıdan aşağı, yani ters yönde akmaya başlar ve kola dolar. Kol dinlenirken bu çalma az olabilir; kol çalıştırıldığında kasların gereksinimi arttığı için çalma belirginleşir ve beynin arka bölümü yetersiz kalır.

Beynin Arka Bölümü Ne İşe Yarar?

Bu bölge dengeyi, göz hareketlerini, yutmayı, konuşmanın anlaşılırlığını ve bilinç düzeyini düzenler. Bu nedenle çalma sırasında ortaya çıkan belirtiler bu işlevlerle ilgilidir: baş dönmesi, denge kaybı, çift görme, bulanık görme ve seyrek olarak ani düşme atakları. Belirtilerin kol çalıştırılırken ortaya çıkması, bu tabloyu diğer baş dönmesi nedenlerinden ayıran en önemli özelliktir.

Herkeste Belirti Verir mi?

Hayır. Ters akım saptanan kişilerin önemli bir bölümünde hiçbir yakınma olmaz. Bunun nedeni, beynin tabanındaki damar halkasının ve diğer damarların yeterli desteği sağlamasıdır. Belirtiler, bu destek yetersiz kaldığında ortaya çıkar; karşı taraftaki damarların da hastalıklı olması, halkanın eksik olması ve tansiyonun düşük seyretmesi belirtilerin görülme olasılığını artırır. Bu nedenle yalnız görüntülemede ters akım saptanması, tek başına girişim gerekçesi sayılmaz.

Kola Giden Damarda Darlık Neden Oluşur?

Nedenlerin başında damar sertliği gelir; bunun dışında birkaç farklı neden bulunur.

Başlıca Nedenler

  • Damar sertliği: En sık nedendir; plak, damarın ana atardamardan çıktığı bölgede yoğunlaşır.
  • Damar duvarı iltihabı: Büyük damarları tutan romatizmal hastalıklar, genç kadınlarda kol damarında darlık yapabilir.
  • Göğüs çıkışında sıkışma: Fazladan bir kaburga ya da sert bir bant damarı dıştan sıkıştırabilir; ayrıntılar göğüs çıkışı sendromu sayfasındadır.
  • Işın tedavisi: Göğüs ve boyun bölgesine uygulanmış ışın tedavisi damar duvarını etkiler.
  • Travma ve damar duvarında ayrılma
  • Doğumsal yapısal farklılıklar

Neden Sol Tarafta Daha Sık Görülür?

Sol kola giden damar, ana atardamarın yayından doğrudan ve dik bir açıyla çıkar; bu çıkış bölgesinde kan akımı düzensizleşir ve damar duvarı zorlanır. Sağ kola giden damar ise önce ortak bir gövdeden ayrılır ve daha yumuşak bir açıyla ilerler. Bu yapısal fark nedeniyle plak birikimi sol tarafta belirgin biçimde daha sık görülür ve çalma sendromu çoğunlukla solda ortaya çıkar.

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Sigara içenlerde, yüksek tansiyonu ve kan yağları yüksekliği olanlarda, şeker hastalarında ve ileri yaştaki kişilerde daha sıktır. Bacak damar hastalığı, boyun damarı darlığı ve kalp damar hastalığı bulunanlarda birlikte görülme olasılığı yüksektir. Damar duvarı iltihabına bağlı olanlar ise genç yaşta, özellikle kadınlarda ortaya çıkar ve iki taraflı olabilir.

Subklavyen Çalma Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler iki gruba ayrılır: kola ait olanlar ve beynin arka bölümüne ait olanlar.

Kola Ait Belirtiler

  • Kolu kullanırken çabuk yorulma ve ağırlık hissi
  • Çalışırken kolda ve önkolda kramp tarzında ağrı, dinlenince geçmesi
  • Elde ve parmaklarda soğukluk, solukluk
  • Kolda uyuşma ve güçsüzlük
  • Bilek nabzının zayıf alınması ya da hiç alınamaması
  • İleri durumlarda parmak uçlarında morarma ve iyileşmeyen yaralar

Beyne Ait Belirtiler

Kol çalıştırıldığında ortaya çıkan baş dönmesi, denge kaybı, çift görme, bulanık görme, kulakta uğultu, konuşmanın anlaşılırlığında azalma ve seyrek olarak bilinç kaybı olmadan yere düşme görülebilir. Bu bulguların kol çalışmasıyla ortaya çıkıp dinlenmeyle geçmesi tipiktir. Kişi çoğu kez bu bağlantıyı fark etmez; bu nedenle öyküde belirtilerin hangi durumda ortaya çıktığı ayrıntılı sorgulanır.

Kol Damarları Neden Daha Az Bilinir?

Damar hastalığı denince akla çoğu kez bacak ve kalp damarları gelir; kol damarları geri planda kalır. Bunun nedeni, kolun kan gereksiniminin bacağa göre daha düşük olması ve çevresinde geniş bir yan dolaşım ağı bulunmasıdır. Omuz çevresindeki damarlar birbirleriyle çok sayıda bağlantı kurar; ana damar tıkansa bile kol bu yollarla beslenmeyi sürdürür. Bu nedenle kolda doku kaybı ve kangren, bacakta olduğu kadar sık görülmez. Yine de bu durum hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez; çalma sendromu, kalp köprüsünü etkileme ve diyaliz bağlantısını bozma yönleriyle ayrı bir önem taşır.

Belirtiler Neden Fark Edilmez?

Kol damar hastalığı bacağa göre daha sinsi seyreder; çünkü kollar günlük yaşamda bacaklar kadar sürekli yüklenmez. Kişi, kolunu uzun süre baş üzerinde tutmadığı ya da ağır iş yapmadığı sürece yakınma hissetmeyebilir. Baş dönmesi ise çoğu kez iç kulak sorunlarına, tansiyona ya da boyun kireçlenmesine bağlanır. Bu nedenle tanı, çoğu kez iki kol arasındaki tansiyon farkının fark edilmesiyle konur.

Kola Giden Damarın Darlığı Hangi Muayene ve Tetkiklerle Anlaşılır?

Tanının ilk adımı, basit bir muayene işlemidir: her iki koldan tansiyon ölçülmesi.

Muayene

  • İki koldan tansiyon ölçümü: Aradaki belirgin fark, düşük ölçülen tarafta darlık olduğunu gösterir; bu, tanıya götüren en önemli bulgudur.
  • Nabız muayenesi: Koltuk altı, dirsek ve bilek nabızları iki tarafta karşılaştırılır.
  • Köprücük kemiği üzerinde üfürüm aranması: Darlıktan geçen kanın sesi duyulabilir.
  • Kol egzersizi testi: Kol çalıştırılırken belirtilerin ortaya çıkıp çıkmadığı gözlenir.
  • Nörolojik muayene: Denge, göz hareketleri ve konuşma değerlendirilir.

Ayırıcı Tanı

Kolda yorgunluk ve ağrı yapan başka durumlar da vardır; bunlar ayırt edilmelidir. Göğüs çıkışında damar ve sinirin sıkışması benzer yakınmalar verir, ancak burada bulgular kolun belirli pozisyonlarında ortaya çıkar ve uyuşma ile karıncalanma öndedir. Boyun fıtığına bağlı sinir sıkışmasında ağrı boyundan kola yayılır ve belirli parmaklarda his kaybı olur. Omuz eklemi hastalıklarında ağrı hareketle ilişkilidir ancak nabızlar normaldir. Soğukla tetiklenen parmak renk değişiklikleri farklı bir tabloyu düşündürür. Bu ayrımda iki koldan tansiyon ölçümü ve nabız muayenesi belirleyici olur; nabız farkı saptandığında damar açısından inceleme yapılır.

Görüntüleme

Doppler ultrason, beyne giden daldaki akımın yönünü doğrudan gösterir; ters akım saptanması tanı koydurucudur. İnceleme, kol çalıştırıldıktan sonra yinelenerek çalmanın belirginleşip belirginleşmediği değerlendirilir. BT anjiyografi ya da manyetik rezonans anjiyografi, darlığın yerini, uzunluğunu ve komşu damarların durumunu gösterir; girişim planı bu görüntülerle yapılır. Kateterle anjiyografi, girişim düşünülen kişilerde kullanılır. Kola ait yakınmaları olanlarda ön kol ve el damarları da değerlendirilir.

Diğer Damarların İncelenmesi

Bu kişilerde damar hastalığı çoğu kez birden fazla bölgededir. Bu nedenle boyun damarları, kalp damarları ve bacak dolaşımı ayrıca incelenir. Aynı incelemede beyin tabanındaki damar halkasının yapısı değerlendirilir; halkanın eksik olması belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Kan tetkiklerinde kan yağları, kan şekeri ve iltihap göstergeleri ölçülür; genç kişilerde damar duvarı iltihabı araştırılır.

Kola Giden Damarın Darlığı İlerlerse Beyin ve Kol Dolaşımında Ne Olur?

Darlık ilerledikçe hem koldaki yakınmalar artar hem beyne ait belirtiler belirginleşir.

Tedavi Ne Zaman Gerekir?

Belirti vermeyen ters akım tedavi gerektirmez; bu kişilerde ilaç tedavisi ve risk etkenlerinin denetimi yeterlidir. Girişim; kol çalıştırıldığında beyne ait belirtiler ortaya çıkıyorsa, kolda yakınma günlük yaşamı kısıtlıyorsa, parmaklarda doku kaybı gelişmişse ve özel durumlar varsa gündeme gelir. Bu özel durumların başında, göğüs duvarının iç yüzündeki atardamar kullanılarak kalbe köprü yapılmış olması gelir.

Kalp Köprüsü Olan Kişilerde Neden Özel Önem Taşır?

Kalp ameliyatında en sık kullanılan köprü, göğüs duvarının iç yüzünden alınan ve kola giden damardan çıkan atardamardır. Bu damarın başlangıcında darlık geliştiğinde, kol çalıştırıldığında kan kalpten de çekilebilir; bu durumda efor sırasında göğüs ağrısı ortaya çıkar. Bu nedenle kalp ameliyatı planlanan kişilerde her iki koldan tansiyon ölçülmesi ve gerekirse kol damarlarının görüntülenmesi istenir; darlık saptanırsa önce o giderilir. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan efor göğüs ağrısında da bu olasılık akla getirilir.

Diyaliz Hastalarında Önemi

Kolda diyaliz için oluşturulan bağlantı, o kola giden kan miktarını belirgin biçimde artırır. Aynı kolun damarında başlangıçta bir darlık varsa, bu artan gereksinim karşılanamaz; bağlantı yeterli akım taşımaz, diyaliz verimsiz olur ve elde beslenme sorunu gelişebilir. Bu nedenle bağlantı açılmadan önce her iki koldan tansiyon ölçülür ve kuşkulu durumlarda damarlar görüntülenir. Ayrıntılar diyaliz için damar yolu açılması sayfasındadır.

Tedavi Seçenekleri

Girişim gerektiğinde ilk seçenek çoğu kişide kasıktan ya da koldan girilerek darlığın balonla açılması ve stent yerleştirilmesidir; bu yöntem kısa sürer ve iyileşme hızlıdır. Damar tümüyle tıkalıysa, uzun bir bölümü kapsıyorsa ya da stent uygun değilse cerrahi köprüleme yapılır; boyundaki şah damarından kol damarına kısa bir yapay damar dikilir ya da kol damarı şah damarına aktarılır. Her iki yöntemde de altta yatan damar hastalığına yönelik ilaç tedavisi sürdürülür.

Girişim Sonrası Beklenenler

Darlık giderildiğinde iki kol arasındaki tansiyon farkı çoğu kişide kısa sürede kapanır ve bilek nabzı yeniden alınır. Kol çalıştırıldığında ortaya çıkan yorgunluk, ağrı ve soğukluk belirgin biçimde azalır. Beyne giden daldaki akım yeniden yukarı yönde döner; buna bağlı baş dönmesi ve görme bulanıklığı geriler. Kalp köprüsü etkilenmiş kişilerde efor göğüs ağrısı azalır. Buna karşılık altta yatan damar hastalığı sürdüğü için ilaç tedavisi kesilmez. Stent yerleştirilen kişilerde, kolun aşırı zorlanmaması ve omuz bölgesine sürekli baskı yapılmaması önerilir; izlemde stentin açıklığı doppler ile değerlendirilir.

İzlem ve Dikkat Edilecekler

Tansiyon, her zaman sağlam taraftan ölçülmelidir; darlık bulunan koldan ölçülen değer gerçek tansiyonu yansıtmaz ve tedavinin yanlış yönlendirilmesine yol açar. Bu bilgi kişiye ve her sağlık başvurusunda ekibe bildirilmelidir. İzlemde doppler ultrason belirli aralıklarla yinelenir; girişim yapılmışsa açıklık düzenli değerlendirilir. Sigara kesin olarak bırakılmalı, kan yağları ve tansiyon hedef değerlerde tutulmalıdır. Kolda ani soğuma, solma, şiddetli ağrı ve güç kaybı gelişmesi acil bir durumdur; ani konuşma bozukluğu, yüzde kayma ve tek taraflı güç kaybı da beklenmeden başvuru gerektirir.

Tıbbi inceleme: · Yayımlanma: · Son güncelleme:

Sık sorulan sorular

İki kol arasındaki tansiyon farkı bu sendromu düşündürür mü?
Evet, iki kol arasındaki belirgin tansiyon farkı bu sendromu düşündüren en önemli bulgudur ve tanıya götüren ilk adımdır. Fark, düşük ölçülen taraftaki damarda darlık ya da tıkanıklık olduğunu gösterir; kan o kola yeterince ulaşamadığı için ölçüm düşük çıkar. Bu nedenle damar hastalığı açısından yük taşıyan her kişide tansiyonun ilk değerlendirmede iki koldan da ölçülmesi önerilir. Fark saptandığında doppler ultrasonla beyne giden daldaki akımın yönü incelenir. Ayrıca bu bulgu, sonraki tüm tansiyon ölçümlerinin hangi koldan yapılacağını da belirler; darlık bulunan koldan ölçülen değer gerçek tansiyonu yansıtmaz.
Kolumu kullanınca gelen baş dönmesi neden olur?
Çünkü kol çalıştırıldığında kasların kan gereksinimi artar. Kola giden damar başlangıçta tıkalı olduğu için bu gereksinim ana yoldan karşılanamaz; kan, beyne giden daldan ters yönde çekilir. Beynin arka bölümü bu sırada yetersiz kalır ve o bölgenin işlevlerine ait belirtiler ortaya çıkar. Beynin arka bölümü dengeyi, göz hareketlerini ve yutmayı düzenlediği için baş dönmesi, denge kaybı, çift görme ve bulanık görme görülür. Kol dinlendirildiğinde gereksinim azalır, çalma hafifler ve belirtiler geçer. Belirtilerin kol kullanımıyla ortaya çıkıp dinlenmeyle geçmesi, bu tabloyu diğer baş dönmesi nedenlerinden ayıran temel özelliktir.
Kolda çabuk yorulma bu darlıkla ilgili olabilir mi?
Evet, olabilir. Kolda çabuk yorulma, bu darlığın en erken ve en sık belirtilerinden biridir. Kol çalıştırıldığında kaslar yeterince kan alamaz; önce ağırlık hissi ve yorgunluk, ardından kramp tarzında ağrı ortaya çıkar ve kol dinlendirilince kısa sürede geçer. Bu tablo, bacakta yürümekle ortaya çıkan ağrının kol karşılığıdır. Yakınma özellikle kolu baş üzerinde tutarak yapılan işlerde, saç tarama, perde asma ve raf düzenleme gibi etkinliklerde belirginleşir. Kişi çoğu kez bunu yaşa ya da omuz sorununa bağlar. Kolda yorulmaya soğukluk, solukluk ve nabız zayıflığı eşlik ediyorsa damar açısından değerlendirme gerekir.
Kola giden damarın darlığı hangi tarafta daha sık görülür?
Sol tarafta belirgin biçimde daha sık görülür. Bunun nedeni anatomik bir farktır: sol kola giden damar, ana atardamarın yayından doğrudan ve dik bir açıyla çıkar. Bu çıkış bölgesinde kan akımı düzgün bir çizgi izlemez, yön değiştirir ve damar duvarını zorlar; bu bölge plak birikimi için elverişli hale gelir. Sağ kola giden damar ise önce ortak bir gövdeden ayrılır ve daha yumuşak bir açıyla ilerler; bu nedenle daha az etkilenir. Sonuç olarak çalma sendromu olguların büyük bölümünde solda ortaya çıkar. Sağ tarafta saptandığında, ortak gövdenin de tutulmuş olabileceği düşünülür ve beyin ile kol dolaşımı daha ayrıntılı değerlendirilir.
Subklavyen çalma sendromu olan kişide kulakta uğultu olur mu?
Görülebilir. Kulakta uğultu ve çınlama, beynin arka bölümünü ve iç kulağı besleyen damarlardaki akım değişikliğiyle ilişkili olabilir; kol çalıştırıldığında ortaya çıkması ya da belirginleşmesi bu bağlantıyı düşündürür. Ayrıca darlıktan geçen kanın oluşturduğu türbülans, komşu dokular aracılığıyla bir ses olarak algılanabilir. Buna karşılık kulak çınlamasının çok daha sık görülen başka nedenleri vardır: iç kulak hastalıkları, işitme kaybı, tansiyon değişiklikleri, ilaç yan etkileri ve boyun kaslarındaki gerginlik. Bu nedenle çınlama tek başına bu tanıyı düşündürmez; kol kullanımıyla ilişkili olması, iki kol arasında tansiyon farkı bulunması ve diğer bulguların eşlik etmesi durumunda değerlendirilir.
Bu darlık bypass ameliyatı geçirmiş kişide neden ayrıca önemlidir?
Çünkü kalp ameliyatında en sık kullanılan köprü damarı, göğüs duvarının iç yüzünden alınan ve kola giden damardan çıkan atardamardır. Bu damarın başlangıcında darlık geliştiğinde, kol çalıştırıldığında kan kalpten de çekilebilir; köprünün beslediği kalp bölgesi yetersiz kalır ve efor sırasında göğüs ağrısı ortaya çıkar. Bu tablo, kalp damarlarında yeni bir tıkanma sanılarak yanlış yönlendirmeye yol açabilir. Bu nedenle kalp ameliyatı planlanan kişilerde her iki koldan tansiyon ölçülür; fark saptanırsa kol damarları görüntülenir ve darlık önce giderilir. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan ve kol kullanımıyla ilişkili göğüs ağrısında da bu olasılık akla getirilmelidir.
Kol damarı darlığı olan kişide parmaklarda soğukluk görülür mü?
Evet, görülür. Kola giden kan azaldığında en uçtaki dokular, yani parmaklar ilk etkilenen bölgelerdir. Parmaklarda soğukluk, solukluk, uyuşma ve soğuğa karşı artmış duyarlılık ortaya çıkar. Bu yakınmalar önce yalnız kol çalıştırıldığında ya da soğuk havada belirginleşir; darlık ilerledikçe dinlenmede de sürer. Daha ileri durumlarda parmak uçlarında morarma, ağrılı lekelenmeler ve iyileşmeyen yaralar gelişir. Bu bulgular, damardaki plaktan kopan küçük parçaların parmak damarlarını tıkamasıyla da oluşabilir. Parmaklarda ani morarma ve ağrı, koldaki nabızlar normal olsa bile değerlendirme gerektirir; bu, kopma kaynağı bir plağı düşündürür.
Bu sendromda tansiyon hangi koldan ölçülmelidir?
Tansiyon, her zaman sağlam taraftaki koldan ölçülmelidir. Darlık bulunan koldan ölçülen değer gerçek tansiyonu yansıtmaz; olduğundan düşük çıkar. Bu, iki yönlü bir soruna yol açar: tansiyon yüksek olduğu halde normal sanılarak tedavi eksik kalabilir ya da ilaç dozları yanlış ayarlanabilir. Bu nedenle ilk değerlendirmede iki koldan ölçüm yapılır, hangi kolun gerçek değeri verdiği belirlenir ve sonraki tüm ölçümler o koldan yapılır. Bu bilgi kişiye açıkça anlatılmalı, evde kullanılan aletle de aynı koldan ölçüm yapılmalı ve her sağlık başvurusunda ekibe bildirilmelidir. İki taraflı darlık varsa bacaktan ölçüm gündeme gelebilir.
Kola giden damarın darlığı beyin dolaşımını nasıl etkiler?
Kola giden damardan, kol dallarına ayrılmadan önce omurga boyunca yukarı çıkan ve beynin arka bölümünü besleyen bir dal ayrılır. Darlık bu dalın çıkışından önceyse, tıkanıklığın ötesindeki basınç düşer ve dal içindeki kan yukarıdan aşağı, ters yönde akmaya başlar; yani kola giden kan beyin damar ağından çekilir. Beynin arka bölümü dengeyi, göz hareketlerini, yutmayı ve bilinci düzenlediği için bu bölgenin yetersiz kalması baş dönmesi, denge kaybı, çift görme ve bulanık görme yapar. Çoğu kişide beyin tabanındaki damar halkası bu kaybı karşılar ve belirti ortaya çıkmaz; belirtiler, bu destek yetersiz kaldığında görülür.
Kol damarı darlığı olan kişi ağır iş yapabilir mi?
Bu, darlığın derecesine ve belirtilere bağlıdır. Yakınması olmayan ve yalnız görüntülemede ters akım saptanan kişilerde belirgin bir kısıtlama gerekmez; günlük işler ve olağan etkinlikler sürdürülebilir. Buna karşılık kol çalıştırıldığında baş dönmesi, denge kaybı ya da görme bulanıklığı ortaya çıkıyorsa, bu belirtileri tetikleyen işlerden kaçınılması gerekir; çünkü denge kaybı düşmeye ve yaralanmaya yol açabilir. Kolu baş üzerinde tutarak yapılan işler, ağır kaldırma ve tekrarlayan kol hareketleri gerektiren meslekler bu grupta yer alır. Belirtiler günlük yaşamı kısıtlıyorsa girişim gündeme gelir ve sonrasında kısıtlama büyük ölçüde kalkar.
Bu darlık diyaliz hastalarında neden önem taşır?
Çünkü kolda diyaliz için oluşturulan bağlantı, o kola giden kan miktarını belirgin biçimde artırır. Aynı kolun damarında başlangıçta bir darlık bulunuyorsa, bu artan gereksinim karşılanamaz. Sonuç olarak bağlantı yeterli akım taşımaz, olgunlaşmaz ve diyaliz verimsiz olur; ayrıca elde beslenme sorunu gelişerek soğukluk, ağrı ve güç kaybı ortaya çıkabilir. Bu nedenle bağlantı açılmadan önce her iki koldan tansiyon ölçülür; fark saptandığında kol damarları doppler ve gerekirse görüntülemeyle değerlendirilir. Darlık bulunursa önce o giderilir ya da bağlantı karşı kola planlanır. Bu değerlendirme, bağlantının uzun ömürlü olmasını doğrudan etkiler.
Subklavyen çalma sendromunda görme bulanıklığı olur mu?
Görülebilir. Beynin arka bölümü görme merkezlerini de barındırır; bu bölge yetersiz kaldığında bulanık görme, görme alanında daralma ve çift görme ortaya çıkabilir. Bu bulguların tipik özelliği, kol çalıştırıldığında belirginleşmesi ve dinlenmeyle geçmesidir. Ayrıca baş dönmesi ve denge kaybı eşlik eder. Ayırt edilmesi gereken bir durum, tek gözde perde iner gibi ani görme kaybıdır; bu bulgu beynin arka bölümüyle değil, boyun atardamarındaki bir plakla ilişkilidir ve ayrı bir değerlendirme gerektirir. Görme bulanıklığının göz hastalıklarına bağlı çok daha sık nedenleri de bulunur; bu nedenle göz muayenesi de yapılır.
Kola giden damarın darlığı tesadüfen mi saptanır?
Evet, sık olarak tesadüfen saptanır. Hastaların önemli bir bölümünde hiçbir yakınma olmaz; çünkü beyin tabanındaki damar halkası ve komşu damarlar yeterli desteği sağlar. Bu kişilerde tanı, başka bir nedenle yapılan bir muayenede iki kol arasında tansiyon farkı fark edilmesiyle, boyun damarları için çekilen bir doppler incelemesinde ters akım görülmesiyle ya da başka bir nedenle çekilen bir tomografide darlığın saptanmasıyla konur. Kalp ameliyatı öncesi yapılan değerlendirmelerde de ortaya çıkabilir. Tesadüfen saptanan ve belirti vermeyen darlıklarda girişim gerekmez; ilaç tedavisi, risk etkenlerinin denetimi ve düzenli izlem yeterlidir.
Kol damarı darlığı olan kişide bilek nabzı zayıf alınır mı?
Evet, bilek nabzı zayıf alınabilir ya da hiç alınamayabilir; bu, darlığın derecesine bağlıdır. Hafif darlıklarda nabız alınmayı sürdürür ancak karşı tarafa göre zayıftır; ileri darlık ve tıkanıklıklarda nabız kaybolur. Bu nedenle muayenede yalnız bir kolun değil, iki kolun nabızları karşılaştırmalı olarak değerlendirilir: koltuk altı, dirsek ve bilek düzeylerinde ayrı ayrı bakılır ve nabzın zayıfladığı düzey darlığın yerini gösterir. Nabız alınamadığında el dopplerıyla akım dinlenir. Nabzın zayıf olması tek başına girişim gerekçesi değildir; karar, belirtilerin varlığına ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğine göre verilir.
Subklavyen çalma sendromunda takip nasıl yapılır?
İzlem, belirti olup olmamasına göre düzenlenir. Belirti vermeyen kişilerde doppler ultrason belirli aralıklarla yinelenir; bu incelemede darlığın derecesi, beyne giden daldaki akımın yönü ve karşı taraftaki damarlar değerlendirilir. Her kontrolde iki koldan tansiyon ölçülür ve aradaki farkın artıp artmadığına bakılır. Aynı dönemde boyun damarları, kalp ve bacak dolaşımı da izlenir; çünkü damar hastalığı çoğu kez birden fazla bölgededir. Girişim yapılmış kişilerde ilk inceleme işlemden kısa süre sonra yapılır ve sonraki karşılaştırmaların temeli olur. Sigaranın bırakılması, kan yağlarının ve tansiyonun hedefte tutulması izlemin ayrılmaz parçasıdır.

Kaynakça

Bu içerik, aşağıdaki uluslararası otoriter tıbbi kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

  1. World Health Organization (WHO) — Cardiovascular Diseases
  2. NHLBI (NIH) — Heart and Vascular Diseases
  3. MedlinePlus — Heart Diseases
  4. PubMed — Cardiovascular surgery
  5. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Cardiovascular Disease